Göz göze (+21 olumsuz örnek olacak kişi ve davranış icerir)

977 Words
Lale Ve yine ... yatağın altında bir iç çamaşırı daha. Gerçekten bu adam tek kelime ile iğrenç. Aşağıda bas bas bağıran yabancı bir müzik eşliğinde tepinen kadınlar ve beyefendi kurulmuş koltuğa.. Elinde viski şişesi ile kızları izlerken herhalde ailesinin yasını tutuyor. " Çok oyalanma, birazdan bir kadın misafiri ile gelir, banyoyu da temizle çık" diye çıkıştı Sultan abla. " Peki abla" Daha ailesinin kırkı çıkmadı, bu nasıl adam? Üstelik babası dünya tatlısı bir adamdı. Annesi desen o da öyle. Bu kime çekmiş ki? Banyoya girdiğimde ise asıl şoku yaşamıştım. İç çamaşırları mı onlar? Manyak mı bu kadınlar, çıplak mı gitmişler. Elim yerdeki turkuaz dantelli sütyene gitti. Bir an içimdeki çamaşırı düşündüm, bezden ten rengi... hatta küçültücü takıyorum belli olmasınlar diye. "Bu neresini kapatıyor ki memesinin? " " Kapatması şart değil" Korku ile " hihhh" içimi çekerek arkamı döndüğümde onu gördüm. Siyah gömleğini soyarak içeri girdi. Çıkarttığı gömleği yere atarken gözü bedenimde dolaştı. Üstümde dirseğime dek kolu olan ayak bileğime dek uzun bir elbise vardı. Yüzünü buruşturarak baktı üzerimdekilere. " Neden bu kadar korkunç görünüyorsun sen?" Sarhoş, dili dolanıyor.. Lavabonun önünde çekmecelerden bir şey ararken ben kendimi açıklamaya çalışıyordum " Ne - nesi var ki? be ... Ben sevdim" Elim üstümde gezindi. Ne anlarsın sen kıyafetten. Kötü kadın kıyafeti yok ya üstümde ondan tuhafıma gitmiştir Çekmeceyi açmış içinden bir kutu çıkartıp eline bir şey aldı. Yarım bir şekilde omzunun üstünden dönüp bana baktı. 32 yaşında bir adamdı Batın bey. Kolları her hareket ettiğinde vücudunda bir kas kabarıklığı oluyordu. Açık tenli, kahve saçlı, kahve gözlü uzun boylu. Tam olarak bilmiyorum ama çok uzun boyu vardı. Sert bir yüz ifadesi vardı. O kadar sert ki tebessüm yüzünde hep eğreti duruyordu " Kaç yaşındasın sen?" Üstüme gelmeye başladığında gözlerim irileşmiş arka arka adımlayarak ondan uzaklaşmaya başlamıştım. O ise gözünü üstümden çekmeden gelmeye devam etti ki sırtım duşakabin camına yapıştığında kaçacak yerim kalmamıştı. Tam önüme dek gelmiş çenemde eli ile tutup kendine döndürmüştü Titriyordum, tüm bedenim.. Göz kirpiklerimden saç telime dek! Ard arda yutkunurken bedenimi yakan bir alev yayıldı tüm vücuduma " Dilini mi yuttun kaç yaşındasın dedim?" " O...on yedi" Yüzündeki tebessüm soldu. Çenemdeki eli sol omzumdan saldığım örgülü saçıma gitti. Saçımı bir halatı tutar gibi tuttu " kahretsin, peki doğum günün ne zaman?" Neden soruyorsun ki? pasta mı yaptıracaksın hediye mi alacaksın be adam sana ne? " Cumartesi günü" Eli saçımı okşamak ile avucuna dolamak arasında bir şeyler yaparken aniden gözleri bana döndü " kimlikte... cumartesi günü 18 e mi giriyorsun" Neye şaşırıyorsun, insanlar yaşar yaşlanır! " evet" Ve yine o gülümseme... neden korkutuyor beni? Yüzüme bile bakmıyordu ne güzel 38 gündür şimdi neden böyle ki? Sarhoş evet sarhoş o yüzden. Elindeki küçük kırmızı ambalajı bana gösterdi. " Cumartesi demek... " Sesindeki o tını... kendimi neden bu kadar rahatsız hissediyorum? Aklından ne geçiyor bunun? Ehliyet dışında ne için sorulur ki? Neden sorup duruyor. " Çok tuhaf ... bakıyorsunuz" dediğimde daha da derinleşen bakışı ile karşılık verdi. " Bence çok yakında hayatın tamamen değişecek maviş" Gözlerimin içine baka baka söylemişti ki açılan kapı ile ikimizin de başı odaya döndü. Bir kadın içeri girip " Batın burada mısın?" diye sorup öfke dolu bir ifade ile çıktı odadan. O ise bakışını üzerimden bir an olsun çekmemişti. Manyak adamın banyo duvarı aynalı camdı. İçeriden baktığınızda göremiyorsunuz ama banyodan odayı görüyorsun. Neden insan böyle bir duvar yaptırır ki? Elindeki paketi cebine soktu. " Git hadi" Tam önümden çekilmeden demişti bunu! Kalbim korku ile öyle atıyordu ki, kriz nasıl geçiriliyor bilmiyorum ama eminim ki ben kriz geçiriyorum. Soluk soluğa çıktığımda koşarak en alt kattaki odama saklanmaya gitmek en iyisi diye düşündüm. Az önce odasına dalan kadının yanından geçerken " Batın beyi gördünüz mü?" diyerek durdurdu beni Lanet olsun Batın beyinize de size de, bırakın artık beni iğrenç insanlar! " sağır mısın kızım sana dedim, Batın beyi gördün mü?" Gözüm göbeğine dek açık dekoltesine kaydı... Aman allahım her yeri ortada. Onun yerine ben utandım. " Ben şey..." " Buradayım" kapının önünde bize bakıyordu " Bırak çocuğu da gel, sabaha dek seni bekleyemem" Kadın kolumu bıraktığında gözüm odaya çoktan girmiş adamın korkutucu hayali ile bir kere daha sarsıldı içimde bir şey. Yine mi yapacak? ama daha dün bir kızla nişanlandı. Çok zengin bir ailenin kızı üstelik. Aile dostlarının kızı! Bu nasıl bir adam böyle? Midemi bulandırıyorlar. O nasıl kıyafetti öyle... Ellerim yanağımın sıcaklığını kontrol ederken kollarımı da göğsüme bastırdım Çok ayıp, çok utanmazlar... aileleri yok mu bunların ? Ürke ürke duvarın dibinden kimseye görünmeden saklana saklana indim aşağı. Bir sürü insan, Nerede ise ulu orta şapacaklar... Zaten manyak adam da korkuttu beni. Sana ne be adam kaç yaşındaysam. Odama kaçıp giderken Sultan ablanın sesi ile mutfağa uğradım " Gel kızım, Çetin amcan haftalığını vermeyi unutmuş" Gözlerim masanın üstündeki zarfa döndü. İşte günün en güzel anı! Hayallerime ulaşmaya 100 bin kaldı. " Teşekkür ederim abla" Zarfı alıp bağrıma basarak odama koştum. yatağımı kaldırıp diğer zarfların yanına koydum. " az kaldı kızım lale, kurtulacaksın bu cehennemden. Kendine çok güzel bir hayat kuracaksın. " Yatağa attım kendimi.. Evet kurtulacağım, o manyaktan da, yıkadığım tek kirli çamaşırlar benimkiler olacak. Hatta günlerce kirli kıyafetle bile gezebilirim. İstediğim saatte uyanacağım... kuşum bile olacak. Tüm güzel hayalim Serpil ablanın gelmesi ile bölündü. Üstünde inanılmaz mini bir etek ve dap dar bir gömlek. nerede ise düğmeleri patlayacak. " Batın beyin misafiri varmış" Evet ,bu gün sana ihtiyacı yok... Ellerim kafamın altında duymuyor gibi davrandım. gözüm yatağımın üstündeki yıldızlardaydı. Işığı kapatsa da izlesem... " Benim neyim eksik o kızlardan? Sana soruyorum geri zekalı" Of sensin geri zekalı! " hiç bir şeyin abla, sen daha güzelsin" Bir gün yalandan çarpılacağım bu kadın yüzünden. Allahım tövbe tövbe tövbe! Sen affet, pembe yalan bunlar. "Of sen de papağan gibi hep aynı şeyi söylüyorsun" Yaz ver kardeşim, yaz ver de ben de bileyim ne zaman ne demem lazım? Lambayı sonunda kapattı da üstünü değiştirip yatağımın başındaki yıldızlar parladı. Kamp da yaparım belki... Yıldızların altında uyurum. Yağmur yağsa bile kalkmayacağım. Özgür olacağım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD