👉Aynı Çatı Altında İki Yabancı

421 Words
Bölüm 2 Kapı kapandığı anda sessizlik odayı ele geçirdi. Nefes almayı unuttum sanki. Bu oda artık benimdi, ama aynı zamanda onun da. Yavaşça içeri girdim. Devasa bir oda, her şey kusursuz, pahalı ve soğuktu. Tıpkı onun gibi. Arkamdan kapının tekrar açıldığını duydum. Kalbim hızlandı. Geldi. Adımlarını duydum; ağır, kendinden emin, tehlikeli. Arkama dönmeye cesaret edemedim. “Bu kadar korkmana gerek yok,” dedi. Sesi beklediğimden daha sakindi. Ama o sakinliğin altında tehlikeli bir şey vardı. Yavaşça döndüm ve Aras tam karşımdaydı. Ceketini çıkarmış, kollarını sıvamıştı. Gözleri direkt bana kilitlenmişti. Sanki beni okuyordu. “Ben korkmuyorum,” dedim. Yalan söyledim. Hem de çok büyük bir yalan. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. “Yalan söylemeyi pek beceremiyorsun, Dilşem.” Sinirlendim. “Benim neyi becerip beceremediğim seni ilgilendirmez.” Bir adım attı. Geri çekildim. Bir adım daha attı. Duvara çarptım. Kaçacak yerim kalmamıştı. Elleri iki yanımda duvara dayandı, beni tamamen kapattı. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. “İlgilendirir,” dedi alçak bir sesle. “Çünkü artık benim karımsın.” Sözleri içime buz gibi işledi. Gözlerimi kısmadan ona baktım. “Kâğıt üzerinde,” dedim. Bu sefer o sustu, ama bakışları değişti. Daha sert, daha karanlıktı. “Bu evlilikte kuralları ben koyarım,” dedi. Sinirim korkumu bastırdı. “Ben kurallara uymam.” Bir an sessizlik oldu. Sonra beklemediğim bir şey yaşandı. Gülümsedi. Ama o gülüş sıcak değildi, tehlikeliydi. “İlginç,” dedi. Bir adım geri çekildi. Oh, nefes alabildim. “Çoğu kadın bu noktada ağlar, yalvarır veya boyun eğer. Sen hangisisin, Dilşem?” Gözlerimi ondan ayırmadım. “Hiçbiri,” dedim. O anda aramızda görünmeyen bir savaş başladı. Aras derin bir nefes aldı. “Rahat ol. Bu gece sana dokunmayacağım.” Şaşırdım ama belli etmedim. “İstemediğim biriyle aynı yatağı paylaşmam.” Bu söz içime garip bir şekilde dokundu. “Ne kadar düşüncelisin,” dedim alayla. Gözlerini devirmedi, sinirlenmedi. Sadece yaklaştı. Yüzü bana çok yakındı. “Yanlış anlama,” dedi fısıltıyla, “bu sana değer verdiğimden değil.” Kalbim sıkıştı ama geri adım atmadım. “İyi,” dedim, “çünkü ben de seni istemiyorum.” Birbirimize uzun uzun baktık; sert, sessiz ve tehlikeli. Aras geri çekildi, ceketini aldı. “Yatak senin,” dedi ve kapıya doğru yürüdü. “Elbette bu geçici,” diye ekledi. Kapıyı açtı ve durdu ama arkasını dönmedi. “Alışacaksın, Dilşem,” dedi ve çıktı. Kapı kapandığında dizlerimin bağı çözüldü. Yavaşça yere oturdum. Ellerim titriyordu ama gözlerim dolmadı. Ağlamayacaktım, asla. Kendi kendime fısıldadım: “Bu oyunu sen başlattın.” Başımı kaldırdım, gözlerim sertleşti. “Ama bitiren ben olacağım.” Aynı evde yaşıyorduk ama aslında savaş alanındaydık.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD