|KOKU VE TEN|

1015 Words
DEMİR Neden delirdiğimi bilmiyordum. Ona karşı olan takıntım, tüm vücudunu ezberlememe sebep olmuştu ve benim düşmanlarımdan birinin, elindeki mendille göğüslerine dökülmüş alkolü temizlemesi kontrolü kaybetmeme neden olmuştu. Söylediğim cümlenin etkisinden çıkamadım... Ne ben ne de o... Gafil avlanmış gibi hissediyordum hayatımda ilk kez. "Sen..." dedi kekeleyerek. Maskesini bir hışımla yüzünden çıkartırken nefes alışı hızlandı. Göğüsleri kıyafetten çıkmak istercesine üzerindeki kumaş parçasını zorluyordu. Nefesimi tuttum ve sırtımı ona döndüm. Buna hissetlenmesini beklemiyordum ancak bana öfkesini ifade etmekten çekinmiyordu. Diğer kadınlar, karşımda öylece titrerken ve bana yalvarırken onun bu şekilde bana karşı koyması sinirimi bozuyordu. Adımlarını önüme doğru atarken ayağını burktu ve pembe dudaklarından bir küfür savruldu, "Sikerler böyle işi!" diyerek topuklarından kurtuldu. Çıplak kalan ayaklarıyla birlikte önüme geçti. Odaya kimsenin girmeyeceğini bildiği için bana karşı meydan okumaktan çekinmiyordu, odaya kadar benimle itiraz etmeden gelmesini buna bağladım. Karşımda durduğunda gözlerimi ondan ve onun pürüzsüz vücudundan kaçırıyordum. Kalbimi onun kada hızlandıran başka bir kadın daha tanımadım hayatım boyunca ve sırf bu yüzden bile ondan nefret etmekte sonuna kadar haklıydım. Teni, zehirli ve cazip bir yasak elma gibiydi. "Neden bakmıyorsun? Bu görüntüye alışkın değil misin Demir Ademoğlu?! Etrafındaki kadınlar böyle giyinmiyor mu? Hepsi yatağına yatak içlerine girmen için seksi bacaklarını iki yana açmıyorlar mı? Neden rahatsız olmuş gibi kafanı çeviriyorsun ki? Onlar kadar çekici değil miyim yoksa? Ah! Göğüslerimin çatalı sana yeterince derin mi gelmedi? Yoksa kalçam onların şaplak yiyen kalçaları kada kalkık ve büyük değil mi?" Kaşları çatılmış karşımda bağırıyordu. Boyunun kısa olmasından dolayı gözlerine bakmaya çalışsam da göğüsleri önümde bir ziyafet düzenliyordu. Ona, şimdiye kadar gördüğüm ve tanıdığım tüm kadınlardan daha çok bende şehvet uyandırdığını söyleyemezdim. Ondan nefret etmeliydim. O, benim düşmanımın kızıydı ve ona sadece acı vermek zorundaydım. "Benimle böyle konuşamazsın!" dedim dişlerimin arasından. "Neden?" "Gözümde yatağımda yatan eskortla kadar bir önemin yok, onlar kada bile söz hakkın yok! Bir gün, yatağımda yatar ve altımda inlersen o zaman konuşman için sana söz hakkı veririm. O zamana kadar çeneni kapatacaksın bana karşı! Ayrıca yatakta onlar kadar yetenekli de olmadığına eminim. Ali Baysal'ın cılız sikinin altında inlerken kendini bu konuda usta mı sanıyorsun? O piç kurusu içini bile dolduramıyordur!" Canını yakmaktan asla geri durmuyordum ve durmayacaktım. Onunla bağ kurmayacak, onun al benisine asla kapılmayacaktım! Gayet sakin ve alaycı tavırla söylediğim cümlelerim onu rencide etmişti. Suskunluğunu fırsat bildim ve bir adım daha ona doğru yaklaştım, "Ne o? Müstakbel kocan hakkında söylediklerime çok mu kızdın?" dedim. Bu sefer gözlerinin içine baktım. "Sen, Ali'nin yarısı kadar bile erkek olamazsın!" dediğinde kendimi tutamadan ellerim ve parmaklarım onun kollarını sardı ve onu duvara kadar sertçe ittim. Beni, nasıl olur da baba parası yiyen bir çapsızla aynı kefeye koyabilirdi? Nasıl onunla karşılaştırıp onun kadar erkek olmadığımı söyleyebilecek cesareti kendinde bulabilirdi? Korkmasını bekliyordum ama asla korkmuyordu. Sırtı duvara yaslandığında dahi gözlerini benden çekmedi, çatılı kaşları asla düzelmiyor ya da farklı bir mimik oluşturmuyordu. Öfkeyle birlikte bana bakmaktan asla çekinmiyordu. "Ne o? Müstakbel kocam hakkında söylediklerim zoruna mı gitti?" Dudaklarında bir kıvrılma gördüğümde yüzüm olduğu gibi gerildi. "Onunla mutlu olacağını mı düşünüyorsun?" "Bu seni hiç alakadar etmez!" "Yönettiğim bir erkekle olmak istemezdim..." "Onu yönetmiyorum!" "Saçmalık!" Yüzünü yüzüme daha da yaklaştırdı, "Bu seni hiç ilgilendirmez dedim Demir Ademoğlu!" "Babasının borcunu ödemek için kölelik yapan birine göre fazla konuşuyorsun! Cehennemimde serin serin oturduğun için şükürler etmelisin Eftalya Erden! Sabrımı taşırırsan eğer seni yakmasını da iyi bilirim!" "Nasıl yapacakmışsın onu?! Beni daha ne kadar yakabilirsin ki?" Geri çekildim ve üst dişlerimi yalayarak çapraz bir gülümseme ile vücudunu süzdüm. Bundan rahatsız olduğunda dudaklarımı büzerek alaycı bir kınama mimiğini yüzüme oturttum, "Utanma şirin kölem benim... Hiç görmediğin bir adamın göğüslerini silmesinden hiç rahatsız olmamış gibiydin oysaki..." Gözlerinin dolduğunu gördüğümde mimiğimi bozmadan ona bakmaya devam ettim. Daha fazla onu burada tutmak istemediğim için cebimden telefonumu çıkarttım ve Cemil'i aradım. Tek bir kez çalmasına bile gerek kalmadan açtı, "Eftalya'yı evine bırak." dedikten sonra telefonu kapattım. "Mutsuz ve huysuzken senden çok sıkılıyorum...Evine gidebilirsin. Garsonluk bile yapamıyorsun ama sadece dans ederek babanın borcunu ödemen için benimle senelerini geçirmen gerekiyor yani bu cehenneme alışsan iyi edersin ya da babasızlığıa alışmayı da tercih edebilirsin..." Tek kelime bile etmeden, yere attığı maskesini alarak yalınayak şekilde odadan çıkıp gitti. Kapıyı kapatma zahmetine bile girmedi. Odanın karşısındaki asansöre binmek için önüne gittiğinde asansörü çağırmasına bile gerek kalmadı. Asansörden inen Bahadır onunla karşılaştığında şaşırdı ancak ona da tepki vermedi. Onu oldukça kırmış ve öfkelendirmiştim ancak şimdilik sadece öfke hissediyordu. Eve gidip yatağına girdiğinde ise kırgınlığı ağır basacak ve beni düşünerek ağlayacaktı. Bahadır, bana doğru hızlı adımlarla ilerlerken, Eftalya asansörün içinden gözlerimin içine bakıyordu. Kapısı kapanana kadar da bakışlarını benim üzerimden çekmedi. Bahadır, odama girdikten sonra kapıyı arkasından kapattı. Gözleri, yerde duran bir çift topuklu ayakkabıya ulaştığında derin bir nefes aldı, "Onu buraya mı getirdin?" diye sordu. "Kadınlar tuvaletinde üzerine dökülen alkolü temizlemesine yardım etmeli ve ona her şeyin düzeleceğini mi söylemeliydim?" "Ona çok sert davranıyorsun..." "Hayır, ona olması gerektiği gibi davranıyorum. Benim için önemli ve değerli olmayan herkese davrandığım davranıyorum." "Ama sana karşı bir yanlışı da olmadı değil mi? Onun haberi bile yok olanlardan! Sen ise bütün öfkeni ondan çıkartıyor, intikamını onun üzerinden almaya çalışıyorsun!" "O, babasının pis kanını taşıyor. Eminim, düşündüğün kadar iyi biri değildir. Ona bu kadar anlam yükleme." "Ona anlam yükleyen sensin Demir! Ona böyle davranmayacağına söz vermiştin, işin başında böyle konuşmamıştık!" "Ben sana cinayet işlemeyeceğimin sözünü verdim, Eftalya'ya karşı nasıl davranacağım hakkında konuşmadık." "Bu kadar cani olacağını düşünmemiştim ona karşı, böyle yapacağını bilseydim babasını öldürmene izin verirdim." "Ödeşemezdik. Asım Erden benden en değerlimi aldı, ben de ondan en değerlisini kopartacağım. Günden güne, kızının gözlerinin önünde erimesini seyredecek tıpkı benim annemin gözlerimin önünde erimesini izlediğim gibi..." "Eftalya'yı bu uğurda harcayacaksın öyle mi? Hiç adil değilsin Demir." "Bu konuda konuşmak istemiyorum Bahadır." "Haksız olduğunu biliyorsun ama kabullenmek istemiyorsun!" Omuz silktim. Yanımdan geçerek odanın içindeki içki dolabına doğru gitti ve kaliteli bir viski çıkarttı. Kristal bardaklara doldurarak yanıma geldi. Elindeki bardaklardan birini bana doğru uzattı, alıp büyük bir yudum içtim. Yüzündeki ciddi ama alaycı ve iğneleyici ifadeyi görebiliyordum. "Çıkart ağzındaki baklayı... Bu surat ifaden sinirimi bozuyor." "Emin misin? Söyleyeceğim seni daha da sinirlendirebilir..." "Bahadır..." "Senin dengeni bozuyor... Bunca zaman onu izlerken, onun hayatını izlerken ondan etkilendiğini de görmezden geliyor ve kabullenmiyorsun ama dikkat et Demir Ademoğlu, kurbanını abayı yakmak üzeresin..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD