Pars'ın Bam Teline Basma Sendromu!

1804 Words
Pars Kliniğe tekrar döndüğümden bu yana Kemal'in verdiği dosyayı inceliyorum. Gazeteci hakkında detaylı bir araştırma istemiştim çünkü hâlâ o kızda emin olamadığım bir şeyler var. İlköğretimi okul birincisi olarak bitirdikten sonra tabiri caizse salmış. Liseyi öğretmen kanaatleriyle geçmiş ama üniversite sınavına belli ki asılmış iyi bir ortalamayla gazetecilik kazanmış gel gelelim üniversite hayatı da vasatın altında bir hayli. Güç bela geçmiş sınıfları, istisnasız her hocasıyla bir olayı var hatta birinci sınıfta hocasının biriyle takıştığı için 4 yıl boyunca o dersi verememiş, adam emekli olmuş da öyle mezun olabilmiş. Konuyu söylüyorum. Kafeteryada boş yer kalmayınca bu adamın olduğu masaya gidip oturuyor. Masada o adam ve yanında biri daha var onlar da yemek yiyormuş ve adam kızın destursuz gelip oturmasına kızıyor ve usulünce uyarmak yerine aklınca ima ediyor. "İneklerle kuşlar aynı masada yemek yemez.." "Ovv bu detayı atlamışım, ben uçuyorum o zaman" deyip kalkmış masadan bu süper zeka da!. Tabi adam inek derken onu kastetmiş o da lafı gelişine yapıştırmış tam kendinden beklenecek şekilde. Bu ve buna benzer onlarca vukuatı var. İnsanlarla samimiyet kurmakta sorun yaşamıyor ama bir tek erkekle bile sevgililik benzeri bir birlikteliği olmamış. Ona göre kadın ya da erkek yok, herkes kanka herkes birader modunda. Bu detay istemsiz güldürdü beni, çok ama çok garip bir kız. Birçok hareketinde bizim ufaklığı yani Cennet Buz'u görüyorum ama Cennet Buz'un böyle 8-10 gömlek fazlası.. Klasik bir Türk ailesi aslında anne ev hanımı baba bir şirkette işçi. 5 yaşında ikiz erkek kardeşleri var ama en can alıcı detay şu ki bu arada bu bilgi resmi kayıtlarda yok ve neden silindiğini bilmiyorum. Bu gazeteci kızın da bir ikizi varmış. Asel Gerçek.. 10 yaşında trajik bir şekilde trafik kazasında vefat etmiş ancak bu ve sonrasına ait her şey silinmiş resmi evraklardan. Aslında taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor, bu kızın hâl ve hareketlerindeki aşırılık, sürekli bir savunma halinde olması, kendini ifade etmede sorun yaşamaması ama bunu küfürle yapması dahası kendi yarattığı bir iç karakterle sohbet etmesi.. Muhtemelen ikizinin kaybından sonra yaşadığı travmalar ama asıl merak ettiğim şey Asel'e ne oldu? Neden ölümünün üzeri kapatıldı ve ona kim çarptı. Türkiye'deki adamım bu detaya ulaşamamış. O ulaşamadıysa belli ki bu işin arkasında arkası sağlam bir kodaman var. O bulamamış olabilir ama ben bulacak olanı iyi biliyorum. Özel ağ üzerinden Gölge Şahı aradım namı diğer Vezir. Devlet, yargı, siyaset gibi derin konular onun kontrolünden geçer. Asıl adını bilen yok. Hakkında bilinmesi istediği tek şey bir Japon olduğu. "Bilinmeyecek" dedi adı için saygı duydum, tek bir kusuru var bir koltukta hak etmeyen biri varsa onu indirmekte tek bir an tereddüt etmez ve meşhur lafını söyler. "Şapkamı koysam senden daha idare eder orayı." Karanlık bir adam ama dizginlenemez değil elbette. 2. çalışta açtı. "Buyurun efendim." "Vezir, Asel Gerçek. Bana hakkında ek gıdaya geçtiğinde yediği yemeğe kadar her şeyi bul." "Emredersiniz efendim." "Ne kadar sürede hazır olur?" "Efendim verdiğiniz diğer görevle ilgileniyorum acil değilse birkaç saate göndermiş olurum." "Uygundur, bekliyorum." "Hallediyorum efendim." Onunla görüşmeyi sonlandırdım. Bakalım sen kimsin Asya Gerçek, senin hayatında ne olup bitti de sen herkese karşı böyle büyük büyük duvarlar ördün.. Ve inşallah benim karşıma birilerinin maşası olarak çıkmazsın! Onun dosyasını sonra tekrar incelemek üzere kaldırdım o sırada da Betül Hanım geldi. "Efendim Orçun Bey geldiler." "Alın lütfen." Bu it benim davetime cevap vermemişti ben de büyük adamdır şimdi kendi zahmet etmesin diye arkadaşları gönderdim alması için. Tam da yurt dışına gidecekken hem de bakın Allah'ın işine. Adamlar bunu içeri soktular. Ayakta bekliyorum, her hastamı ayakta karşılarım.. Arkadaşlar biraz çalışmak zorunda kalmış yüzünde biraz kan var ama simetrik değil neyse düzeltiriz işimizin adı ne? "Hoş geldiniz Orçun Bey?" "Bana bak Pars, sen ne kadar güçlüysen ben de o kadar güçlüyüm bu yaptığın babamın kulağına giderse önce seni sonra babanı siler bu piyasadan." O can havliyle bir şeyler anlatıyor, dinliyorum. Hep dinlerim.. "Buyurun Orçun Bey oturun." Daha evvelden birkaç davette karşılaştık laubali bir adam, kimseye bey ya da hanım demez. Aklınca denginim ya da senden üstünüm mesajı vermeye çalışıyor. Benim her zamanki sakin halimle karşılaşınca sanırım rahatladı, oturdu. Bu arada ailem dışında beni yüksek sesle duyan tek kişi de o gazeteci! Bu kadar taviz biraz fazla.. "Ne içersiniz Orçun Bey?" "Pars benim yurt dışına gitmem lazım, adamların beni havaalanından zorla getirdi. Ne diyeceksen de gideceğim yoksa sonu iyi olmayacak." "Anlıyorum. Peki o halde sizi çok tutmayalım. Dilruba Can ile ilgili ne anlatmak istersiniz.." Yutkundu, istisnasız kaçtığın her şey seni kovalar Orçun.. Kaçıyordun kovaladım! "Hayırdır deli doktorluğunu bırakıp dedektifliğe mi merak saldın, sana ne?" Yayıldı koltukta ayağını diğer bacağına attı şuan gayet rahat. Ben parsım ve avımın en savunmasız hali kesinlikle en sevdiğim hali.. "Yani 16 yaşında bir çocuğa cinsel tacizde bulundunuz daha evvel 17 yaşında farklı bir çocuğa olduğu gibi doğru mu?" "Bak oturup da sana izahat verecek değilim, ben deli de değilim tedavi falan istemiyorum. Kime ne yaptığımda beni ilgilendirir buyursunlar mani olabilen varsa olsun." "Anlıyorum.. Uzman görüşüm parafilik bozukluğa bağlı Ephebofili olduğunu söylüyor, yani 15-19 yaş arası kişilere duyulan cinsel istek.. İnsan yanım ise süzme bir orospu çocuğu olduğunu.." Sakinliğim onu az evvel rahatlatmıştı ama şuan itibariyle tedirgin etmeye başladı. Güzel.. Dik oturdu, boynunu esnetti, muhtemelen bir sonraki adımda da tehdit edecek.. "Sen kiminle aşık attığının farkında mısın lan ölü kelebek koleksiyoncusunun sıçtığı" Gülümsedim.. O kadar güzel bir yerden girdi ki konuya.. "Orçun Bey, arkadaşlarım size yardımcı olsunlar kırmızı odaya geçin lütfen. Ben şimdi geliyorum." "Siktir git lan, gidiyorum ben, bir daha karşıma çıkarsan önce o hâlâ taş gibi olan anandan başlarım sonra deli meli olsa da sağlam parça olan küçük kız kardeşinden çıkarım. Bir kişi kalmaz sülalende altımdan geçmeyen." Dikkatlice dinledim, ne kadar da kendinden emin ne kadar da cahil! "Sadece ephebofili değilsin, aynı zamanda ağır narsist kişilik bozukluğun var, antisosyal kişilik bozukluğu ve muhakkak bir de madde kullanımı mevcut. Ama en sıkıntılısını söyleyeyim mi Orçun. Ali Pars Yiğiter'in bam teline basma sendromu yaşıyorsun ve bu genelde ölümcüldür.." Gözleri büyüdü ayağa kalktı ve can havliyle dışarı çıktı. Ben çok sakin bir adamım ama kasırgamı sırtımda taşıyorum ve biri ailemin bireylerinden birine laf ettiğinde kasırgam benim bile önüme geçiyor. O dışarı fırlayınca arkasından ağır adımlarla çıktım. Dış kapıya ulaştığında kapıdaki korumalara takıldı. Birden kestiler önünü ve debelenmeye başladı. Usul usul çıktım, ben insan gibi konuştum, şahitsiniz.. "Arkadaşlar Kırmızı Odaya gidebilmesi için Orçun Beye yardımcı olur musunuz lütfen?" Bu bağırıyor muhtemelen bir şeyler ama şuan Pars annesi ve kardeşleriyle vakit geçiriyor. Bay Pi sahnede.. Onu duymuyor. Aşağı indim. "Betül Hanım lütfen telefon bağlamayın." "Peki efendim." Tulumumu giydim olmazsa olmaz sarı çizmelerimi de tabi ki ve içeri girdim. Feryatlar, bağırışlar.. Oda biraz ürkütücü ya hemen korkuyorlar.. "Hoş geldin Orçun." "Pars bırak beni bak Allah adı verdim bırak, yemin ederim dokunmayacağım bir daha kimseye bırak. Kafam güzeldi farkında değildim yaptığımın." Off neden cümleler hiç değişmiyor ki sanki. Sıkılıyorum aynı replikleri dinlemekten. "Az evvel.. İstediğin herkese istediğin her şeyi yapabileceğini de sen söylemiyor muydun Orçun.." "Bak tamam aptallık ettim, zaten ben senin annene falan nasıl ulaşayım mümkün mü. Bak iki aile arasında savaş çıkar yapma.." O savaş senin gavatlığın yüzünden çıkmadıysa bu da bizim ayıbımız olsun Orçun! Bıçağı yeterince bilediğime ikna olunca döndüm buna. Yüzümdeki gülümsemeyi böyle zamanlarda seviyorum.. "Lütfen rahatla Orçun burada kendini iyi hissetmeni istiyorum. Merak etme bilmediğin şeyleri konuşmayacağız burda ben sana seni anlatacağım.. Kendinle tanışmaya hazır mısın? Klasik süreç başladı, kapıları yumrukladı falan filan.. Ensesine indirdiğim sert darbeyle yere düştü, güzel bir hamleydi.. Üzerine eğildim. "Önce Dilruba'nın sonra dil uzatma gafletinde bulunduğun ailemin kadınlarının yerine üstünden geçeceğim senin Orçun!" "Yapma anlaşalım nolur yapma bak akl.." derken yüzüne attığım şık bir kesik. Yakıştı. Ardından aynı bıçağı bacağına sapladım. Evet bu kulağıma gelen çığlık sesleri beni mutlu ediyor. Ardından bacağından sürüklemeye başladım onu ve sandalyeye oturttum. Bağlamasam da hakkından gelirim ama bağlamak ayrı bir tatmin elbette. O ağlamaya devam ediyor bu arada. "Çok acıyor değil mi Orçun?" "Sen doktorsun yemin ettin, insanlara işkence edemezsin." "Yemin ettiysek Kur'ana el basmadık ya, Hipokrat kusuruma bakmaz bence. Benim felsefem daha çok kısasa kısas ilkesine göre." "Benim sana ne zararım dokundu da kısas uyguluyorsun lan" diyor ama nasıl inliyor, sanırım canı çok acıyor. Üzücü... "Sen senden zayıf insanlara güç kullanıyorsun, yetmiyor tehdit ediyorsun, hayatlarını alt üst ediyorsun. Ben de bir nevi Robin Hood'um işte o zenginden alıp fakire veriyordu ben de güçsüzden emaneti alıp güçlüye uyguluyorum!" "Senden güçlüsünde ne bok yiyorsun acaba?" Usulca yaklaştım buna eğildim göz hizasına geldim, fısıltı şeklinde konuştum. "Benden güçlüsü yok Orçun.." Şimdi benim onunla biraz işim var, kimsenin uykusunu kaçırmak istemem detay vererek...! 👑 Orçun'la yaklaşık 1 saat kadar ilgilendim, vücudunun tam 314 noktasına kesik attım. Neden 314 olduğu ise adımda saklı. Pi sayısı 3,14... Benim yuvarlama şeklim biraz farklı tabi. Onunla işim bittiğinde bir et yığınına dönmüştü, ciddi anlamda da kan kaybı vardı ve açık bir şekilde ailesine bunu benim yaptığımı söylemeleri talimatı verdim adamlara. Bu iti hastaneye götürdüklerinde de ben üzerimi değiştirip çıktım. Şayet babası ya da ailesinden biri bir savaş ilan ederse büyük bir memnuniyetle karşılamış olacağım.. Şimdi ise Dilruba ile seansım var, evden çıkamadığı için bu seferlik evinde ziyaret edeceğim ikinci sefere durumu el verirse kliniğe almak istiyorum ama olmazsa da online yapacağız artık. Duruma göre bakacağız. Dilruba'nın evinin önüne geldiğimde saat 15:25'ti. Dakik olma konusunda biraz hassasım da. Ancak arabamdan indiğimde bina önünde o baş belasının arabasını gördüm. Zararını ödemek için kartımı vereyim diye yanaştım ki arabanın içinde oturmuş gözlerini kapatmış bağıra bağıra şehadet getiriyor. Yemin ediyorum normal değil! Camını tıklatınca sıçradı ve olmazsa olmaz küfürlerinden birini yolladı tabi. Arabadan inince dikildi karşıma. Kız kardeşlerimden başka ki en kısaları Cennet Buz o da 1.85. İnci ve Gülçin 1.88. Bu kadar uzun kız görmek pek de mümkün olmuyordu. Kartımı uzatıyorum sünnet düğünün mü var diyor? Bakın ben bu kadını denize attım, tekneyle götürdüm, tehdit ettim ama küçücük bir korku yok hâlâ gözlerinde, bu alışık olduğum bir durum değil. Yetmez gibi asla lafın altında kalmıyor, biz cinsel organımızla kendimizi gösteriyormuşuz da ondan onu muhatap alıyormuş. Bu kadınla laf dalaşına girmek pek mantıklı değil.. Bir de yeni bir tahsilat yöntemi öğrendim sayesinde haramla ödeme. Garibim Kemal şoku uzun süre atlamadı, mesaj atmış. "Efendim çok ağır bedduaya maruz kaldım, mümkünse bugün evden çıkmak istemiyorum. İzniniz olursa." yazmış dayanamadım güldüm ama epey güldüm. Adam nasıl korktuysa başına bir şey geleceğine emin olmuş. İzin verdim haliyle. Zaten yeterince aksiyon yaşadı. Kadına bir de randevu al seni terapiye alayım dedim ki bu konuda ciddiydim. Klinik bir vaka ve ben incelemeyi isterdim gerçekten. Ruh halinin katmanlardan oluştuğunu düşünüyorum ama o bana yarağımın başını al terapiye diye cevap verdi. Olmayan organıyla daha ne kadar daha faaliyette bulunacak merak ediyorum. Ben de onunla aşık atabilirmişim gibi karşılık verdim ama kadının bir dur noktası yok finali fena yaptı. Penisime aldığım diz darbesi kafamda şimşekler çakmasına sebep oldu, çok hazırlıksız yakalandım. Yetmez gibi eğildi kulağıma. "Bir ara gel de terapiye alayım seni, kafa gidik belli" dedi. Allah'ım kimin günahını aldım bilmiyorum ama beni bu kadar ağır bir sınava tabi tutuyorsan vardır bir sebebi..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD