Satilik Beden 2

1241 Words
Lale Bedeninden ayrıldım, ruhumun kimsesizligine iyi gelen sıcaklığından ayrılıp korkunç gerçeğe dönmeye karar verdim. Bu gece benim ölüm gecemdi. Belli ki birileri Lale'yi bu gece öldürelim demişti ve bunun için seçtikleri yöntem buydu " Allahim affet, allahim affet" mırıldanarak elimi buluzuma atıp çıkartmaya başladığımda ellerimin üstünde iri ellerini hissettim " Ne yapıyorsun?" İstediğini, yoksa istemiyor mu artık? " Be ...Ben!" " Gel buraya" tekrar sardi kollarini " kuş gibi titriyorsun... " Kuş gibi... keske kuş olsam, uçup gidebilsem. " Gel hadi" Elimden tutup yatağa götürdü, yatırdı. Bas ucumda oturup saçlarımı okşadı. Acı ile yüzüm bursunca kaşlarını daha da sert çattı " Ne oldu senin başına?" Ne oldu? " Kan var, saçın da seyrelmis sanki..." sustu. Yüzüme baktı sert bir ifade ile. Öfke ile soluyarak üstümden gecerek arkama uzandi, belimden sarılarak kendine çekti. Korku ile gözümü kapatmış, ellerimi sımsıkı yumruk yapmıştım. " Korkma, buradayım uyu... kimse sana zarar veremez, izin vermem " Sımsıkı kapattığım gözlerim yavaş yavaş açıldı. Yumruk yaptığım parmaklarım çözüldü. " yapmayacak... miyiz?" Başını boynumda hissettim. Dudağını, tabi ki yapacak... Ne sandın salak Lale? Zaten istediği buydu Ardından basimda hissettim dudağını " Uyu güzelim" Bir eli ile karnımdan sarılmış diğer eli ise saçımı oksuyordu " Uyu... Sen ne zaman istersen o zaman olacak. Hiç bir kadına o istemediği sürece dokunmadım ben" İstemek,ben mi? Ben sadece bir evim olsun istiyorum... " ya hiç... hiç istemezsem" sesim giderek kisilmisti. " isteyeceksin... kendine zaman ver" Zaman... Sabah ya anlatırlarsa, ya yalan söyler onu da kandırırlarsa. Adamın yatağına gelip yattım, hafif kiz olduğuma inanirsa Korku, dehşet ve yorgunluk ile kapandı gözlerim. Normalde uyku girmemesi gerek ama ben uyudum, hem de karşı koyamayacagim bir uykusuzluğa kendimi bırakarak Gözlerimi açtığımda karşima havlu ile çıkmış kötü prensi gördüm. Hızla geri kapattım gözümü. Gerçekten de burada mi giyinecek, elbette burada giyinecek Lale adamın odası burası " ac gözünü giydim " dediğinde gözümü açtım. " şey ben..." sen ne? anlamış iste... " Aşağı inmek için seni bekledim guzelim" Beni mi beklemiş? Yanağımı okşadı yine, tüm dikkati ile yanağıma bakarken dişlerinin sürtünme sesini duydum. Yaklaştı, o yaklaştıkça ben sımsıkı kavramıştim yorganı. Gözlerimi kapattım ve kendimi en kötüsüne hazirliyorken yanağımda yumuşacık bir öpücük hissettim. Gözümü açtığımda hala dudağı yanagimdaydi. Kendini cekmeden konuştu " Sana bunu kim yaptı ise kendini hazır hissettiğin bir gün bana söyleyeceksin canini okuyacağım " Yanağımdan uzaklaşıp gözlerime baktığında o kadar yakındı ki... Dun aksam korku ile çarpan kalbim yine ve aksamdan çok daha şiddetli çarpmaya başlamıştı Bu sefer korku değildi ama. Tuhaf ama ondan korkmuyorum, neden? Bana sen ne zaman istersen dedi o yüzden mi? Peki madem öyle kalbim neden bu kadar hızlı atıyor ki? Dun akşamın korkusunu atamadım çünkü..hep o yüzden. " Hadi hazırlan da inelim" İnelim... Odama gidip keşke tüm elbiseleri kesmeydim diye pişman ola ola seçtim kıyafetimi. Para biriktirirken kıyıp bir elbise almıştım Kirmizi çiçekli, yeri siyah ama o kadar güzel ki... diz kapağımda uzunluğu, prenses kolları vardı elbisenin. Giyip saçımı özenle örerken fark ettim başımın kenarındaki seyrekliği, kırmızılıgi Gözlerim yine yaş doldu... Aynada kendime bakarken gördüm onun yansımasını. Kapının önünde siyah pantolonu siyah gömleği ile bekliyordu Gömleğinin kollarini kivirmis. Kapı pervazina yan yaslanmis elleri koynunda " Kahvaltıdan sonra alışverişe gideriz" Nasil yani ? sevmedi mi? ama çok güzel ki... Tüm haftalığımı bu elbiseye vermiştim ben. Kafamı sallayıp yanına geldiğimde kapı önünde duruyordu. Gözü kan oturmuş saç diplerime takıldı eminim, zira o noktaya bakıyordu Üstüme doğru kapanarak sacimin ucundaki tokayı çekti. Korku ile kaldırdığım elim göğsüne yapismisti. Sanki onu durdurmaya calisiyordum istemsizce " afedersiniz" deyip hızla indirdim " affederim ama sizli bizli konusma" kulağıma doğru eğildi saçımin orgulerini çözerek " İstediğin gibi dokunabilirsin" Kulaklarıma dek alev aktı sanki tepemden. Tüm bedenim utanç ile kapkatı kesilirken o saçlarımı parmaklarının arasından gecirerek açtı. Agir ağır, özenle sacimin önünü duzeltti. " Böyle