Takıntı..

1952 Words
"Cevriyeee Allah seni de nasıl biliyorsa öyle yapsın hain karı." "Ben ne yaptım be deli, kendin ettin kendin buldun!" "Gitme deseydin ölür müydün?" "Allah Allah ne zamandır beni dinlemeye karar verdin Asya." "Sus be!" dedim ama hâlâ hıncım geçmedi. Arabada bir saattir onunla kavga ediyorum. O lanet yerden çıktıktan sonra nasıl kaçtım bilmiyorum, tenha bir yere gelene kadar bastım. İşte tostosumla ne kadar basılabilirse. Orda hemen arabada üzerimi değiştirdim baktım saat 05:00. Anama kaçırıldım demesem bile muhtemelen bütün polis merkezlerine bir adet vesikalık, bir adet boydan hatta bir de kuş bakışı resmimi vermiş olabilir. Yine de sanki her şey olağanmış gibi sürdüm eve anahtarımla kapıyı açıp daldım içeri Allah'tan ortalıkta kimse yoktu hemen odama çıktım pijamalarımı giyip yattım ama birden odama şafak operasyonu düzenledi Ezo Gelin. Sanırsın fuhuşa gelen narkotik. Sanırsın bezmenler kapıyı açmayınca cinnet geçiren Uğur Dündar.. "Noluyo lan?" dedim gözümün birini zor açarak. Baktım anam. Elleri belinde yanaşıyor usul usul. "Kaçta geldin sen?" "Anne bak dehşetül vahşet uykum var nolur azıcık aman ver bana da uyuyayım." "Gece 3'de odana geldim hâlâ yoktun kaçta geldin dedim Asyaa? La bağırma kurban olduğum kafam zom zom zaten. "Annecim 3'ü 5 geçe geldim tamam mı?" "Yalan söylüyorsun." "Aksini ispat edebilir misin?" "O nedemek kız?" "Anne kurban olayım biraz daha uyuyayım nolur." "Yavrum işin yok mu bugün senin?" "Saat kaç ki?" "7 buçuk." "Ofladım ki var ya İstanbul'un 7 tepesi birden sigara vereyim mi bacım diye seslendi, duydum! "Tamam ya kalkıyorum tamam." Annemin söylenmeleri eşliğinde çıktım yataktan, kendimi banyoya zor attım, başım çatlıyor, yüreğim hâlâ pır pır ediyor az daha narin vucutuma işkence edeceklerdi. O Arda orospusuna da soracağım bir hesap var dur sen. Banyo bitince mutfağa geçtim, annem kahvaltı hazırlamış sağ olsun. Bir iki tırtıkladım ama gece ki açlığımdan eser yok. Elbisenin içine ettim çotanak diye götümün üstüne düşünce yırtıldı elbise, anneme versem halleder ama onun sorgu sualindense bir 30 daha vermeye razıyım. Mecbur o gülen bacıya gideceğim böyleyken böyle oldu diyeceğim bir hal çaresini bulmaya çalışacağız artık. Üç beş lokma yedikten sonra zombiden hallice halde çıktım evden, 1 saat kadar sonra gazetedeydim. Kel başa şimşir tarak bütün antipatikliğiyle bekliyordu yine içeride. "Ooo Asya Hanım hoş geldiniz." "Hoş gördüm müdürüm." "Nasılsınız bugün?" "İyiyim sağ olun." "Peki." dedi ama yüzü asıldı. Çok beklersin sana nasılsın diye sormamı ayna kafa. "Bu adama söylediklerin yüzünden bir karmaya kurban gidip kel bir adama aşık olacaksın demedi deme." "Cevriye sana hala kızgınım sus ümüğünü sıkarım" "Yavaş sık!" "İşine bak" Baktım Cevriye'nin susacağı yok ilgimi tekrar editöre verdim. "Asya Hanım.." "Efendim?" Lan lafı da ağzından taksitle alıyoz söyle işte ne o mesaj atarken kelime kelime yazıp yollayanlar gibi. Ya sabır. "Yılın iş adamları için yapılacak organizasyonda sizin görevli olmanız istendi." Ben ne alaka.. "Cafer Bey ben magazin muhabiri değilim ki." "Magazin ne alaka?" "İş adamı dedikleriniz gelir bir iki şov yapar yanına da güzel bir manken ya da evliyse karısını alır boy gösterir bunun nesinin haberini yapayım." Küçümser gibi gülmeye başladı. Kollarını bağladı göğsünde. "Hmm. Çok özür dileriz Asya Hanım. Buyurun içeride görüşelim siz hangi habere gitmek istiyorsanız onun için görevlendirelim zat-ı alinizi." Ters ters baktım buna ama onun pek şeyinde değil. "Anladım müdürüm tamam giderim tabi." "Çok zahmet olacak gerçekten." dedi götünü dönüp gitti odasına. Hırsımdan elimi yumruk yapıp ağzıma soktum, çığlık attım ama sesim çıkmadı tabi. Özlem karısı da sırıtıyor bana bakarak. "Ne gülüyon pigme?" "Burun deliklerinden bile ateş çıkıyor da ona gülüyorum. Sakinleş biraz." "Sikmişim sakinliği beni yolladığı habere bak." "Çok zıtlaştın ayrıca neden bu haberi küçümsüyorsun bence gayet iyi bir iş." Baktım bu gevrek gevrek gülüyor. "Bir dakika bir dakika bomba bir haber verildi değil mi sana!" Sırıtışı büyüdü. "Cumhurbaşkanının yurt dışından gelecek katılımcılara vereceği resepsiyonda görevliyim şekerim." "Orospuuuuu" dedim gözlerim kocaman olarak. Götümü de yırtsam bana böyle bir haber vermez bu kelaynak. "Özlem bir gün bu gazeteyi satın alacağım o kelaynağa da pavyon şarkıcılarının hayat hikayesinin anlatıldığı program yaptıracağım. Sen de peşimden koşarsın Asya hanım bir röportaj yapabilir miyiz diye o zaman kafana ayakkabımı atacağım. Al bunla yap röportaj diye." Öyle bir kahkaha attı ki diğer çalışanlar da dönüp dönüp baktı, kelaynak çıktı odasından sonra. "Bu kadar komik olan nedir Asya Hanım?" "Benim güler gibi bir halim mi var Cafer Bey?" Özlem'e baktı hâlâ gülüyor, bu mal bizim kıza yanık ama Özlem mide sahibi bir kız olduğu için dönüp bakmıyor buna. "İşinizin başına geçin" dedi mecburen geçtim masama. Şimdi birkaç haber kovalamam lazım. Öğle arama kadar biraz çalıştım sonra Arda kancığının aradığını gördüm. "Ne var lan dalyarak?" "Ovv koçumun gideri vardı sanki." "Sen var ya bir karşıma çık seni doğurtan ebeye kadar kalaylayacağım" "Ne oldu kızım ya niye köpürdün?" "Şerefsiz, davete katılabilmek için davetiye almak lazımmış az daha beni ayinlerine kurban edeceklerdi." Kahkaha atıyor bir de. "Ne gülüyon yosma!" "Biliyorum." "Ne demek biliyorum lan, ya herifler beni öldürseydi." "Hadi be sende. Sen Asyasın her türlü çıkardın ordan?" "Arda herifler beni kesip kanımla çiçek sulayacaktı da asyalık mı kalıyordu?" Derince soludu. "Ee hâlâ konuştuğumuza göre yapmamışlar." "Ne diyon hacı dayı sen?" "Diyorum ki canım arkadaşım adamlar seninle taşak geçmiş. Toplantı mahiyetini öğrendim, çeşitli meslek gruplarının görüşlerinin alındığı bir toplantı yani adamlar seni anlamış ve bu sebeple gözünü korkutmuşlar. "Hay sikeyiiim. Yani kesmeyeceklerdi beni." "Öyle bir mekandan elini kolunu sallaya sallaya çıktın ve hâlâ bunu mu soruyorsun Asya. Sen köreldin bence." "İyi de niye bıraktılar beni?" "O kadarını bilmem ama seni tehlikeye atacak bir şey yapmadım merak etme. Senin aracının aynısıyla bende ordaydım. Sen çıktığında takip edilseydin hedeflerini şaşırtacaktım ama takip edilmedin.. Ayrıca senin kim olduğunu bulmaları imkansız benim kullandığım Ip yi feriştahı gelse bulamaz." "Sağ ol ya oradan sağ çıktığıma şükrediyoum sayende." "Affettin mi beni?" "Neyini affedeyim lan götlek. Ölmedim diye mi affedeyim! Arama beni" deyip kapattım. Salak ya.. Ama söyledikleri kafamı karıştırdı adamlar resmen benimle oynamış iyi de niye. Laaan o kadar mı ciddiye almadılar yani beni. Hah bugün de buna dertleneyim amına koyim ya.. 👑 Pars İşlerin kontrolüm dışına çıkması şu hayatta sinirlendiğim tek konu olabilir. Kendimi kontrol etmekte o zamanlar zorlanıyorum. Yıllık global davet sonrası hayat rutine bindi aslında. O kadını takip ettirmedin mi diyebilirsiniz. Hayır.. Tenezzül etmedim diyelim belki macera arıyordu ve hayatının dersini aldı belki birisinin maşasıydı ama tek bir şey bile ispatlayamaz. Bu sebeple benim için tehdit değil. Herhangi birinden daha fazlası değil yani. Ancak benim gibi insanların sorumluluk alanı da elbette daha fazla. Resmen gökten zembille bir kız girdi hayatımıza. Öğrendiğim kadarıyla kızın abisine tuzak kurulmuş bu kız da ona yardımcı olmak isterken bir şekilde annemle karşılaşmış. Annem 50 lerinde olsa da yaşını asla göstermeyen. Çok ama çok güzel bir hanımefendidir. Bir kusuru var bize hâlâ kurşun döktürüyor onun dışında harika bir insan, çok da yardımseverdir. Nerede kimin ne ihtiyacı varsa koşar. Kendisi kız kardeşini çok genç yaşta kaybetmiş bu sebeple çaresiz insan gördüğü an dayanamıyor. Yine öyle olmuş. Bu kıza yardım sözü vermiş ancak sorun şu ki kızı abisinin başını yakan kişi kaçırmış. Benim üçüzlerimden biri avukat demiştim, o yurt dışında olduğu için davasına amcamın oğlu bakmış ama o da maalesef biraz zafiyet göstermiş. Yana yakıla onu arıyorlar. Benim bulmam mesele değil ama üçüzlerimden Kenan Kurt bu konularda ehil kişidir. Ve o ben hallederim demiş anneme bu sebeple müdahil olmuyorum ama anladığım kadarıyla işler karışacak gibi. Bakalım ne olacak sadece annemi perişan halde görmek beni çok rahatsız ediyor. Kafamda bu düşüncelerle kliniğe geçtim. Bugün hasta almadım dün zaten yorucu bir gündü. Genel bir raporlama yapacağım sadece. İçeri girdiğimde Betül Hanım her zamanki sakinliği ile oturuyordu masasında. Beni görünce ayağa kalktı. "Hoş geldiniz Pasr Bey." "Hoş buldum Betül hanım, bugün nasılsınız?" "Teşekkür ederim iyiyim siz nasılsınız?" "Daha iyi olmamıştım." Gülümsedi her defasında aynı cevabı verdiğim için alıştı. "Betül Hanım sert bir kahve rica edeceğim sizden bir de bugün için randevu isteyen olursa vermeyelim." "Peki efendim." dedi odama geçtim sağ olsun bana bir kahve yaptı onu içince biraz ayıldım diyebilirim. Askerliğimi komando olarak yaptım uykusuzluğa idmanlıyım aslında ama o deli kadın yüzünden iki katı yoruldum. Tekrar kadının halleri aklıma gelince gülmeye başladım. Bardakla konuşur mu bir insan. "Seninle aramızdaki tek fark senin masanın üstünde olman" dedi. Yetmedi kendi kendine kavga etti durdu.. Karikatür gibi bir kadındı yani. Kadının saçma görüntüsünü zihnimden silmek zaman alacak gibi. Neyse deyip raporlarımı hazırlamaya başladım ama 1 saat kadar sonra Betül Hanım odama geldi haline bakılırsa biri canını sıkmış. Halbuki, hiç tavsiye etmem! "Betül Hanım bir sorun mu var?" "Pars Bey Dilşah Hanım sizinle görüşmek istiyor." "Tamam uygun bir güne randevu verebilirsiniz." "Şimdi görüşmek istiyor." "Mümkün olmadığını ilettiğinizi düşünüyorum" "Evet efendim ilettim ama kendisiyle görüşmezseniz kendisini öldürecekmiş." "İnsanları tercihleri yüzünden yadırgayamayız değil mi? Cenazesine çelenk yollayacağımızı bildirin lütfen." Yüzündeki o gülüşü seviyorum. Blöf öyle yapılmaz böyle yapılır dememi anlayan her insanın yapacağı bir gülümseme. "İletiyorum efendim." deyip çıktı. Dilşah ve onun gibi birkaç kadın daha biraz takıntılı tipler. Hoşlanmıyorum böyle insanlardan derken kapım pat diye açıldı. Betül Hanıma baktım balta bulamasa da her an odadaki herhangi bir şeyi silaha çevirebilir gibi duruyor. Dilşah denen kadın tam karşımda. Sakince kalemi bıraktım arkama yaslandım. "Betül Hanım rica etsem bir su getirir misiniz?" "Tabi efendim" deyip çıktı o. "Pars?" "Müsait olmadığımın neresini anlamadınız Dilşah Hanım?" "Bana herhangi bir hastan muamelesi yapamazsın Pars." "Ne zaman daha fazlası oldunuz?" "Sana hislerim olduğunu biliyorsun." "Bana hisleri olan kadınlar çetelesini tutamayacağım kadar fazla Dilşah Hanım siz neden özel olasınız." Bu takıntılı bir kadın ve erotomani hastası. Yani çevresindeki herkesin ona aşık olduğunu düşünen bir düşünceye sahip.. Birlikte 2 seans yaptık ve benim de ona aşık olduğuma inanıyor.. "Ben özelim çünkü sen bana aşıksın." "İlaçlarınızı almıyor musunuz Dilşah Hanım?" "Almıyorum çünkü o aptal ilaçlar sersem gibi yapıyor beni." "Anlıyorum peki bugün neden görüşmek istemiştiniz?" "Beni özlediğini düşündüm Pars." dedi sandalyemin önüne kadar gelip kucağıma oturdu yan şekilde. Derince bir nefes aldım. Çok aktif bir seks hayatım var diyemem hem ihtiyaç duymuyorum hem aşırı seçiciyim.. Dilşah gibi bir kadın benim tercihim olmaz! Çünkü o benim hastam. Etik konusunda bir hayli katıyım. O sırada odaya Betül Hanım girdi suyu bu kadar geç getirdiğine göre muhtemelen önce kendini sakinleştirdi. Halimize baktı ama öyle şeylere şahit oldu ki bu gördüğü onun için hiçbir şey.. "Suyunuz?" "Kör müsün be müsait değiliz ne diye dalıyorsun içeri." Kadına baktı sonra bana, gülmemi bastırdım sadece gözlerimi kapatıp açtım. "Başka bir isteğiniz var mı Pars Bey?" Kadın kendisinin iplenmemesiyle sinirlendi indi kucağımdan. Betül Hanımın üzerine yürümeye başladı. Betül Hanım da tam olarak bırakın la bırakın gelsin diyen siyasetçi duruşu var bu arada. Tam karşısında durdu boyları neredeyse aynı diyebilirim. "Sen beni ciddiye almıyor musun?" "Bu sorun ettiğiniz bir şey değil gibi duruyor." "Ne diyorsun sen be?" "Gelmeniz istenmemesine rağmen geldiğinize göre bu kafanıza taktığınız bir şey değil diyorum." "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?" Kadın kollarını bağladı göğsünde, en son Betül Hanıma diklenen bir hasta ki diklenmekten ziyade asılmıştı aslında 3 ay kaldı hastanede.. Ben izlemeyi tercih ediyorum.. "Allah Allah kimmişsin sen ya?" "Sizi hastanede ziyaret edeceklerin sebebiyim ben.." Gülmeye başladım kendime mani olamayıp, ne yapabilirim ki ikisi de kadın şimdi birini kayırsam ötekine haksızlık olur ben de edebimle köşede bekliyorum.. "Salak mısın be sen?" dedi ama ah Dilşah demeseydin iyiydi.. Tam o anda Betül Hanım buna bir yumruk attı of of.. Azı gitti. Dilşah sendeledi ama hemen toparladı o da Betül'e saldırmaya yeltendi ama Betül yakın dövüş konusunda çok iyidir.. Sonrasını ne siz sorun ne ben anlatayım. Sanırım 2 dakika kadar sonra Dilşah yerdeydi.. Betül bana döndü. "Pars Bey başka bir isteğiniz var mı?" "Ambulans Betül Hanım ambulans" "Zevkle efendim.." deyip çıktı. Bu kadın beni bazen korkutuyor. Dilşah mevzusunu şimdilik burada kapatıp çıktım ofisten. Şimdi haftasonu yapılacak yılın iş adamları organizsyonu için hazırlanmam lazım. Hem babamın hem Kurt'un hem benim şirketim ayrı ayrı vergi rekortmeni olduk. Bu sebeple ödül falan filan verilecek. Boş işler yani ama babam gidilecek dediği için gideceğiz mecburen.. Hadi bakalım şimdi anneme gideyim de biraz gönlünü edeyim..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD