22|SÜRPRİZ SON

1166 Words
Cenk, üzerindeki iki bedenin altından çıkmak için çırpınırken elimdeki silahı yere attım ve yanına fırlayarak az önce delik deşik ettiğim üç adamdan ikisini yana çektim. "Seni vurdum sandım!" Dedim resmen çığlık atarak. Ayağa kalktığında dengesini zar zor kurdu. Güzelim yüzü kan içindeydi ve her yeri çoktan yarılmıştı. Bu adam hiç mi kavga etmemişti be?! "Şans eseri vurmadın zaten." Sallana sallana adamların üzerine eğildi ve birininin cebinden bulduğu telefona baktıktan sonra suratı acayip öfkeli bir hal aldı. "Herkes birbirine saldırmaya başlamış. Bize özel değil." "Ne oluyor be?!" "Keser her sokağa bir leş bırakarak seni ona götürmelerini söyleyen bir not bırakmış." Telefonu bana uzattığında gördüğüm fotoğrafla şok oldum. Ölü bir adamın üzerinde not asılıydı ve bu adamlardan onlarca vardı! "Tam yetmiş kişi." Dedi ağzındaki kanı yere tükürüp. "Beni ortadan kaldırıp seni kontrol edeceklerdi ama ucuz atlattık." Yürüyüp kendini koltuğa attığında dehşet içinde etrafa bakındım. "Ya devamı gelirse?" "Rahat ol. Her adamın peşine düşmez. Sonuç gelmediyse süreçlede ilgilenmezler." Hala ayaktaydım ve yerde üç ceset vardı. "Emin misin?" "Eminim." Başını geriye yasladı ve burnunu sıktı. "Cesetleri ben halledeceğim." Kollarımı sıvadım ve kullanmakta usta olduğum yardım çantasını alıp yanına oturdum. "Ben de seninle ilgileneceğim." Yüzündeki kanları temizledikten sonra yaralarını kapattım. Ben onunla uğraşırken o da gözlerini kapatıp sessizce bekledi. "Bitti. Duş almalısın." Gözünü açtığında yersiz yakınlığımız yüzünden çekinerek hemen uzaklaştım ve çantayı topladım. "Şunlardan kurtulup geleceğim. Bir süre evde kalalım. Yapacak çok işimiz var." Bunu öylesine söylediğini düşünmüştüm ve bu düşüncem yüzünden pişman oldum da diyemezdim. ---- İlk gün sadece dinlenmek ve sohbet etmekle geçti. Söylediği gibi kimse gelmemişti ve biz evde keyif çatıyorduk. Film izledik, yemek yaptık ve boş şeylerden bahsederek sadece kahkaha attık. İkinci gün Cenk deccal gibi üzerime çöktü. Bana dövüşmenin temel hareketlerini öğreteceğini söylediğimde önce kendin öğren diye alay etmiştim ama birkaç dakika sonra Cenk beni şoka uğrattı. İnanılmaz iyi dövüşüyordu! "Hamleni bakışlarınla belli etme Leyla." "Bunun için gözümü kapatmam lazım!" "Her hamlenden önce kullanacağın koluna ya da bacağına bakman saçma." Yanıma gelip taklidimi yaptığında demek istediğini anladım. "Ne yapacağını anlıyorum ve seni yıkmak daha da kolay oluyor." "Daha da?" Sağ koluma bakıp sol kolumla ani bir yumruk salladığımda bileğimden tutup çevirdi ve sırtımı göğsüne yasladı. "Seni kurnaz tilki, anlamam mı sandın?" Kulağıma fısıldadığı sesiyle ürperdim ve göğsünden ayrılıp tekrar karşısına geçtim. "Bu dövüş adil değil!" "Hiçbir dövüş adil olmaz." Bana götsterdiği savunma hareketleriyle iki yumruğundan kolayca kaçınıp keyiflendim ama attığı çelmeyi takip etmediğim için sırtım yerdeki mindere çarptı ve Cenk üzerime düşerek bana tamamen yapıştı. "Kimse adil değil." "Zayıf görünen bir öküzsün!" Dedim onu üzerimden iterken. Ne kadar da ağırdı! Kahkaha atıp karşıma geçti ve elindeki bezi çözdü. "Yemek yiyelim ve biraz siber çalışalım." Anlamayarak kaşlarımı çattım. "Siber?" Dört saat sonra bir mağazanın güvenlik kamerasına sızmayı başardım ve çığlık atarak Cenk'e sarıldım. BANA TEMEL HACK BİLGİLERİ ÖĞRETİYORDU! "Bu inanılmaz be!" Dedim tekrar ekrana bakıp bağırırken. O da benim heyecanıma çocuk gibi gülüyordu. "Gerçekten de yaptım!" "Tilki demedik boş yere." Saçlarımı karıştırdı ve benim kadar mutlu oldu. "Bütün bunları nasıl öğrendin ki?" Merakla ona bakarken dudaklarını büküp bilgisayarı kucağımdan aldı. "Zorunda kalınca her şeyi öğreniyorsun. İzledim, takip ettim ve sordum." "Çok zekisin..." Ekranda çıkan kodlara dikkatlice baktım. "Bu bir banka hesabı mı?" "Evet. Ama beni de aşan şeyler var. Süreci takip edebilsem de yüklü miktarda çalamam." Benim için birkaç yüz de yeterli olur! "Bunu da öğret!" Dedim burnunun dibine girerek. Bir an şaşkınlıkla bana baktı ve hemen sonra gülümsedi. ---- İki gün sonra Cenk'in hazırladığı kahvaltıyı yapmış, pişirdiği kahveyi içmiş ve açtığı filmi izlemek üzere koltuğa yerleşmiştim. Kendisi de hemen yanıma oturarak patlamış mısırı tam aramıza hizaladı. "Bu filmde mükemmel teknikler var." Dedi eğilip mısırdan bir tane alırken. Kendisi tüm dikkatini filme ve onun hakkında bilgiler vermeye adamışken benim aptalca bir şekilde kendimi onu izlerken bulmam belki de eziklikti. Bilmiyorum. Kafam ve zihnim karmakarışıktı. Her şey hızlı gelişiyordu ve ben kime güvenebileceğimi bilmiyordum. Yıllar boyu Eray'ın tecavüz ve zulümleriyle beslenen bedenim kısa bir süreliğine aşkı tattı zannetmiştim ve karşıma çıkan Ulaş beni tamamladı demiştim. Yıllar sonra dönüşü, beni kendine saklayışı derken tamam dedim. Hayatım artık bundan ibaret. Çünkü bu korkunç dünyada benim tek kalmak gibi bir şansım zaten yoktu. Yalnız olduğum en basit anda birisi beni kaçıracak ve yeni kölelik dönemim başlayacaktı. Bu yüzden ya ölmem, ya herkesi öldürmem ya da gerçekten güçlü birisinin koruması altına girmem lazımdı. Ben de onu Ulaş sanmıştım. Hem de bunu aşk, sanarak yapmıştım. Ama önüme çıkanlar bana Ulaş'ın ihanetini sunuyordu. Bunu yapamaz mıydı ki? Onu senelerdir görmemiştim. Hakkında çok az şey biliyordum. Sadece bahsettiği planlar ve gösterdiği sevgisi vardı. Sanırım bazı şeyleri ondan duymadığım sürece inanmayacaktım. Yine de düz burnundan kayan gözlüğünü ittiren Cenk'in şekilli kumral saçlarına bakarken içimde titreşen şeyin varlığını kendime inkar etmem saçma olurdu. Pembe dudakları, pürüzsüz ve kusursuz görüntüsüne eşlik eden o enteresan royal giyim tarzıyla bambaşkaydı. Uzun ve düz parmaklarına taktığı farklı yüzükleri, boynunda sallanan altın kolyesi ve güldüğünde dikkat çeken köpek dişleriyle bana fazla yakındı. Yutkundum ve onun gibi gülümseyerek ben de ekrana döndüm. Uyukladığım bir ara parmaklarının yüzümde dolaştığını çok iyi hatırlıyordum. Burnunun boynuma sürtünmesini, parmaklarının çenemden yükseliğ dudağımın üzerinde dolaşmasını asla unutamazdım. Çünkü uyuduğumu sanan Cenk'in de bana karşı boş olmadığını ilk defa o an anlamıştım. Ve bu büyük bir facia olacaktı. ---- "Hazır mısın?" Cenk'in sesini alınca dönüp ona baktım. Yine enfes görünüyordu, kahretsin. Neydi bu kızıl takıntısı? "Kırmızıyı çok mu seviyorsun?" Ceketi ve pantolonu kırmızıyken gömleği beyazdı. Taktığı takılar, sarı gözleri ve kumral saçlarıyla insan değil gibiydi. Bambaşka bir görüntüsü vardı. "Bence bana yakışıyor." Dedi göz kırparak. Göz kırpışı bile çekici olunca tekrar önüme döndüm ve siyah saçlarımı iki yanıma alarak lensimi kontrol ettim. Deri eteğim ve saten gömleğimle basit ve şık görünüyordum. "Sence nasıl olmuşum Leyla?" Derken tek elini omzuma atıp beni kendisine çektiği yetmezmiş gibi dudaklarını kulağıma değdirince titrememek için dilimi ısırmak zorunda kaldım. Bakışlarımı aynaya çevirdiğimde onun da bana baktığını gördüm. Siktirler olsun ki o bakış beni yemek istiyor gibiydi. Sarı gözleri bir yırtıcı gibi kahverengi gözlerime kitlemişken bana çok yakın duran dudakları ve resmen beni içine sokar gibi kendine çeken kollarıyla bir an oraya ait hissettim. "Yakışıklı görünüyorsun." Dedim zorlukla ve beni bu kadar sıkıştırmasının intikamı olarak inatla başımı kaldırıp neredeyse bana değmek üzere olan dudaklarına döndüm. Aynı şekilde gözleri de artık dudaklarımdaydı. "Peki ya ben?" Pembe dudaklar vahşi bir zevkle kıvrıldığında hizalı dişleri ortaya çıktı. "Vahşi." Dedi benim ona düşündüğümü bana sunarak. "Gidelim mi güzel kadın?" Uzattığı elini tuttuğumda iliklerime kadar ısınmıştım. "Gidelim yakışıklı." Bu gerçekten çok...ZOR OLACAKTI! ---- "Ben alt kattaki alana bakıp geleceğim. Adamı görürsen takip etmen yeterli, ben seni bulurum." Dedi kulağıma eğilip. Sadece baş sallayarak gülümsedim. Cenk yanımdan ayrıldığında herhangi boktan yer altı dünyasının birindeydik. Silahlı saldırıdan sonra bilgi almak için sahaya inmiştik ve işimiz kısaydı. Onun gösterdiği adamı aramak için gözlerimi dört açtım ve sakin sakin etrafta dolanmaya başladım. Burası riskli bir bölge değildi. Rahatlamak ve bizim gibi bilgi almak için gelenlerle doluydu. Kendime bir içki alıp elimde tutmaya karar vererek bara doğru yürürken birden önümde beliren bedene çarpıp sendeledim. Çok seri bir hareketle belime dolanan parmaklar beni tutup kendine çekerken burnuma doluşan koku resmen midemi ikiye bölmüştü. Ah, SİKTİR. Ulaş. 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD