Bayan Baş Belası..

1697 Words
Asya "O neydi ya?" "Noldu kızım ya?" "Bak az evvel herifin biri beni çok fena göt etti. Mal gibi kaldım." "Sen ve mal gibi kalmak mı kıyamet yakın desene.. " Ah bu Özlem ve abartılı tepkileri! "Abartma.." "Senden bahsediyoruz Asya. Dur noktası olmayan, susmayı bilmeyen, her şeye bir cevabı olan kız hani bildin mi? Geçen hafta baş editöre çemkirdin kızım sen dahası mı var?" Gözlerimi devirdim dediği şeyle, o editör mü ne boksa kendini bir halt sanmasın ne yapayım! "Olur arada öyle o benim fazla damarıma bastı." "Boşver editörü şimdi bu tarihi olayı bilmem lazım. Nasıl göt oldun?" Harbiden bak ya hâlâ şoktayım ilk defa biri beni dumura uğrattı. "Herifin biri saati sordu. Ben de birden bağırmaya başladım utanmıyor musun bu gece beraber olalım mı demeye diye." "Ohaaa. Ne diyorsun?" Sırıttım tepkisine var böyle ufak tefek yaramazlıklarım. "Sonra işte sadece gülüp gitti oturdu bir masaya ben de niyetimi söylemek için kalkacağım zaman masasına gittim ama bu sefer de o bağırarak nee bir gece için 500 dolar mı senin şeyin altından mı yapıldı dedi." Ben böyle deyince Özlem kahkaha atmaya başladı. Valla aynı şeyi o yaşasa ben bir de püskürtmeli gülerdim herhalde. Haklı şimdi. "Yemin ederim kral hareket. Dinsizin hakkından imansız gelir demişler. Adamın elini öperdim görseydim." "1.50 boyunla mı?" "O ne alaka?" "Adam 2 metre vardı rahat" "Çüşş. Kızım ne cesaret sendeki ama ya." "Boş bulundum bir an. Yapmam lazımdı bunu birine kısmet o herifeymiş." "Ucuz atlatmışsın neyse ki adam halden anlayan biriymiş. Yakışıklı mıydı bari." "Tam bilmiyorum ki kafasında bir kasket vardı atkısıyla da yüzünün yarısını kapatmıştı. Masasına geçtiğinde bile çıkarmadı üzerindekileri." "Neyse her kuşun eti yenmez anlamışsındır." Güldüm istemsiz, ben pek musibetle akıllanan bir kız değilim ama hadi hayırlısı. Özlem'le ayrıldıktan sonra eve geçtim zaten koca günü yine sübhanallah diyen kedi haberiyle tamamladım. İşler kesat editörle papaz olmamız yine an meselesi. Eve girince bağırış sesleri duydum hemen salona geçtim. "Baba?" "Hoş geldin Asya." "Hoş buldum da hayırdır noldu?" "Nolacak amcan olacak herif yine saçmalıyor." Güldüm bu hallerine, aile apartmanı burası ve amcamla babam sürekli kavga halindeler. Ya siyaset yüzünden girerler birbirlerine siyasilerinde çok pipisinde çünkü. Ya da futbol falan. Aynı şekilde futbolcuların da çok pipisinde olduğuna eminim. "E bugün kim kazandı?" Amcam kahkaha attı dediğimle. "Ben tabiki her seferinde haklı çıkıyorum senin bu baban olacak mızıkçı herif de su koyveriyor." Gidip ikisine de birer öpücük kondurdum. Mutfağa geçtim sonra annem hanım yemek yapıyordu. "Kolay gelsin Ezo Gelin." Ben böyle deyince hep kahkaha atıyor. Adı Ezgi ama babaannem hala Ezo Gelin der. "Yemek yapıyorum hoş geldin." "Hoş gördüm annem ben bir üzerimi değişeyim yardıma gelirim sana." "Tamam tamam acele etme hazır her şey." Annemle de kısa bir hasbihal ettikten sonra geçtim odama. Üzerimi değiştirecekken telefona gelen mesajla telefonu aldım. "Asya sabah 8'de odama gel." Kargalar bokunu yeseydi bari sabah 8 ne be! Baş editörden gelmiş mesaj, herif taktı bana. Daha çiçeği burnunda bir gazeteciyim ama benden 20 yıllık gazeteci performansı bekliyor. Neymiş çenem çalıştığı kadar aklım da çalışırsa haber değeri taşıyan şeyler bulabilirmişim. Çok biliyorsun çünkü! "Tamam" yazıp yolladım mecburen, üzerimi değiştirip indim. Yine babamın ve amcamın bol kavgalı, benim önlenemez kahkahalı, annemle yengemin de altın günü mü yapsak döviz günü mü muhabbeti eşliğinde yenen yemekten sonra geçtim odama, erken yatacağım sabah erken kalkmak lazım çünkü. Birkaç sayfa kitap okuduktan sonra da bıraktım kendimi uykunun şefkatli kollarına. Sabah her stres anında olduğu gibi alarmı kurduğum saatten 30 dakika önce uyandım. Editöre söve söve hazırlandım. Biraz sövme huyum var da arkadaşlar argo da bol kullanırım.. İdare ediverin.. Hazırlanıp gazeteye geçtim ve direkt zatı şahanelerinin odasına girdim. Şunun şu kel kafasına bir şaplak atsam var ya tüm gam keder siliniverecek. Ayna kafa! "Günaydın Cemal Bey." "Geç otur." Ayy götüm.. "Seni niye çağırdım bir fikrin var mı Asya?" "Maalesef yok ve öğrenmek için sabırsızlanıyorum." "Hmm peki. Asya Hanım stajınız bitip de gazetemiz bünyesinde çalışmaya başlamanızın üzerinden tam 6 ay geçti ama yaptığınız haberler vasatın çok altında.." Asya Hanım mı.. Ağzına da hiç mi yakışmaz. Hem "bunlar çok değerlenecekti yeenim. Ondan sakladım" diyerek margarinleri bakliyatların arasına saklayan bakkalın haberi bence gayet iyiydi. Şahsen ben kendimi tebrik etmiştim bu haber için hatta kendime kahve bile ısmarladım başarımdan ötürü.. "Neye göre vasatın altında Cemal Bey?" "Genele göre Asya Hanım.. Sizinle beraber çalışmaya başlayan diğer 2 arkadaşımız gayet aktifler." "Öyle mi nasıl bir aktiflik gösterdiler rica etsem benimle de paylaşır mısınız ufkum açılsın." Burnundan soluyor bir de. Tipitip! "Çalışma arkadaşlarınızın yaptığı haberlerden de mi haberiniz yok o kadar mı habercilikten uzaksınız Asya Hanım?" Ne çok haber dedi lan.. "Yok o yüzden sordum aslında benim göremediğim ama sizin gördüğünüz o haberler nelermiş?" "Dalga mı geçiyorsun sen benimle?" "Siz peki?" "Çıkın!" "Hay hay.." "Yarına kadar kayda değer bir haber ile gelmezseniz ertesi gün işe de gelmeyin!" Ah canııım kıyamadı bana dinlendirecek demek ki beni. Ben de adama neler saydım.. "Tabii.." deyip çıktım odasından. Allah'ın meymenetsizi hayatında haber yaptın mı acaba tepeden inme.. Ben daha bir sürü laf sayarken buna, Özlem seslendi. "Hey tamam tamam adamın annesini rahat bırak.." "Anasına sövmedim." "Oraya doğru gidiyordu da noldu yine?" "Siz mükemmel haberler yapıyormuşsunuz ben tırtmışım yarına kadar haber bulamazsam ertesi gün de gelmeyecekmişim cart curt!" "Mal bu herif.." "Bence de.. Neyse çıkıyorum ben biraz haber kovalayım." "Tamam canım dikkat et, rast gelsin." "Eyvallahsın.." Gazeteden çıktım ama haber bu öyle pat deyince çıkmıyor ki insanın karşısına. Birini ayarlayıp kapkaç mı yaptırsam acaba ya da bizim ufaklıklar var kuzenler onların üstünü başını yırtıp dilendirsem burada. Hain eller bu defada çocukları buldu sayır seyirciler gibi bir haber mi patlatsam. Of of gazeteci olmak isterken bu değildi aklımdaki yaa. Bağımsız gazeteciyim ben savaş muhabiri mi olsaydım acaba! Baktım akşama kadar gez gez bir şey bulamayacağım. Üniversiteden bir arkadaşımı aradım. Kendisi yazılım mühendisi ve bu karanlık tarafta da iyi hani. "Selam koçum!" "Ne zaman bir kadın gibi konuşmaya başlayacaksın asya?" "Beyaz atlı prensimi bulunca ciğerim oldu mu?" "Beyaz atlı bir prens bulabilmen için karşındaki erkeği kadın olduğuna ikna etmelisin" "Hahaha çok komik gerçekten yaa." "İyi gülmene sevindim de hayırdır bayram değil seyran değil beni niye aradın?" "Hâl hatır sormak için aramış olamaz mıyım?" "Olamazsın.." Arkadaşlarınız sizi çok iyi tanımamalı ama ya. "Öyle diyorsan.. Bak ne diyeceğim benim sağlam bir haber bulmam lazım. Yok mu elinde bişiler." "Hmm aslında bir şey var ama seni içine sokmak istemem çok riskli." "Allah aşkına sok beni içine, pisliğe göm beni. Burnum boka batsın. Nolur yaa." Kahkaha atıyor bir de. Zordayım oğlum anlayın ya! "Delisin Asya valla delisin." "Evvvet yiğidim deliyim de hadi dökül bakalım." "Bir süre önce bir yer keşfettim dışardan yıkık dökük ama 2 sefer tesadüf olmayacak şekilde çok lüks bir aracın oranın yakınlarından geçtiğini yakaladım. Araç plakası yok aynı aracı ikinci sefer dahi görmedim.. Belki burdan bir haber çıkarabilirsin." "Allahıma kitabıma çıkarırım sen bana adresi ver." "Tamam tamam sakin ol ve sakın kendini tehlikeye atma ben mesajla adresi gönderiyorum." "Tamamdır koçum sağ ol." "Aynen aynen canım.." Bu herifi seviyom ya zor gün dostu tam. Telefonu kapatınca gönderdiği adrese baktım bayağı tenha bir yer burası her türlü pislik olabilir. Belki uyuşturucu ticareti hatta. Neyse haber haberdir deyip bindim benim canımın için tostosuma. Ayıptır söylemesi rengi kırmızı.. Adı da gelincik. Pek severim kendisini. Mezun olunca babam bey aldı.. Alması için biraz ağlayıp zırlamış olabilirim.. Hedefe giden her yol mübahtır. Bahsettiği binaya geldim burası Balat tarafında bir yer. Bina nerdeyse ağlayacak artık beni yıkın diye ama ellememişler. Biraz etrafını gezdim bir uyarı falan yok hani özel alandır girilmez cart curt diye.. Yalnız burada minnacık bir hayat belirtisi bile yok. Yine de benim canım arkadaşıma güvenip beklemeye koyuldum belki akşam olunca bir şeyler oluyordur değil mi? Nerdeyse 6 saattir buradayım. Binanın her köşesini gezdim, gittim yemek yedim, geldim ama hala hareketlilik yok saat akşam 8 oldu çok karanlık burası ve ıssız. Hafiften bir üç buçuk atıyorum ama kovulmuş bir gazeteci olmaktansa telef olmuş bir gazeteci olmayı gerizekalı beynim daha mantıklı buluyor şuan.. Yine de arabamın içine tünedim dışarıdan da görünmüyorum tabi derken bir hareketlilik oldu. Bir aracın yaklaştığını fark ettim ama kesinlikle farları falan açılmadı. Araçtan bir adam inip o binaya girdi ardından 3 araç daha benzer şekilde geldi ve içinden inenler binaya girdiler. Yemin ediyorum ödüm kopuyor şuan burada bir bok dönüyor ama ne? Yine de merakım galip gelince usulca indim arabadan saklana saklana ilerledim binanın yakınına ama mümkünatı yok birini görmenin. Epey etrafta dolandım falan derken çok cılız bir şekilde birkaç ses geldi kulağıma ama bölük pörçük. Sarrafoğulları dediler sonrası yok.. Kayıp milyonlar dedi bir tanesi ama bayağı bağırdı ardından yine ses yok. Yetimler dendi sonra sesler tamamen kesildi. Köşeye iyice pustum bir şeyler duyayım diye ama nafile. İçeriden çıkmaya başlayanlarla yüreğim ağzıma geldi ama yine de gıkımı çıkarmadan bekledim bu arada da telefonu çıkarmaya çalışıyorum cebimden gel gelelim kıpraşırsam görünürüm diye ödüm kopuyor o arada iki herif çoktan gitti şükür ben de çıkardım telefonu hemen birkaç poz çekmeye başladım, onlar beni görmeden binip gittiler. Yemin ederim kendimi ölüme ilk defa bu kadar yakın hissettim ve bence var yaa çok büyük bir balık yakaladım. Kimsenin kalmadığına emin olsam da yine de temkinli bir şekilde bindim arabama bastım gaza eve kendimi nasıl attım bilmiyorum ve hemen haberi hazırlamaya başladım. "Büyük Vurgun!" Bence güzel bir başlık oldu bu burdan yürürüm ben. "Yetim çocuklar için ayrılan milyonlarca dolar hiç mi edildi? Sarrafoğulları bu işin neresinde? Gecenin bir yarısı gizli kapaklı görüşülen masanın konusu neden bu şirketti ve onca para nereye aktarıldı? Yetkililerden derhal bir açıklama bekliyoruz.." Vuhuhuhuh valla efsane oldu. Altına da çekebildiğim bir iki fotoğrafı ekledim ama karanlık artık ona bir ayar çekeriz. Editör beeeey ben seni kovirem ula.. "Hahah valla keyfim yerine geldi. Haberin detaylarını da yazıp editöre yolladım hemen." "Tamamdır aferin" yazmış. Çok lazım senin tebriğin sanki. Büyük bir heyecanla sabah olmasını bekledim hemen gazeteye gittim çoktan ilk baskı çıkmıştı zaten ama editör odasından hışımla çıktı yemin ederim öldürecek beni.. "Derhal o haberi kaldırıyorsun bayan baş belası?" "Af buyur?" "Kızım sen manyak mısın sen ölmek mi istiyorsun? Gazeteyi toplattık apar topar sen nasıl böyle bir haberi girersin o fotoğraflarla hem de." "Haberciyim ben elbette gireceğim birileri mani olmaya çalışıyorsa doğru yoldayım demek ki.." "Uzak dur bu haberden acımam." dedi odasına girdi kuduruyorum sinirden kimin kuyruğuna bastım acaba ama o arada telefonuma bir mesaj geldi. "Senin yüzdüğün sular derin gazeteci.. Boğulursun.."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD