🥀Yüzük ölçüsü🥀

1303 Words
Nafiz'i bulup yakasına yapışmış ondan hesap sormuştu Eşref. Silahını alnına dayadığında bir an olsun bile titremedi eli. Fadime'nin yalvarmaları af dilemesi ayaklarına kapanması bile durduramamıştı onu. O kısacık bir anda babaannesi aklına gelmişti. Bir oğlunu kaybedince aklını neredeyse kaybetmişti. Kafası bir gidip bir geliyordu zaten. İkinci oğlunun ölümünü kaldıramazdı. Bir anneye evlat acısını yaşatmak yüreğini sıkıştırıyordu. Silahını beline sokup Nafiz'i yakalarından tuttuğu gibi duvara çarptı. "Eşref oğlum dur Allah aşkına" diye yalvardı Fadime. Eşref ona dönünce korkup geri çekildi. "Hele sen hiç konuşma. O dedikoduları yaydığınıza pişman etmeyecek miyim ben sizi?" Fadime birden dikleşti "Yalan mı yani yarı çıplak değil miydiniz ikinizde." "Ben hiçbir şey yapmadım oğlum" Eşref delirip Nafiz'i yumrukladı. Yüzü tanınmayacak hale gelene kadar da durmadı. Geri çekilip her ikisinin de yüzlerine tükürüp çıktı. Alev'i ilk gördüğü yere gitti. Diğer çiçekçi kızlara onu tarif etti. "Beline kadar uzanan siyah saçları vardı. Boyu birazda kısaydı. Teni bembeyazdı" "Ee sen bizim Alev'i tarif ediyorsun abicim" dedi kadınlardan biri. "Evini tarif eder misin bana?" "Teneke mahallesinde oturuyor sokak kapısının yanında dut ağacı ekili. komşum olur kendisi. Sen niye sordun ki onu?" Eşref bir şey demeden ayrıldı oradan. Arabasını sürerken olacakları düşündü. Evlenecekti. Hayatında hiç istemediği bir eylemi gerçekleştirecekti. Teneke mahallesine vardığında kadının tarif ettiği evi aradı. Evi bulduğunda arabasından indi. Tahta kapıyı yavaşça itti. Leğenin önüne oturmuş çamaşır yıkayan kıza baktı. Saçları yana dökülmüştü. Eteğini dizlerinin üstüne çekmiş bacaklarının yarısı ortadaydı. Bembeyazdı. Alev başını kaldırdığında kalbi güm güm atmaya başladı. Eteğini dizlerine indirdi "Ne bakıyorsun ulan" diye ters ters konuştu. "Anan evde mi?" "Evde ne yapacaksın?" Sevtap sesleri duyunca çıktı evden "Buyrun kime baktın oğlum?" diye sordu. Arkasında kardeşi de vardı. Apo birden ablasının kulağına yaklaştı "Alev'i bu çocuk isteyecek abla." dedi. Sevtap'ın yüzü ışıdı. Kızına da böylesi yakışırdı zaten. Eliyle içeri davet etti Eşref'i. Eşref içeri geçti. Gecekondu bir ev tavanı çinkodandı. İçeride iki somya, pencerenin dibinde eski ortası çatlak bir masa ve üstünde de teyp vardı. Duvarlar is lekesiyle kaplıydı. Masanın altında da gül sepeti duruyordu. "Amcan senin geleceğini söylemiş kardeşime ama bugün beklemiyorduk seni. Bizi hazırlıksız yakaladın oğlum. Haberimiz olsaydı keşke" dedi Sevtap mahçup ve birazda utanarak. Eşref içinden amcasına küfretti. Orta yaşlı kadına döndü "Lafı dolandırmaya gerek yok. Ben kızınızı gördüm ve beğendim. Onu kendime eş istiyorum tabii o da isterse" Sevtap'ın gözleri parladı. Kızının başına talih kuşu konmuştu. Hem fakirlikten kurtulacaktı hem sıcak bir yuvası olacaktı. Büyüdükçe güzelleşmiş serpilmişti Alev. Sokaklarda çiçek satınca nelere maruz kaldığını kızı anlatmasa da biliyordu Sevtap. Kendisi de eski çiçekçilerdendi. Erkeklerin pişkince çirkin teklifler ettiklerini, onu çingene kızı diye aşağaladıklarını, hırsızlıkla suçladıklarını biliyordu elbet. Eğer evlenirse bunların hepsinden kurtulacaktı kızı. Evinin hanımı olacak varlık içinde bir hayat sürecekti. "Ben kızım mutlu olsun isterim. Kardeşim sizi anlattı bana. Bana kalsa kızımın seninle evlenmesini isterim ama kızım he demeden olmaz. Sonuçta bir kızım var ve ben kızımın istemediği hiçbir şeyi yapmasını istemem." dedi Sevtap. Eşref kadının konuşmalarından kızının kaçırıldığını bilmediğini anladı. Sevtap kalkıp kızının yanına gitti. "Alev'im canımın içi kızım. İçeride ki oğlan ne için gelmiş biliyor musun?" Alev sinirle "Ne bilim ben?" dedi. "Seninle evlenmek istiyor" Ben istemiyorum diye avazı çıktığı kadar bağırmak geldi içinden. "Ben senin evlenmeni isterim. Ama eğer sen istemezsen yok dersen sorgulamadan gönderirim oğlanı. Sen benim biricik kızımsın. Üzülmeni istemem" Göz yaşları yuvarlandı yanaklarından. "Niye ağlıyorsun istemiyor musun yoksa? İstemiyorsun belli ki. Tamam ağlama sen ben konuşurum oğlanla" Nafiz'in sözleri geldi aklına. Annesini de kardeşini de acımadan öldüreceğini biliyordu. Annesine hayır diyememesinin tek nedeni buydu işte. Birden kollarından yakalayıp durdurdu annesini "İstiyorum sadece sizden ayrılacağımı düşününce birden duygulandım işte" dedi. Sevtap kızının yüzünü avuçladı "Yufka yürekli kızım. Sanki çok mu uzağa gidiyorsun sadece birkaç mahalle ötemizde olacaksın" deyip çıktı. Eşref Sevtap'ı görünce ayaklandı. "Seninle evlenmeyi kabul etti kızım. Ama siz yine de baş başa oturup konuşsanız daha iyi olur" dedi Sevtap. Eşref'in koluna girip kızının olduğu odaya götürüp kapıyı üstlerine örttü. Baş başa kalmanın verdiği o sıkıcı, bunaltıcı an Alev'i bayıltmak üzereydi. Eşref'e göz ucuyla baktı. Yüzü kıpkırmızı kesildi. Esmer tenliydi. Uzun boylu geniş göğüslüydü. Serçe parmağının uzunluğunda kısa saçları arkaya doğru taranmıştı. Çıkık alnında iki tane incecik çizgiler vardı. Kirli sakalla kaplı yüzü sertti. Boynunda belirgin dolgun damarlar vardı. "Kabul ediyor musun evlenmeyi?" Alev başını olur anlamında salladı. Bu bir yazgıydı. Onu silahla birini öldürdüğünü gördüğü anda bayılmayıp polise gitseydi bunların hiçbiri olmayacaktı. Onu polise şikayet etmek için bir sürü zamanı olmuştu. Dünyadaki hiç kimse annesinden ve kardeşinden önemli değildi. Eğer onunla evlenmeyi kabul etmezse ailesinin katledileceğini biliyordu. Yazgısına boyun eğmek düşüyordu ona. "Bu akşam söz kesilecek." Kızın elini tutup kendine çekti. Alev panikledi "Ne yapıyorsun?" "Yüzük için parmağının ölçüsünü almam lazım" deyip cebinden kısa ipliği çıkarıp Alev'in incecik parmağına sarıp ölçüsünü aldı. Yine o kokuyu duydu. Bir an gözleri kapadı. Kokuyu daha iyi alabilmek için başını biraz daha uzattı. Sinirlerinde birdenbire huylanmalar oldu. Alev hışımla geriye çekilip "Ölçüyü aldın git artık" dedi. ~~~~~~~~~~ Evde kıyametler kopmaktaydı. "Sen bu kadar mı nefret ediyorsun anandan oğlum? Bula bula çingene kızı mı buldun kendine?" diye haykırdı Hacer hanım. "Babam Kürt sen Laz değil misin anne. Bak ırkınız aynı olmadığı halde evlenmişsiniz. Yani benim bir Roman kızıyla evlenmemde de bir sakınca yok" dedi Eşref sakince. "Bilerek yapıyorsun sırf abimin kızıyla evlenmemek için yapıyorsun bunu." "Alakası bile yok. Alev olmasaydı bile Emine'yle evlenmezdim ki." "Söz verdim abime ben." "Sen söz verdin ben değil." "Abimin sözünü çiğnetme bana Eşref. Emine'yi gelin alacağımı söyledim sözlü sayılırsın artık" Eşref sabırla nefesini verdi "Benim adıma konuşmayacaksın dedim sana. Bu akşam Alev'le sözümüz kesilecek ve Alev'i sen isteyeceksin bana" "Ben ölmeden evlenemezsin o çingeneyle. Ben kendime Hacer çingene gelin almış dedirtmem." "Yaw zaten bütün ırklar temiz pak değil mi? Sana göre bir tek çingeneler pis değil mi ana?" "O Tilda cadısıyla Ramiz köpeği mi soktu aklına bunları. Ben çok okumaktan hayır gelmez demiştim bulaşma onlara demiştim sana. Al beynini yıkamışlar işte" diye sinirden ağladı Hacer hanım. Eşref sinirden güldü. Evin küçük kızı Hazal "çingene değil Roman onlar anne." dedi "Hepimiz Allah'ın kulları değil miyiz ne diye üstünlük taslıyorsun ki?" diye kızdı annesine. "Sus Allah hepinizin balasını versin." koltuk minderini kapıp kızının yüzüne fırlattı. Devran araya girip "Kararına saygı duyacaksın ana" dedi oğlunu kucağında pış pışlarken. "Başlatma kararından. Benim seçtiğim kızla evlenecek o kadar" Nazlı kocasına dönüp "Devran nasıl konuşuyorsun annenle? Bir çingene kızının bu eve gelin gelmesi normal mi?" diye sordu kocasına. "Hırsız Kazım'ın kızına bakın hele" diye gürledi Eşref Nazlı'ya. "Ben bir tane kızla evlenecem sende ona dil uzatacan he?" Nazlı sindi birden. Tortop oldu. "Yerini bil Nazlı bil ki hatırlatmak zorunda kalmayayım" diye tısladı Eşref. Nazlı hem öfkeden hemde korkudan titrerken "Özür dilerim abi" dedi çabucak. Kocasından onu desteklemesini bekledi. Ama bunun yerine Devran "Seviyorsa neden olmasın" dedi "Hem unutma senin de baban hırsızın tekiydi tek fark sen çingene değildin Nazlı" Nazlı kıpkırmızı kesildi "Çocuğunun annesiyle böyle konuşamazsın" dedi öfkeden titrerken. "Sende Eşref'in karısı olacak kız hakkında böyle konuşamazsın. Haddini bileceksin Nazlı" Nazlı hışımla çıktı odadan. Murat abisine dönüp "Şimdiden hayırlı olsun abim" dedi. Annesinin öldürücü bakışları keyiflendirdi onu. Çocuğuna mamasını yedirirken "Annem haklı bize öyle bir kız yakışmaz" dedi Yezda. Abisinin kızgın bakışlarını görmezden geldi. "Hiç öyle bakma abi. O kızla sen yan yana bile gelemezsiniz. Onu koluna takıp bir yere götüremezsin her yerde çingene olduğunu belli eder" Eşref artık onları duymuyordu. Zelihan ablasına tiksinerek bakıp "Irkçı pislik" dedi yüzü nefretten buruşup. "Sen bana pislik mi dedin?" "Evet pisliksin düşünceleriniz bok gibi tamam mı." diye kızdı Zelihan "Annemde, sende Nazlı da ırkçısınız." "Dua et abim burada yoksa o saçlarından tutup yere çalardım seni" "Hadi gel de gör gününü" "Yeter yeter artık. Bu akşam o söz kesilecek ve sen ana eğer o kızı istemezsen bana Ramiz abi isteyecek." Hacer "Peki isteyeceğim o kızı sana" dedi usulca. Eşref annesinin hemen kabul etmesine şaşırdı. Hacer hanım çıktı odasından. Kimse ona karşı gelemezdi. Karşı gelende cezasını çekerdi. Yatağının kıyısına oturdu. O kızı evlenmeden nasıl ortadan yok edeceğini düşündü. Birden telefona sarıldı. Rize'ye telefon etti. Abisiyle görüştü. Uzun konuştular. Devam edecek...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD