Lale
Gece oldu, hiç bir bahane ile göremedim Altan'i. Derdi ne soramadim. Ya para isterse. Elim boynumdaki inci kolyeyi gitti. Daha 12 saat saat bile olmamıştı takmaya başlayalı ama belli ki o kadar süre bile sana fazla dedi hayat.
Ne kadar eder acaba, ya tekrar isterse... Kara prense ne derim? Neden takmıyorsun derse...
Odada sinir stres dolanırken iceri girdi. Yüzünde tuhaf bir ifade vardı. Üstünü çıkartırken sürekli yüzüme derin bakışlar attı.
" Duru..." sustu. Sinirle soludu pijamasini giyerken. " yarın parti yapacakmis. Doğum günü için. İnsanların dedikodusu yüzünden burada yapacakmis. "
Bana ne ki, bana neden söylüyor. Doğum günü pastası kaç lira acaba, pastahane açınca bir sürü yaparım. renk renk... Bir sürü tarifim var
" kabul etmek zorunda kaldim" yanıma kadar gelip beni kendine çekti. Başımı öperken elleri sırtımda Saçlarımın arasında dolaştı.
Neden bu kadar anlayışlı. Of, pasta dedi canım pasta istedi işte ama kendi tarifimi... dışarıdan alınanlar değil
" şey.... " Bana baktı. Nasıl bu kadar değişebilir insan anlamıyorum. Daha dün canımı yakmaktan zevk alan adam mı bu adam? Kaşını kaldırmış konuşmamı bekliyordu
" İzin verirsen... cok malzeme gitmiyor... " Al işte yine gozum yaşlar doldu " az bir parça yapabilir miyim? Hem sana da veririm yersin, sever misin? "
Kaşlarını catmis bana bakıyordu. Yüzünü eğerek göz hizama geldi " Neden bahsediyorsun, veririm dediğinde aklıma tek bir şey geliyor ve evet verirsen alırım çok seviyorum "
Offfff bu adamın da aklı fikri orada. Sinirle soluyarak " pasta diyorum pasta" diye kendimi tutamadan isyan ettigimde kahkaha atmaya baslamisti
Güldüğünde çok... nasıl desem... şey oluyor. daha az korkutucu.
" Benden pasta yapmak için izin mi istiyorsun?"
Bir kerede anlayan insan aranıyor. Of evet izin istiyorum. Basim daha da yere eğildi. " Ben çok severim... tatlı şeyler. ama izin vermezsen yoğurtla şeker de yerim."
Ellerimde elini hissettim. " bensiz bir şey yapman hoşuma gitmiyor, hadi yapalim"
Yapalım derken " Seninle mi?"
Arkasında sürüklenerek gelen bana dönüp çapkın bir bakış attı
" Beni sadece yatakta değerlendirme, mutfakta aşçı, sokakta beyefendi" kolumdan tutup çekip alnını alnıma dayadı " Yatakta efsaneyimdir. Her seyimden yararlan bence"
Gözleri gozlerimde o kafar tuhaf bakıyordu ki... hep bir mesafe vardi aramızda sanki ama şimdi yoktu. Tuhaf bir neşe hakimdi. Asansörün kapısını acip bekledi tıpkı bir beyefendi gibi
İçeri girerken sanki... sanki kokumu çekti içine. " Seninle asansörde olmak tuhaf hissettiriyor" dediğinde bir kere daha hatırladım yerimi. Öyle ya ben kim sen kimsin.
Bir daha binmem, Daha dune kadar merdiveni kullanıyordum, incilerim dökülmez herhalde. Elim inci kolyemi gitti... içimi hüzün kapladı. Sevmiştim, sevmiştim...
Mutfağa geldiğimizde Serpil kendine kahve yapmis 32 dişi ile sırıtarak video izliyordu telefonundan. Bizi görmesi ile toparlandı
" efendim bir emriniz mi vardı?"
Bana da mı diyor emriniz derken acaba? Onu öyle görmek o kadar keyif veriyor ki. Eminim Kara prensin çıplak üstüne bakıp içi gidiyordu şu anda.
Gozu sürekli kara prensin elimi tutan eline kaydı. Canini nasıl acitacagimi çok iyi biliyordum. Koluna sarılıp " sen de bana yardım edeceksin ama" dediğimde yüzüme şaşkınlıkla baktı Kara prens
" Elbette "
" Sen gidebilirsin " dediğinde ise aniden " Aslında kalsa... etrafı temizler" dedim gözümü Serpil'in üstünden çekmeden.
" Kal, malzemeleri getirip etrafı temizlersin"
Ada tezgahın etrafındaki bar taburesine oturup " eee ne yapıyoruz anlat banalim" dediğinde hazırdım, hem kendime pasta yapmaya hem de Serpil cadisina işkence yapmaya
Tüh, ne sakarım... süt döküldü, yağ döküldü, yumurta elimden düştü, bardak kırıldı.
Üstelik saat nerede ise gece yarisi...
" oldu mu?" dedi elindeki karıştırma kabini göstererek. kakaolari da ekleyince enfes bir koku yayilmisti padispanya harcindan. " Biraz daha karıştır "
Bakislarim ne kadar dirensem de karıştırırken kabaran kol kaslarına kilitleniyordu. Neden üstüne bir şey giymedi ki bu?
Derin derin soluyup bakışlarımi vücudundan çektiğimde bana bakan bir çift göz gördüm. Yüzünde yarım bir gülümseme " Hoşuna gitti mi?"
Çırpma telini kaldırıp akan çikolatayı gösterirken daha da kabardı kaslari " Nasıl, istah acıyor değil mi?"
Yutkundum, tabi tek yutkunan ben değildim. Dikmiş gözünü arkasında sırtıni inceliyordu Serpil cadisi.
" Ver şunu mindar ettin"
Ne diyorum ben? Kahkaha atarak karşılık verdi " sen de git uyu sabah temizlersin" diye cemkirdim
Dikmiş gözünü bakıyor, bu da zaten mal meydanda geziyor. Bir insan azıcık saklar canım kendini. Kadin olsa o hoooo bu yani!
İma dolu bakışları, kahve içerken de devam etti. Eline pastacı kremasini verip " şunu karıştırarak kıvam ver" deyip geçip oturdum karisina.
" O pastadan kocaman bir dilim istiyorum... hep beni calistirdin" söylene söylene karistiriyordu.
Bir an sanki sevgiliymisiz gibi geldi, dizilerdeki sevgililerdenmisiz. Sonra ise yarın evinde nişanlısının dogun gününü kutlayacağıni hatırlayıp hayal aleminden çıktım. Daha fenası beni ona vermesi. Al senin olsun demesi.
Bunu asla unutmayacağım, her hatırladığımda canim acıyacak ama suan ondan başka yerim yok. Sıkıntı ile nefes verdim. Sabret... hem intikamını alacaksin hem de yeni bir hayat kuracaksin.
Ona bakmayı bırakıp asılan yüzüme tezgaha döndüm. Büyük bir dikkatle tereyağlı kremayı sürerken tüm emeğim arkamdan sarılan adam ile çöp oldu
" hiiiiih!" korku ile sicrarken o kadar kusursuz sürdüğüm krema hep mahvoldu
" Ne yaptiiiin ya?"
Sinirle soludum " Al işte bak ne oldu!"
Sinirden gözlerim dolmuştu, nasıl özenmistim ama ben! Pastamı mahvettigi yetmedi bir de parmağını daldirdi " Çok konuşma da doyur beni açım ac"
Vucunu ile beni ittiginde karnım ada tezgaha yapismisti, onunsa sertliği kalcama...
Ellerim titremeye başlamıştı ki beni kucağına alıp tezgahın üstüne oturttu. Pastayı eline alıp parmagi ile çikolatasını sıyırdı. Ağzına götürüp yaladı.
" Siktir çok güzel... cok yeteneklisin" gözümün içine baka baka tekrar parmağını daldirdi...
Kalbim adeta ağzımda atıyordu, terledim mi ben? Şu titreme ne zaman bitecek... Of salak akciğer ardi önü nefes alıp vereceksin. Nasıl bunu karistirabilirsin?
Göğüs kafesim kabarmasin diye uğraşırken bu sefer de karnım hızla cıkıp inmeye başladı.
O ise vücudumun her tepkisine bakıp memnuniyetle gülerek devam ediyordu beni utandırmaya. Parmağındaki kremayı ağzıma getirdi
" İnanmıyorsan bak, çok lezzetli. Hadi al agzina"
Adem elması inip kalkarken bir inleme çıktı boğazından, yüzü segirdi,gözünü kısıp ard arda küfürler savurdu.
Burnumun ucundaki parmağına baktım... Utandim,yerin dibine geçiyordum. Her an biri gelip beni görecek diye çekinirken bir taraftan da ne dedi ise yaptım.
Parmağını ağzıma alıp emdigimde gözlerini kapatıp kendini ada tezgaha dayayıp daha da yaklasti bana. Bacak aramdaki vucudu vücuduma nerede ise yapismisti
Göğsüm göğsüne alnım alnına yapismisti.Sicak nefesi yüzüme çarparken boğazından belli belirsiz inlemeler çıkıyordu hiriltili seslerin arasında " siktir... siktir aklımı alıyorsun siktir"
Pastayı kenara bırakıp kollarıni bedenime sardi dudakları dudaklarıma kapanırken dudaklarım ağzının içinde nefes nefese, ellerim çıplak göğsündeyken ilk defa o istemeden bir sey yaptım
Ayaklarımı vücuduna sardım. Bir an uzaklaştı benden , yüzünde tatminkar gülümsemesi ile üstüme daha da sert kapanip ensemdeki eli ile başımı kendine bastırarak öptü
Allahim, kötü kadın mi oldum ben... Neden çekmiyorum ellerimi onun vücudundan. Neden bacaklarimla sarıyorum, kendime çekiyorum. Sağ elimin altında atıyordu kalbi. Sanki kaburgasindan fırlayıp avuçlarıma konacak gibi.
Bense kendi dusuncelerimde kulaç atiyordum. Üstümde bir kir var, elleri ile buladilar beni o kire, simdi onlar temizlesin istiyorum
Kim kabul eder ki beni bu kirle... İlk onun oldum, son o olsun istiyorum. İşte yine kapıldım o olmaz hayale. Kendi kirletti beni, kendi temizlesin. Kimseye bulaşmasın pisliğim. Bu kir ikimizin.
Ayni günahın suçlulariyiz, birimiz digerinden daha masum değil. Dudagimi emerken yine vucudumu bir sicaklik sardi.
Kötü kadın mı oldum? neden beni odaya götürmesini istiyorum.
...
( Devam edecek)