Asya
Sahilde tanımadığım birinden gelen birkaç bilgiyle hemen yeni bir haber hazırladım bu defa isim geçmiyordu ama bolca ima bolca arkası yarın mesajı veriyordu. Başlığı yazdım.
"Boğazınızda Kalmadı mı?"
"Kısa süre önce Yetiştirme Yurtları için ayrılan ödenekteki ciddi bir miktar buhar olup uçmuştu, yeni gelen bilgilere göre bunun bir seferlik bir durum olmadığı uzun bir zamandır devam eden sistemli bir hırsızlık olduğu anlaşılıyor. Milyonlarca lirayla ifade edilen tutarda o çocukların umutları, yarınları hatta en basite indirgenmiş haliyle barınacakları yerleri, yiyecek ekmekleri vardı ve sırf birileri trüf mantarlı mezeler ya da Kobe biftekli sofralarda havasını atacak, doymak bilmeyen aç gözünün iştahını biraz daha kabartacak diye birileri tarafından cukkalandı!
Bir çocuğun bir haftalık sıcak yemeği bir tabak pahalı etten daha değersiz görüldü. O birileri çocukların yorganını, yemeğini, bir çift çorabını pahalı sofralarına meze yaptı. Bu sadece bir yolsuzluk değil açık bir vicdan suçudur. Kimse görmedik, bilmiyorduk deme lüksüne sahip değil. Bu haber aynı zamanda bir ihbardır. Birilerinin kurmaya çalıştığı kirli pazar açık edilmeli ve yarının umudu olan çocukların hakkı gözetilmelidir. Biz bu konunun peşini bırakacak değiliz. Elbet o kayıp milyonları cebine indirip gününü gün edenlerle de hesaplaşacağız ve o gün geldiğinde tek bir soru sormak istiyorum bunu yapana?"
"Elinden ekmeği alınan senin çocuğun olsaydı ne yapardın?"
Haberi yazarken bile ellerim titredi abi yok böyle bir şey. Nasıl doymaz karnınız var ulan sizin, zıkkımın kökünü de yiyin daha doymazsanız. Kim olduğunu bilmediğim şahıstan gelen birkaç dokümanı da ekledim habere ki faraziye konuşmadığımız belli olsun. Piçler, valla elime bir geçseniz o bebe beliğin çişinde boğarım sizi!
"Asya iğrenç misin?"
"Sus gız yelloz bu da habire bana muhalefet. İşine bak."
"Hıh"
Arkadaş herkesin iç sesi mi başına bela bir benimki mi böyle anlamıyorum ki.
Haberi Kelaynağa yolladım. Mal ilkine o onay vermedi sanki de faturayı bana kesiyor okumadan onaylarsan böyle olur. Bu sefer akıllanmış demek ki bir saat sonra cevap yazdı. Tamam diye. Götüm!
Akşam olup da ben de iyiden iyiye deniz kokusuna bulanınca ufaktan geçtim benim gelinciğe. Annemin direksiyonum için ördüğü danteli düzelttim. Çok yakıştı valla o da kırmızı bu arada. Sanırım kırmızı seviyorum. Lan bizim Kelaynak boğa olmasın beni her gördüğünde üstüme üstüme geliyor.
Puhahahaha. Çok şükür bugün de kendimi güldürecek bir şey buldum. Bunu düşünür düşünür gülerim artık.
"Deli"
"Bana bak o ağzını cart diye yırtarım senin."
"Iyy ne kadar bayağısın sen ya."
"He sen kraliyet hanedanındansın çünkü."
"Ben de şüpheleniyorum bu durumdan!"
"Kurban olduğum Allah'ım bu iç sesimin ölümü benden önce olabilir mi çok rica ediyorum."
"Bensiz bir halt yiyebilirmişsin gibi."
"İşine bak!"
Kafamı çok karıştırıyor bazen bu karı ama çok zaman verdiği fikirler iyi.. Yuvarlanıp gidiyoruz yani. Gelincikle olan yolculuğumuz evde son bulunca çıktım yukarı. Canım Ezo gelin yemekleri yapmış çoktan, onlarla biraz hasbihal ettik. Bizim ufaklıklar var tekne kazıntısı ikizler, daha 5 yaşındalar. Alp ve Aras Beyler. Ağızlarını burunlarını yiyeceğim bal gibiler, onları mıncırdım biraz. Sonra odama çıktım benim müttefikimi aramam lazımdı. bir iki çalıştan sonra açtı, adam adam..
"Efendim Asya?"
"Naber koçum?"
"İyiyim yiğidim senden naber?"
Sırıttım dediğiyle ha şöyle benimle benim dilimden konuş canımı ye.
"Nolsun bro sürünmeye devam."
"Bu defa ne istiyorsun?"
"Lan sanki sadece bir şey istemek için arıyormuşum gibi davranma!"
"Hmm tamam davranmam kapatalım mı o zaman."
Bir de gülüyor hey yarabbim, yaramıyor insanları aramak sormak nankör olacaksın bu devirde.
"Tamam lan tamam bak ne diyeceğim. Ben o dediğin yerde bekledim çok sağlam bir şeyler de dönüyor biliyorum, haberi bile bastım ama ilk baskı dağıtılmadan toplatıldı sonra da kaldırdılar haberi bana yeni bir şeyler söyle."
"Valla o binada bir daha bir hareketlilik olmadı zaten ama her gün olmuyor. Yine de ben takipte kalırım ifşa oldukları için aynı yere bir daha gideceklerini sanmıyorum ama başka bir şey fark ettim biraz gezinirken ama beni korkutuyorsun Asya sana söylemek istemiyorum."
"Lan! Dinime imanıma gelir seni bulur başının etini yerim."
"Of be! Çekilecek kahrın yok da dua et vefa borcum var sana."
"He koçum he. Anlat hadi dört değil 4444 kez açtım kulaklarımı seni dinliyorum."
"Özel bir davet var çok az sayıda katılımcıyla yapılacak olan özel bir davet, gazetecilere haber verilmeyecekmiş. Önemli birkaç konunun konuşulacağı yazıldı ama hemen silindi başka bir şey yazmadılar."
"Senin Allahına kurban seni var ya üpeceyim."
"Asya! Benden o salyalarını uzak tut."
"Hoooşt küpek benim peşimde ne doktorlar ne müh..." anaa kapattı. Sırıttım telefona bakıp. Bu çocuğu seviyorum, deli biraz ama hangimiz akıllıyız ki! Tekrar aradım ama açmadı mecburen mesaj attım.
"Adres yolla lan tamam öpmeyeceğim."
"İstesen de öpemezsin" yazmış tey Allah'ım bu çocuk gizli gay falan olmasın, yoksa şugar gacıyım ben bence bir erkeği öpmem onu iğrendirmez yani. Neyse adresi yollamış.
"Buraya benim girebilmem için bana yardımcı olacaksın değil mi?"
"Başka türlü girme şansın var mı Asya?"
"Yok birader, gözümsün!" dedim dayanamadı aradı. Kafa çocuk aslında ama biraz asabi!
"Kendine çok şık bir elbise ayarla mümkünse pahalı olsun, adamlar sadece kalbur üstü değil kalburun nirvanası. Davetiye yok, herkese kendine özel bir davranış, söz ya da kişinin lakabına uygun bir metal basılmış. Davetli listesine ismini ekleyeceğim bir zahmet adına özel bir metali de bastır."
"Lan var ya seni anan doğururken taşaklarını çıkarmakta çok zorlanmıştır dinime imanıma. Taşaklarına beton yetmez ciğerim!"
Derin bir iç çekme sesi geldi ama napim oğlum coştum heyecandan nasıl kendimden geçmeyim.
"Asya annene üzülüyorum, muhtemelen sen doğduğunda kızım oldu diye sevinmiştir. Nerden bilsin ki bir kamyon şoförü doğurduğunu."
"Arda senin ciğerini yerim lan valla bak. Tamam tamam hadi tutma beni hazırlanmam lazım."
"Daha 15 gün var davete!"
"Anca hazırlanırım lan daha annemle babamın vicdanına oynayıp onlardan para almam lazım elbise için."
"İyi bakalım kolay gelsin. Kimlik sormayacaklarını tahmin ediyorum sorarlarsa ayvayı yersin haberin olsun. Davetli listesine Angelina Jeyford olarak kaydettim seni. Konuşmalar İngilizce yapılacak bilgin olsun."
"Tamam koçum o iş bende. Of bir ingiliççe konuşurum adamlar ders almak ister benden."
"Hı hı eminim eminim."
"Ne götüreceksin yanında, eklememi istiyor sistemleri."
"Kırmızı vosvos."
"Şaka mı?"
"Valla değil.."
"Peki."
"Lan Arda?"
"Efendim Asyacım!"
"Sen var ya bu işin kralısın kralı en babası gelse eline su dökemez."
"Bu yüzden hem CIA hem MOSSAD hem diğerleri peşimde zaten Asya ve evet ben en iyiyim."
"Tevazuna kurban olurum sana bir yemek sözüm olsun."
"Sağ ol.."
Onunla telefonu kapatınca cüzdanıma koştum. Maaşı alalı 10 gün oldu param bana kalıyor ama aldığım cücük kadar zaten ve cüzdanda 50 lira var.. Hesaptaki paraya baktım. 10 bin.. Lan bu parayla ben ne alacağım oğlum. Elbise alsam ayakkabı alamam ayakkabı alsam araba kiralayamam. Ben de her akıllı Türk gencinin yaptığını yaptım anam kadına yanaştım.
"Annem?"
"Pırasam."
"Anneler kızlarını pırasa diye sevmez."
"Niye kızlarının boyu 1.82'yse ve o kızlar benim adımı neden pırasa koymadınız diye dakikalarca ağladıysa denilebilir."
"6 yaşındaymışım anne?"
"Olabilir.."
"Neyse Ezo Gelin ister Pırasa de ister karnı yarık bana yardımın lazım."
"Hayırdır?"
"Annem minik pırasana para lazım."
"Neye lazımmış?"
Bakın şimdi şahane oyunculuğumla annemin gözlerini nasıl dolduruyorum.
"Of gazetede bir arkadaşın doğumgünü var ama nasıl desem aşırı zenginler tutturdu gel diye ama benim orada giyecek ne bir elbisem ne bir ayakkabım?"
"Niye kızım Sadi dayının düğününde giydiğin elbisen pek güzeldi."
Gözlerimi devirdim indirimden aldığım siyah balık elbiseyi diyor, giydiğimde dikişleri patlamıştı da el yordamıyla dikmiştim. Aslında fakir bir aile değiliz ama ben nasıl desem hiç salon kadını değilim ama böyle bir davet için de bizim maddi durum pek yeterli olmaz, kaynak şart.. Anamın altınları gibi.
"Evet annecim çok şahane bir elbiseydi ama ben onu bir geline verdim sözünde giyecekmiş yazık alamamışlar da.."
"Oyy kıyamam. annem diye demiyorsun yenisini alırdık."
"Onu çok beğenince ben de verdim gitti."
"İyi yapmışsın merhametli pırasam benim. 2 tane çeyrek altınım var onu vereyim yeter mi?"
"Yetmez mi kurban olduğum sağ ol söz sana alacağım geri."
"Hadi bakalım." dedi ben de hemen aldım tüh lan geçen hafta olsa altın tavan yapmıştı. Neyse şimdi de idare eder diye düşünüyorum. Parayı temin ettiğimize göre şu benim vosvosun minnak halini yaptıralım bakalım..
👑
Pars
Sakin başlayan günleri seviyorum.. Çünkü olurda kasırgalı bir zaman beni bekliyorsa bu dinginlik kendimi toparlamama yardımcı oluyor. Birçok insan gibi de güne o zehir gibi denilen kahvelerle başlayabiliyorum. Uyku sorunu olan bir adam olmadım hiç haliyle uyanma sorunum da yok ama daha iyi bir meziyetim varsa o da uyandırmak kesinlikle.. Özellikle gözünü kendine kapatmış insanların gözlerini o ölüm uykusundan açmaya bayılıyorum!
Yine öyle bir gün. 1 saat sonra bir seansım var. Babası özellikle bana yönlendirmiş, bana gelenler tesadüfen gelmezler zaten. Muhakkak referansla gelirler. Bu da onlardan biri ve o da benim herhangi bir psikiyatr olduğumu düşünüyor muhtemelen.. Tanışalım o zaman. Hazırlanıp çıktım kliniğe geçtiğimde adam daha gelmemişti zaten biraz daha vakti var. Betül Hanım işinin başında her zamanki gibi. 40'lı yaşlarının ortalarında, çok disiplinli, çok düzenli ve prensip sahibi bir kadın. Minnacık bir kusuru var kocasını baltayla öldürmüş.. Muazzam bir çalışma arkadaşı.. Böyle dediğim için şaşırmayın. Kocası olacak it başka adamlara pazarlama çalışmış Betül Hanımı. Çok güzel bir kadındır, bakımlıdır yaşının altında gösteriyor, velevki öyle olmasa bile ortalık nefes alsın yeter diyen uçkur beyinlilerle dolu. Betül Hanımda yapması gerekeni yapıp kocası olacak herifi eline geçen baltayla öldürmüş.. Az bir cezayla kurtuldu, delilleri vardı çünkü elinde sonrasında da iş başvurusu yaptığında görüştüm. Kliniğimi ilk açtığımdan bu yana yanımda.. İyi bir yardımcı anlayacağınız..
"Hoş geldiniz Pars Bey?"
"Merhaba Betül Hanım, bugün nasılsınız?"
"Teşekkür ederim iyiyim, siz?"
"Daha iyi olmamıştım."
Gülümsedi o da beni iyi tanır, seanslarımın sıra dışılığına birkaç kez şahit oldu ve gözlerinde gördüğüm haz... Tarifi zor.
"Can Bey'in randevusunda bir değişiklik var mı?"
"Bildirilen yok efendim, 10 dakikaya kadar gelir."
"Güzel o halde bir çay getirir misiniz odama?"
"Tabi efendim."
Odama geçtim, bu odayı seviyorum. Ferah bir kere. 4 duvardan ikisi sadece camla kaplı o alan tamamen bahçeye bakıyor ve kendi ellerimle diktiğim onlarca çiçeğim ve ağaçlarım var. Diğer iki duvar beyaz biri boydan boya kitaplık, okumadığım tek bir kitap bile yok içinde. Kitap okumayı seviyorum. Betül Hanım çayımı getirince annemin ellerinden çıkan poğaçalarla beraber kısa bir kahvaltı ettim. O arada Can Beyin geldiği bilgisini verdi Betül Hanım.
"İçeri gönderin lütfen."
Yerimde dikleştim açılan kapıyla. İçeri uzun boylu, yakışıklı sayılmayacak ama karizması olan tahminen 30'larının sonunda bir adam girdi.
"Merhaba Can Bey hoş geldiniz."
"Merhaba, Pars Bey hoş buldum."
Elimle koltuğu gösterdim ben de tam karşısına oturdum.
"Ne içersiniz?"
"Kahve lütfen."
Ona bir kahve istedim bu arada sürekli takip ettim hareketlerini.. Gözlerinin belli bir odağı yok, sürekli göz kırpıyor, tedirgin bir hali var dahası sanırım bir şeyin yoksunluğunu çekiyor..
"Nasılsınız?"
"İyiyim namınızı çok duydum babam da sizi tavsiye edince gelmek istedim."
"Teşekkür ederim. Buyurun o halde ben sizi dinleyeyim."
"Geceleri uyuyamıyorum, bu arada doktorum ben cerrahım. Yoğun ve stresli bir hayatım var yani ama uykumda sürekli kabuslar görüyorum."
"Ne zamandır devam ediyor bu durum?"
"2 yıldır."
Yani sen insanları ameliyat etmek yerine keyfi kesmeye başladığından bu yana..
"Bir tetikleyici var mı?"
"Ne gibi?"
"2 yıl önce olan bir şey olabilir ya da çocukluğunuzdan kalan ama bilinçaltına ittiğiniz için varlığınızı unuttuğunuz ve bir şekilde kendini belli eden bir travma."
Gerildi.. Elbette var. Hepimizin içinde bir canavar, bir şeytan, bir melek var.. Biz hangisinin yolunu açacağımıza kendimiz karar veriyoruz sadece..
"Konuştuklarımız burada mı kalacak?"
"Burada bile kalmayacak merak etmeyin."
"Pars Bey ben biseksüelim. Yani her iki cinsle de birlikte olabilirim. Ancak bir süre önce erkek partnerlerimden biriyle şiddetli bir kavgamız oldu o da o esnada kendine zarar vermeye başladı.. Yani haz duyuyordu bundan.. Sonra benden açtığı yaraları dikmemi istedi. Şoktaydım ama o an o kadar ürkütücü görünüyorduki kabul ettim. İkimizde çıplaktık ve hiçbir şekilde bir şey giyinmeme müsaade etmedi daha da ilginci dikişlerini atarken uyuşturmamı istemedi.."
"Dayanamazsın dedim ama itiraz etti. Mecburen o şekilde diktim yaralarını sonradan anladım CIPA hastasıymış. Yani Ağrı ve acıyı hissetmiyormuş. O şekilde birlikte olduk ve bir yerleri kanadıkça zevk alıyordu, sonra.."
"Sonra size de benzerlerini yapmaya başladı.."
"Evet.. Bu olaydan sonra da uyuyamama sorunum oldu."
Gözlerini kaçırıyor hikaye doğru ama eksik. Adamın o halinden aşırı zevk aldığı için ondan sonraki tüm partnerlerine aynı şeyi yapmaya başladı. İnsanları kesti, narkozsuz dikti hatta öyle bir noktaya geldi ki kesiklerden akan kanları içmeye başladı ya da cinsel organına sürmeye..
"O kişiyle yeniden beraber oldunuz mu?"
"Evet. ara sıra birlikte oluyoruz hâlâ.."
"Peki.. Can Bey artık konuşmaya başlayalım mı..?"
Anlamaz gözlerle bakıyor.. Sen kendini kandırdın tamam, şimdi gözlerini açma zamanı.
"Nasıl yani?"
"Yani diyorum ki hikayenin asıl kısmına geçelim mi? Mesela sizin de partnerlerinize aynı şeyleri yapmaya başlamanızdan başlamaya ne dersiniz?"
Gözleri kocaman oldu, bilinmemesi imkansız herkesi tehditle susturamazsın Can..
"Ha.. hayır ben hayır.."
Birkaç dakika sessiz kaldım, başını ovmaya başladı. Rahatsız bu durumdan çünkü partneri ona yaparken o bundan zevk alıyor ama o partnerlerine yaparken partnerleri mutlu değil.. Bu da onun tatmin seviyesini düşürüyor.
"Ne anlatmak istersin Can?"
"Ben daha fazla konuşmak istemiyorum. Gitmek istiyorum."
"Elbette.. Adresi biliyorsunuz istediğiniz zaman gelebilirsiniz."
Birden ayaklandı kapıya gitti ama çıkamayacaksın ordan Can, hadi yorma artık beni..
"Sen kâhin misin?"
Gülümsedim..
"Ben iz bırakan her şeyi bulurum Can. İz bıraktın."
"Bak ben psikopat değilim."
"Hayır hayır sen tam bir psikopatsın."
Şokla baktı bana, inan diğerleri gibi olmak için çok çaba harcadım ama fıtrat değişmiyor..
"Ben kimseyi öldürmedim."
"Otur."
Tekrar oturdu koltuğa. Bu son şansın, eğer anlatmaya başlamazsan o 19 yaşındaki kızın hesabını ben soracağım ama bu beni medeni gördüğün son an olacak.
"Bak ben sadist falan değilim tamam mı, sadece seks esnasında farklı şeyler denemeyi seviyorum ve partnerlerimle bu konuda çok uyumluyuz. Erkeklerle genel manada uyumluyuz ama ben kadınlarla da o uyumu yakalamak istiyorum ama onlar.."
"Kadınların vücutlarına kesit atmak sonra onları narkozsuz dikmek neden hoşlarına gitsin Can? Sandığının aksine bence tam olarak bir sadistsin."
"Zevke odaklanırlarsa hoşlarına gider herhalde."
"Peki kanlarını içmen ya da cinsel organına sürmen?"
"Kimsin lan sen?" deyip fırladı ayağa. Ben mağdur ettiğin kadınlardan bana ulaşmayı başaranların sesiyim Can.. Sen psikiyatr diye bil.
"Ben sana seni anlatacak kişiyim Can. Kendinle tanışmaya hazır mısın?"