Lale
Çok güzel bir elbise... bembeyaz. Gelinlik gibi! Nasıl bir gelin olurdum acaba. Bir gün evlenecek olsam kesin böyle bir elbise giderdim nikahımda.
Elim saçlarıma gitti, örgülüydüler. Açsam mı? yok canım daha neler? Ama asistanların saçı açık oluyor.
Yok yok, saçını aç demedi kara prens. Elbiseyi giy gel dedi. Şimdi kızdırmayalım durduk yere.
Neden kalbim böyle atıyor ki?
Odasının kapısına geldiğimde kapıyı çalar çalmaz karşılık verdi " gel"
Normalde hep kapıda dikerdi halbu ki!
" Şey ben, gel demiştiniz de"
Bakışları elbisemde gezindi. " Kimliğini getirdin mi?"
" yok getirmedim"
" Git getir"
Kocaman bir gülümseme kapladı yüzümü.
" Tabi hemen"
Sigorta yapacak, allahım sigorta yapacak! kredi alıp eve çıkabileceğim. Sigortam olacak.
Odaya gidip çekmeceden çantamın içinde ellerim titreyerek titreye aldım kimliğimi.
18 yaşındasın, sigortalı işin olacak... maaşını da söyler belki!
Hem serviste ve temizlikte olduğu kadar yorulmuyorum da!
Bu adam gökten inmiş bir melek!
Koşa koşa gittim odaya. Nefes nefese girdiğimde yüzüme bakıyordu gülerek.
Kimliği eline aldı ve koltuğuna oturdu.
" evet artık 18 sin"
' evet efendim" deyip hızla başımı salladım.
Koltukta kaykılarak baktı bana. Doldurduğu viski kaderini yudumlarken ben boşboğaz ben duramadım tabi
" Bu günden mi başlar sigortam yarın mı başlar? geç oldu çünkü bu gün yarın mı başlar. Baktım ben çünkü 6 aydan sonra kredi çekebilirmişim"
Kaşlarını çatmış dikkatle beni dinliyordu
" gerçi paramı Serpil karısı... şey yani Serpil abla almamış olsa kredi çekmeme gerek kalmayacaktı ama.." Beni dinliyor ama anlamıyordu sanki
" Ne kredisi, ne sigortası?"
Sigorta yapmayacak mı? ama kimliğimi istedi
" Şey kimliği istediniz diye... Ben Sigorta yapacaksınız diye. " yapmayacak, saldır Lale Sigorta şart kızım
" Maaşımdan kesebilirsiniz Sigorta ücretini, sadece giriş yapın yeter. Az alırım ki ben. Hem az da sayılmaz zaten. Yatacak yer veriyorsunuz, karnım doyuyor. Yani maaşımdan kesebilirsiniz Sigorta pirimini"
Yüzüme öyle dikkatli bakıyordu ki. Ayağa kalkıp yanıma geldi.
Çok yakınıma. Bir an geri adım atıp uzaklaşmak istedim. Eli ile çenemden tutup kaldırdı yüzümü.
" Ne saçmalıyorsun sen?"
Gözlerim yaşlanmıştı, yine dudaklarımı birbirine bastırıp ağlamamaya çalışıyordum.
Yapmayacak, ne olur sanki yapsa... dünya kadar parası var. Hem maaşımdan kes diyorum işte...
" Maaşımdan kesersiniz diye.." Sesim giderek düştüğünde bakışları daha da sertleşti
" kahretsin, gerçekten bu kadar mı safsın?"
Çenemdenki elini çekti.. sinirle dolandı odada. Ne dedim ki? Ne desem kızıyor.
" odana git" diye bağırdı.
" emredersiniz"
Ağlak sesimle odama döndüm. Yatağa oturup ard arda gözyaşı dökmeye başladığımda elbisede yağmur damlaları gibi damlalar oluşmuştu.
Madem Sigorta girişi yaptırmayacaktı neden umutlandırdı ki beni?
Banyoya gidip tekrar duş aldım kendime söve söve.
' aptal, belki de yapacaktı car car konuştun vazgeçti adam'
Olabilir mi? olur mu olur. Bu zenginlerin neden huylanacağı hiç belli olmuyor ki.
Duştan çıkmış saçımı havluya sarmıştım ki yüksek sesli bir inleme duydum
Bir kadın sesi
Nereden geliyor o ses, kapıyı açıp koridora çıktığında yan odadan geldiğini anladım.
" ahhh ahhhhhh ahhhh çok iyi ahhh tanrım çok iyisin"
Bas bas bağırıyordu. Kulağım kapıda ellerimle ağzımı hızla kapattım.
Allahım tövbe tövbe !
Hızla odaya döndüm. Koşarak çekmeceden kulaklığımı çıkartıp kulağıma taktım, son ses müzik açıp pencerenin oyuntusuna oturdum.
Yağmur başlamıştı, yağmur ve müzik sesi ile az önce kulaklarımın işittiği günah dolu sesleri hafızamdan kazımaya çalıştım.
Neden o kadar yüksek sesle bağırdı ki? Canı mı acıdı? Tövbe tövbe! günah Lale... kötü müsün sen, kötü kız mısın? neden merak ediyorsun böyle şeyleri?
Allah cehennemde yakacak seni!
Dakikalarca müzik dinledim. O kadar yüksek sesle dinledim ki kulaklarım acıyordu artık.
Bir kere daha bıkkınlıkla kulağımdan çıkartıp kulaklığı dikkat kesildim ki sonunda sessizlik vardı
Oh be!
Telefonun da şarjı bitmek üzereydi zaten. Telefonu şarja takıp yatağa uzandım. Gözümü kapatıp duyduğum her şeyi unutmak istiyordum
Sanki etini kopartıyorlardı, o nasıl bağırmak öyle!
İnsan yan odasında yatan var ondan çekinir... ama onlara göre biz insan mıyız ki!
Gözlerimi açtığımda bu sefer yağmur sesi vardı kuş seslerinin yerinde. Kocaman pencerelerden yağmurun yağışnı, denize dökülüşünü izledim.
O kadar erken kalmıştım ki, nasılsa bu saatte uyanmaz derken bir kadın gördüm. Çıkış kapısına doğru gidiyordu.
Bu o kadın mı? akşamki... Uyandı mı o zaman?
Of... mesai başlar...
Sigorta yapmaya gelince yan çizdi bakalım maaşı ne kadar verecek. Anlaşıldı ben yine para bitiktireceğim.
Üstüme alel acele bir pantolon bir gömlek geçirip saçlarımı yine örüp gittim kapısının önüne.
Çaldım, çaldım.. ama ses yok. Nerede ki?
İçeri hafif kapıyı aralayıp girdiğimde kimseyi göremedim.
" Kara prens de gitmiş galiba" diye söylenerek odaya göz attım.
Yatak çarşafı tabi ki yine çöpü boylayacak...
İstemeye istemeye parmaklarımın ucu işe tuta tuta çektim çarşafı
Of, hala ıslak... Kim bilir ne bu?
Keşke poşet getirseydim. Aynen büyük bir çöp poşeti, hemen alıp geleyim.
Tam arkamı döndüğümde onunla çarpıştım.
Ellerim düşmemek için kollarından tutunup göğsüne sığındım
" ayhhhh"
" iyi misin?"
Ay iyiyim ama şuan iyidim desem olmaz ki
" ayağım şoldu"
Ne oldu? yalan da hiç söyleyemem.
Üstüme ıslak saçından su damlaları akıyordu
" Otur " deyip yatağa oturttu
" Şimdi daha iyi misin?"
O an dikkatimi çekti, çıplak mı yine o? O önündeki v şeklindeki şey ne acaba..
Dudaklarımı birbirine bastırmış göbeğindeki şiş kasa bakıyordum ki bir an eli yüzümün önünde gezdi
" hey buraya bak buraya, iyi misin?"
Dönüp yüzüne baktığımda ciddi bir ifade ile beni süzüyordu
" iyiyim, noldu ki?"
Noldu ki mi? salak Lale, ayağını burkmuş numarası yaptın ya... gerçi ayağın kopsa o kadar bağırmazdın da neyse!
Gözlerini kısarak bana baktı. Orta uzunluktaki saçlarının her birinden su damlası damlıyordu
Bu adam neden saçını kurutmuyor?
" Şey yani geçti, kopmadı ki canım sonuçta"
Canım mı, senin canın çıksın e mi Lale! Bu karda kışta atıl kapı önüne de rahatla. Adam iki yüz verdi diye hemen astara alıcı çıktın
" şey yani iyiyim efendim"
" Bırak onları git dinlen bu gün, basma o ayağına da geçmezse söyle doktoru ararız"
" yok daha neler?" Ve yine yaptım. Yine adamın lafının üstüne laf ettim.
Bakışı sertleşmiş, çenesi katılmıştı
" şey tabi, söylerim olur teşekkür ederim" bin tane saçma kelimeden bir cümle türetip odadan çıkarken topallaya topallaya " diğeri" diye bağırdı
" Anlamadım ne diğeri efendim" kapıdan çıkmadan dönüp cevaplamıştım
" Diğer ayağını burktun yanlış ayağınla topallıyorsun"
Tişörtünü alıp tekrar banyoya geçerken ben kafama vura vura kapattım kapıyı
Aptal Lale, kuş beyinli Lale! Salaksın kızım sen salak.
Evet, salaktım o kadar salaktım ki kenfi odama girdiğim halde topallamaya devam ettim. Kimi kandıracaksam.
Yatağı, pencereyi, dolabı kaldıracağım herhalde!
Salak...