daha iyi" dediğinde " ama dökülürler yerden kıl olur, sonra kim temizleyecek.." cümlemi bitirmeden gözleri gözlerime bakışı ile anlatmıştı anlamam gerekeni Kim temizleyecek, elbette hizmetciler. " Hadi aciktim" Elimden tutup cekerek götürürken normalde utançtan gömmem gereken başımı diktim. Namussuz ha, görün bakın o namussuz size ne yapacak ! Arkasından dalgalanan saçımı savurarak takip ettim. Gülümsüyor mu o? Masaya geldiğimizde herkesin gözü ustumuzdeydi. " otur guzelim" deyip sandalyemi çektiğinde Serpil'i görmedim ama kalp krizinden ölmedi mi bir düşme bayılma sesi de gelmedi. Ardindan oturup karşımızdaki Sultan ablaya servise başlamasını işaret ettiğinde servis tabaklarını doldurmaya başladı " Lale' den başlayın servise" Sesi o kadar sertti ki.Onlarin yüzü gerildikce benim yüzüm aydinlaniyordu. Fincana çayı doldurmaya başladığında sert ses tonu yükselerek uyardı " Sordun mu çay mı içecek baska bir şey mi istiyor diye?" İkisi de ürpermisti... Yalan yok ben de bir ürperdim. " Ne içersin Lale?" Ve Masadan yükselen ses... " Ne Lale'si... Lale hanım! " oyle bir bağırdı ki gözü yaş dolmuş bana bakıyordu Sultan ablanın. Benim karşımda azar işitmek onurunu incitmiştir. Benim de onurum vardı ama dün akşam kimse onun incinmesine aldirmadi.. Dun geceden sonra ona Sultan abla bile demek gelmiyordu içimden de neyse... " Ta...tabi efendim " Sesi titredi, tıpkı dün aksam benim sesimin titrediği gibi. " Evdeki herkese söyleyin, bundan sonra Lale hanıma en ufak bir saygısizlik yapan olursa kendini kapının önünde bulur" Masanın üstümdeki elimi kavradiginda göz göze gelmiştik. Derin bakışı yine yüzümde dolandi " o benim kıymetlim... herkes ayağını denk alsin" Ben, Lale... bu dünyada birisi için kıymetli miyim? Düne dek sokağa atılacak Lale, üstüne basılıp geçilen Lale şimdi kıymetli mi oldu? Evet kıymetliydim çünkü bana kıymet veren adam güçlüydü. Bana değer veriyordu. Dun aksam suratıma inen eller şimdi bana servis yapıyor, hizmet ediyordu. O an ona baktım, yakışıklı hem de cok yakışıklı bir adamdı. Neden beni istiyordu bilmiyorum ama istiyordu işte. Belki de Tanrı bu şekilde yardım etti bana Onunla olmak, hala iliklerime dek korkutsa da beni, geçek şu ki şuan yüzüme yeni bir tokadın inmeme sebebiydi elimi tutan eli. Gülümsedim, dün akşam öldürmek istediğim adama gülümsedim.Oysa o kara prensti.. kötü olandı. Bir gecede yer değişti tüm iyiler ile kötüler... Yemek bitene dek mutfak personelini yollamadı. Önceden ben de hizmetteydim ve cok iyi biliyordum servisi tamamlayıp gidip kahvaltı yapardik Biz iştah ile kahvaltıyı yaparken karşımızda ac ac dikiliyorlardi. Serpil'in gözüne baka baka yedim sigara böreğini " sevdin mi?" dediğinde gülümseyerek baktim ona ağzımda sigara böreği ile " Çok guzel değil mi sence de ?" Bir taraftan böreği ısırıp kopartmaya çalışıyor diğer taraftan on cevap veriyor oluşum güldürmüstu onu. " Ne zaman istersen yapsinlar" Yapacaklar mı? Oysa bir tane bile düşmezdi payıma, sevmedikleri çok yağ çeken, ya da yanmış olanları önüme koyarlardi. Simdi benim için mi yapacaklardı yani ? " olur soylerim" dedim karşımdaki iki kadina bakarak. Bir insan bakış ile oldurulebilse beni oldurmuslerdi. Bir günde ne oldu da ben böyle bir nefreti hak ettim. Masum olduğumu bile bile dövdü beni. Serpil... o ise masumiyetimi bile bile iftira attı bana Cok küçük olmama rağmen bir ders verdiler. Onları bana servis yaptıracak bir ders. Önemli olan hakli olmak değildi... yanımda duran adama baktim. Önemli olan güçlü olmaktı Bana isteyeceksin demişti. Haklıydı... istiyordum. Onunla birlikte olmayı değil bu gücü. 6 ay, 6 ay sonra kaybedemezdim bunu Ona baktım, kahvesini içip gazetesini okuyan adama. " bitti" dediğimde göz göze geldik. " Alışverişe gidecek miyiz? hazırlanayım mi ?" Amacım alışveriş değildi, Serpil'in duymasını istiyordum. " Hazırsan hemen gidelim guzelim" " Hazirim " dedim masadan firlayarak. Yüzündeki gulumseme derinleşti. Bir daha asla gözyaşını onlara göstermeyeceksin Lale. Dimdik duracaksın ayakta, içinde deprem oldu, afet koptu ama onlara bunu sezdirmeyecek, kimseyi sevindirmeyecek. Elimden tutup el ele çıkışa doğru giderken dönüp bakmasam bile Serpil'in olup bittiğini adim gibi biliyordum Elleri sıcacık, tıpkı bedeni gibi... oysa benim ellerim hep soğuk olur!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD