"Bulamadınız mı yine?" Bertan Ağa, Merih, Alaz Ağa, Bahoz da girmişlerdi içeri.
Babam ağzını açamazken Bahoz bana yaklaşarak konuştu ciddiyetle. "Deliller kullandıkları araba derken saklandıkları yeri bulduk Gece, babanın adamları işini iyi yapmış ama içimizde bir hain var o piçin evladı her kimse haber uçurmuş bir kaç dakikayla kaçırdığımıza eminim gittiğimizde hepsi gitmişti." Göz yaşlarım kirpiklerimde zorlukla asılı duruyordu. Bu yalan ya da öylesine dediğim bir laf değildi dizlerimin dermanı yoktu ayakta durmaya yinede dik durmaya çalışarak konuştum zorlukla.
"Orada olduklarına nasıl emin olabiliyorsunuz ki? Sizi kandırmış olabilirler." Bahoz gözlerini kaçırırken yutkundu, Alaz bir adım öne çıkarak elini bana uzattı, avucunu açtığında orada duranlarla gözlerimde ki yaşlar serbest kalarak yanaklarımı sıcaklığıyla yaktı. Dudağımı ısırarak avucundaki yüzükleri elime aldığımda geriye doğru sendeledim ama Merih hangi ara yanıma geldi bilmiyorum kollarımdan tutarak destek oldu bana.
"Bunlarda kan var ama!" Diye bağırdım öfkeyle. O da gözlerini kaçırdı benden ne diyeceğini bilemez şekilde. "Konuşsanıza!" Elimdeki yüzüklere çevirdim yeniden bakışlarımı. Bana ait olan iki yüzüktü mavi taşı kurumuş kanla kaplı yüzüğüm tuz buz olan canımı daha ne kadar yakabilirdi ki.
Babam öne çıkarak hiddetle konuştu gözleri yukarı ilk katın balkonundaki Zaza Ağa'ya çıktı. Bakışları ima doluydu bu onun hain olduğunu şüphelendiğini mi gösteriyordu, bu kadar ileri gitmezdi değil mi kendi kanından olana zarar vermeye kalkmazdı hele de Boran'a. "Yakınlaştık içimizdeki hain kim bilmem ama bulacağız paçası tutuştu it oğlu itin!"
Avucumdaki yüzükleri tırnaklarımı etime geçirerek batırdığımda sadece sakinleşmekti amacım ancak gözlerimi kapadığımda beliren sahneler Boran'ın yüzü öfkemi harlamaktan öteye gitmiyordu.
"Çember daraldı öyle ya da böyle bulacağız!" Bahoz'a katıldı Alaz Ağa. Maria ve Yasmin de yanıma gelip destek olmak istercesine koluma girmek istediklerinde Merih'ten de kurtularak geriledim.
"Bulacağız ama nasıl bulacağız!" Diye bağırdım karşılık olarak. "Hayatta mı ondan bile emin değiliz anlamıyor musunuz bize ihtiyacı var Boran'ın!" Boğazım yırtılırcasına bağırırken Boran bana gelecek zannediyordum çaresizce. Avludaki herkesin üzerinde gezdirdim gözlerimi, "Koskoca Ağalarsınız çok güçlüsünüz tonla paranız sayısız adamlarınız var bir araya geliyorsunuz ama bir adamı bulamıyorsunuz! Üç gün oldu koskoca üç gün boyunca hiç mi bir şey yapamadınız ya hiç mi! Sözde burası bizim memleketimiz ama adam bizim topraklarımızda cirit atıyor fare gibi istediği deliğe girip çıkıyor bizim ise ruhumuz duymuyor!" Konuşmak için dudaklarını aralasalar bile buna cüret edemiyorlardı.
"Ya Boran sizin her derdinize derman olurdu ondan ne isteseniz anında yapardı," Alaz Ağa'ya baktım. "Senin anan kuma diye tuttururken aşiretlere karşı seni savunup onları susturan Boran'dı!" Yutkunamadı bile. Bahoz'a baktım bu defa. "Yasmin ile ayrılma noktasına geldiğinizde sizi barıştıran da Boran'dı!" Gözleri dolu dolu olan adam bakışlarını benden çekemedi. Özgür'e baktım, "Baban seni dört koldan sıkıştırıp zorla İstanbul'a getirtme planları yaparken onu engelleyip seni savunan da Boran'dı!" Neşeli şen şakrak olan Özgür zaten arkadaşının yokluğunda neşesini sesini kaybetmişti ve dediklerimle yüzüme bakamadı bir daha. Bertan Ağa ve babam arasında gezindi bu defa kırmızılaşmış gözlerim. "Abim yaralandı diye onun için İstanbul'lardan doktorlar getirtti Boran bir an olsun desteğini çekmedi üzerimizden! Ya sen Bertan Ağa, sen hep Boran'ı aileniz aşiretiniz babanız yüzünden yakarken o hep size olan sevgisinden saygısından boyun eğerken siz onu bulamıyorsunuz bile!!"
Zaten iyi olmayan milleti daha kötü hâle sokmuştum belki haksızdım belki yanlış yapıp nankörce davranıyordum ama umrumda değildi.
Niye sürekli sınanıp acı çekiyordum bilmiyorum neyin kefaretini ödüyordum onu da bilmiyordum ama artık dayanacak en ufak bir gücüm kalmamıştı. Ne zaman başımı çevirdiğim yerde gözleriyle buluşacaktı gözlerim ya da ne zaman o sımsıcak gövdesine sokulup sarılacaktım. Öyle yoğun bir özlem içersindeydim ki bunu anlatmaya kelimelerim yetmiyordu. Ben sadece onu istiyordum ve yemin ederim bir daha onu kırmayacaktım.
Üstelik o beni daha affetmemişti bile, avucumdaki yüzükleri bana o takacaktı...
Konuşuyorlardı da ne diyorlardı dinlemiyordum herkesten kurtulup kendimi zorlukla odama attığımda kapıyı kilitleyerek çöktüm dibine. Hevdem ve Zara'nın sesleri kapının ardında yükselse de umursamadım. Hiç kimseyi istemiyordum kimseye tahammülüm yoktu dayanamıyordum! Ellerimi saçlarıma koyup çekiştirirken başımı arkamdaki kapıya vurup durdum ritmik bir şekilde.
"Abla aç şu kapıyı kurban olayım!"
Durmazdım ancak cebimdeki varlığını unuttuğum telefonum titremeye başladığında duraksadım gözlerimdeki yaşlarla. Normalde asla bakmazdım bu haldeyken ancak son üç gündür o pislik arasın diye bekledim bir şekilde bana Boran'dan haber versin diye bu sebeptendir ki kaskatı kesilirken telefonu cebimden zorlukla çıkarabildim.
Ekrandaki bilinmeyen numara yazısı beni öyle bir heyecanlandırdı ki kendimi gülümserken ağlarken karmaşık bir duygu hâlinde buldum. Yerden hızla kalkıp odanın ortasına ilerlerken vakit kaybetmeden açtım telefonu.
🗝️🔗🗝️
"Nasıl umarım zevkinize uygundur ortam Boran Ağam!" Duyduğu iğrenç bozuk sesle ağzındaki kanı yere tükürdü Boran. Yüzünde eksilmeyen o alaycı kimseyi ciddiye almayan ifadesiyle başını omzunun üstünden arkasına çevirmeye çalıştı ancak nafileydi bu pozisyonda arkasına bakması. Yine de alaycı kimliğini bırakmadı.
"Senin dalağını böbreğini sikerken ki pozisyonumuz daha iyiydi amcık herif, hadi gel naz yapma göster yüzünü korkma amına koyim yemem seni bağlı olan benim burada." Arkasında ki adam bu tavırlar karşısında çılgına dönsede kendini şimdiye kadar olduğu gibi zaptetmesini bildi.
"Çok konuşuyorsun Boran Ağa yediğin dayağı yiyen yok ama hâlâ direniyorsun oysa ben senin yerinde olsam çoktan kurtulurdum buradan."
"Ne yazık benim yerimde olamaman." Dedi Boran güçlükle nefes alırken, "Ama az kaldı yakında ben alınca seni elime göstereceğim sana kim nasıl kurtuluyor." Güldü psikopat.
Boran eli iki yandan bileklerindeki bir metrelik zincirlerle duvara asılmış ayakları da yere zor değerken itinayla damara basmaktan vazgeçmiyordu. Şu üç günde buradaki bütün adamları delirttiği doğruydu. Elinde ıslak levyeyle duran adam Boran'a vurmaktan yorulmuştu ama Boran asla pes etmiyordu. Boğmaya kalkmışlar sayısız kere elektiriğe maruz bırakıp bayıltmarına, yediği onca dayağa, darpa rağmen nuh diyor peygamber demiyordu. Köprücük kemiğinin üzerinden girerek sıyıran kurşun yarası kendiliğinden kanaması durmuştu ancak iltihap kaptığı gerçeği tüm ağrısıyla ortadaydı. Yaşadıklarını başkası yaşasa şimdiye dayanmazken bu adamın böyle direnmesi diğer adamları epeyce şaşırtıyordu. Saatlerce tepetaklak tutulmuş sayısız kere kırbaçlanırcasına ince kabloyla vurulmuştu dahası boynundaki zincire takılı olan iki yüzük ondan koparılıp atılırken parmağındaki yüzükleri de almak istemişlerdi ama buna asla izin vermemişti çünkü ona yaklaşanı bir şekilde alt ediyordu bu sebeple korkudan vazgeçmişlerdi yüzüklerden.
Omurgasız, elindeki eldivenle Boran'ın sırtına dokunarak bastırdığında dişlerini sıktı Boran. "Ne o canın mı yandı rambo?" Dedi alayla ancak Boran ses çıkarmadı, çıkaramadı. Sırtındaki kızgın şis izlerinin yanıklarının acısı asla dinmiyordu. Omurgasız daha da bastırdı ellerini, "Şimdiye kadar sana aslında hiçbir şey yapmadık Boran Ağa asıl eğlenceyi görmek istemiyorsan sana dediklerimi yap!"
"Tam olarak nasıl bir eğlenceden bahsediyoruz?" Dedi Boran tasasız umursamaz çıkardığı bir sesle. Canı yanıyorken içinde tutmaya çalıştı şimdiye kadar. İğrenç bir kahkaha attığında, Boran küfretti içinden. Şu üç günde bu adamın ciddi manada bir ruh hastası olduğuna emindi artık.
"Öğreneceksin merak etme." Dedi eğlenerek. "Son kez, tekrar ettirme bana Asparşah söyleyeceksin o korumalara karının etrafından çekilecekler!" Acısına rağmen gür bir kahkaha attı Boran.
"İlk defa o göt gibi ağzından doğru kelime çıktı lan omugasına soktuğum! Ne güzel dedin bak, karım! Benim karım ve ben ölsem dahi onu korumaktan vazgeçmem!" Diye bağırdı son cümlesinde, nadiren sinirlendiği anlardı onların yanında.
Güldü ancak bozuluşunu saklamak için yapılan bir eylemdi bu Boran pekâlâ farkına varmıştı. Şimdiye kadar bir kez olsun önüne geçipte kendini göstermeyen bu korkak piçten zerre kadar korkmuyordu.
"Eğer istersem onu pek âlâ alabilirim biliyorsun?"
Zincirlere tutunarak sıktı sakin olmaya çalışarak Boran. "Birincisi karımı çok iyi tanıyorum kiminle tehdit edersen et pisi pisine asla sana inanıpta düşmez ağına!! Ama böyle çaresiz ve güçsüz düşüşünün de farkındayım omugasının tüm eklemlerine soktuğum!"
O anda yediği demirin acısıyla iki büklüm olsada dişlerini sıktı inlememek için. Omurgasız yaklaştı ve Boran'ın ensesine bıraktı nefesi, "İstesem Gece'yi her türlü alırım daha önce de dediğim gibi o benim, sadece aramız bozulduğu için bana ceza kesiyor o kadar, bende ona izin veriyorum. Cezam bitince bana yeniden gelecek sevgilim. Ne zannediyorsun ki onu gerçekten alamayacağımı falan mı onu koruyabildiğini mi zannediyorsun Boran Ağa? Ben istediğim için ona dokunmadım çünkü o kendi ayaklarıyla isteyerek gelsin istiyorum ve inan bana gelecekte Ağam." Boran gözleri kararırken kalan tüm gücüyle başını geriye doğru savurduğunda gelen acı dolu inleme keyfini yerine getirdi.
Omurgasız burnundan akan kanlarla inlerken Boran sırıtıyordu. "Ağlama ulan top! Bak bize biz hiç sesimizi çıkardık mı senin gibi?" Gözlerini karşısındaki adamlara çevirdi, "Söylesenize lan ben bunun gibi ağladım sesimi çıkardım mı? Yiğidi öldür hakkını yeme demişler dölsüzler konuşsanıza!" Adamlar hayretle birbirine bakarken sabır çekiyordu bu adam yüzünden. Omurgasız ise burnuna dayadığı kanla acısının dinmesini bekliyordu sanırım burnunu kıracaktı bu piç neredeyse.
Öfkeyle doğruldu, "Sana son kez soruyorum Boran Ağa! Sınırlardaki adamlarını geri çek mallarım geçsin aksi hâlde olacaklardan sorumlu değilim!"
"Ne o?" Dedi gülerek Boran. "Tahtın da bir sallantı mı var? Malları piyasa süremiyorsun diye düşüşemi geçtin?.. Dur bir tahminde bulunayım tüm sermayen bu beş tonluk uyuşturucu ve sen bu sermayeyi piyasaya süremediğin için para kaybı yani otomatikmen güç kaybediyorsun iktidarın yok olmak üzere." Tabiki de hepsi doğruydu bu sebeple arkasında ki adamı delirtmekten zevk alıyordu.
"Sana son kez dedim!!"
"Bende sana son kez diyorum bir gram malın bile geçmeyecek sınırın diğer tarafına buna müsade etmedim etmeyeceğimde!" Çıldırıyordu Omurgasız ama günahta gitmişti tutmayacaktı kendini artık. "Ve merakta etme o zehirleri nereye sakladıysan da bulacağım and olsun ki!"
Omurgasız dişlerini birbirine geçirirken adamına gözüyle işaret verdiğinde dakikalar sonra bir telefonla döndüler, Omurgasız yine Boran'a yaklaştı arkasından belli mesafeyle. "Duydum ki güzeller güzeli karının durumu çok kötüymüş." Sözleri uçları keskin birer ok gibi Boran'ın kalbine saplandı ve Omurgasız aldığı tepkiyle sırıttı. "Günlerdir sakinleştiricilerle uyutuyorlarmış tek lokma bile yememiş durumu öyle kötüymüş ki böyle devam ederse ağır hastalıklara yakalanması olası!" Günlerdir türlü türlü işkencelerle boynunu eğmek istedikleri adamın duyduğu iki cümleyle bu derece acıyla çökmesine şok içinde baktı adamlar.
"Bebeğim." Diye bir fısıltı düştü Boran'ın dudaklarından, kimsenin duymadığı. Aklındaki tek kişi oydu başka hiç kimse değildi. Ne hâle geldiğini tahmin edebiliyordu ama düşünmemek için kendini zorluyordu aksi olsa dayanamazdı şimdi ise bu duydukları doğru olamazdı bu kadar kötü olamazdı durumu. Ağzında biriken kanı tekrar tükürsede nefesi açılmadı işte şimdi ayakta duracak hâli kalmamıştı. Bir tanecik değerlisi bu haldeyken kendisi neyin savaşını verecekti ki.
"Kapatın şunun ağzını!" Diye bir emir verdi Omurgasız, Boran kaşlarını hızla çatarken irili bir adam elindeki bez parçasıyla Boran'a ilerlemeye başlamıştı ancak korkuyordu çok saçmaydı ama eli kolu bağlı günlerdir işkence gören bir adamdan korkuyorlardı. "Dalını taşşağını sikmeyene Boran demesinler lan çözde göstereyim sana!" Omurgasız elbette sadece güldü bu duruma. O sırada adam Boran'ın ağzına sıkıca sarmış bağlamıştı bez parçasını.
"Şimdi ne yapacağım biliyor musun Asparşah yaban gülümü arayacağım ve biliyorum o senden çok daha zeki." Şeytan gibi varlığını Boran'a daha da yaklaştırdı. "Eminim istediklerimi bana verecektir, kendisini mesela." Duyduklarıyla zincirlerini zorladı yaralı bir hayvan gibi.
"Sakin ol arıyorum." Dedi keyifle, Boran ise çıldırıyordu ama elinden bir şeyin gelmemesi kendini delirtiyordu.
Telefonun sesini ahizeye verdi o an durdu Boran, karşıdaki telefon çalmaya başladı, hemen arkasındaydı adam şimdiye kadar önüne gelipte yüzünü göstermemişti ama nasıl bir piç olduğunu iyi anlamıştı.
Ve karşısındaki telefon açıldığı an atmayı bıraktı Boran'ın kalbi günlerdir duymadığı hasret kaldığı sesi işitti. "Alo?" Demişti titrek boğuk ve tarazlı bir ses bu oydu ama sesi kesinlikle hasarlıydı. Biliyordu bu hâlini ne zaman astım krizi geçirse sesi kısılıyor ve hastaymış gibi çıkıyordu kendine gelmesi ise en az üç gününü alıyordu.
"Duyduğuma göre sağlık durumun pekte iç açıcı değilmiş."
"Boran nerede ne yaptın ona söyle!" Diye hiddetli bir ses yükseldi Gece'den bakmasada hissetti öfkesini. Zincirleri zorlamaya devam etti. "Bir şey yapmadım pek korkma." Dedi gülerek Omurgasız.
Resmen dalga geçiyordu. "Lütfen," demişti karısı ihtiyaçla, sesinin desibeli düşmüştü. "Bir kez olsun onu görebilir miyim ya da sesini duysam?" Gözlerini sıkıca yummuştu Boran bu sese.
"Aa." Dedi sahte bir üzüntüyle pislik. "Çok mu özledin ciddi misin bu konu da, özlenilecek biri mi senin için?"
"Sevdiğim adam o benim orospu çocuğu tabiki de özledim!" Dudakları gerildi Boran'ın keyifle bir parça.
"O güzel dudaklarına bu tür küfürler asla yakışmıyor." Şimdi ise yeniden delirme aşamasına geçmişti.
"Bak öfkelenmemeye çalışıyorum ama sinirlendiriyorsun beni Boran'ı bırak yoksa yemin ederim bulduğum yerde adalet falan dinlemem kendim harcarım seni ruh hastası! Bırak kocamı!"
"Bu imkansız yaban gülü ben karşılıksız iş yapmam Asparşah'ı öldürmediysem tek nedeni bir amaç içindir."
"Ne istiyorsun Allahın cezası!!"
Güldü. "İşte böyle gel bana."
"Konuş!"
"Şimdi ben aslında bu adama isteklerimi söyledim ama asla kabul etmedi, düşün seni üzmeyi göze aldı ama yinede kabul etmedi... Kocanı serbest bırakmamı istiyorsan sana verceğim adrese tek başına kimseye haber vermeden geleceksin aksini konuşmamıza gerek bile yok bence ne dersin, hayır ben anlatmak isterim ama senin duyupta üzülmeni midenin bulanmasını istemem." İçinden ettiği küfürlerin haddi hesabı durağı yoktu asla Boran'ın. Gözlerini sıkıca yumdu, fazlasıyla hassas ve yıpranmış olan karısının yanlış kararlar alması bu pisliğe kanması an meselesiydi.
Uzun süre sessiz kalan Gece Boran'ın korkusunu tetikliyordu, ne kadar ağzı içinden mırıldanıp küfretse de sesini duyuramıyordu karısına.
"Ne dersin yaban gülüm?" Dişlerini birbirine geçirdi o dili tutup iki tur çevirip kökten koparıp götünden sokmak istiyordu ona!
Akıp giden sessizlikte bir ses koptu telefonun öteki tarafından."Ya, ama yapamam ki ben!" Diye bir ses yüskeldi çocukça bir hüzünle. "Beni tehdit etti kocam olacak adam çok öngörüşlü ve zeki olduğundan bu günleri görmüş gibi tehdit etmişti, ne dediğini biliyor musun hem bana!" Diye yükseldi öfkeyle sesi Gece'nin. Boran kapattığı gözlerini büyük rahatlamayla açmıştı o an. "Dediki eğer herhangi bir şey karşılığında ne olursa olsun eğer kendini feda eder o adama gidersen eğer seni boşarım dedi! İnanabiliyor musun bana seni boşarım dedi bu adam, ne kadar ciddi bir konu olduğunu sen anla bu adam şimdiye kadar bu sözü asla söylemezken şimdi söylüyorsa aptallık etmemek lazım. Ben şimdi senle gelsem Boran'la bir daha asla kavuşamayacağım o halde ne gereği var ki yaşamamın o yüzden en iyisi sen onu öldür en azından bu netlik kazanır rahatlarım biraz. Ne dersin?"
Omurgasız afallamıştı duydukları karşısında. Yaşadığı şokla sesi kesilirken Boran ağzındaki bez yüzünden boğukça güldü. Hastaydı bu kadına evet normal değildi ama hasta oluyordu ölüyordu.
O sırada elindeki telefonu parçalayacakmış gibi sıkan Omurgasız, şokundan sıyrılmıştı.
"Alaya alınacak son insan bile değilim ama sen buna cürret ettin ancak merak etme sana asla zarar vermem sen benim değerlimsin."
"Boran'ın değerlisiyim!" Boran'ın ciddi ciddi bedenine enerji yüklüyordu bu kadın. Bir üç gün daha işkence görebilecek hâldeyim diye geçirdi içinden akıl sağlığı iyice bozuluyordu kesinlikle.
"O hâlde gerçeğe dönmeye ne dersin." Omurgasızın sesindeki ima dolu tını Boran'ı ve Gece'yi germişti iki farklı yerde. "Sana yarın akşama kadar vakit veriyorum saat sekize kadar ya gelirsin verdiğim adrese ya da o asker bozuntusuyla anlaşır ve sınırlardaki askerleri kendi adamlarınızı geri çekersiniz ve bende mallarımı rahatlıkla geçiririm sınırdan..."
"İkisini de yapmazsam ne olacak?" Her şeye rağmen sesi bile güçlüydü.
"Öldürmemi istediğin kocanı öldürmekten beter hâle sokarım! Hoş zaten pekte iyi durumda değil ama en azından yapacaklarımı anlatabilirim mesela dediklerimi yapmazsan ilk olarak çıkarmamak için direndiği o yüzüğünüzü parmağını kökten keserek çıkarırım sonra o çok sevdiğin yüzüne indiririm darbeleri, kehribarlarını yerinden oymamı ister misin mesela? Ben çok heyecanlıyım bunu yapmak için ama en sevdiğim yapmaktan asla vazgeçemeyeceğim bir diğer iskence acı çektirme yöntemi burnu tepeden aşağı sıyırarak kesme yanı sıra dili de bir kerpeten yardımıyla kökten koparma gibi türlü fantezilerim olduğu doğru sen zaten biliyorsun beni!" Ses uzun süre gelmedi karsı taraftan Boran gözlerini sıkıca yumarak Gece'nin hâlini düşünürken onun yanında olmak kollarının arasına alıp bırakmamak istiyordu. Ona bunları yaşattığı içinse yoğun bir ızdırap çekiyordu tek amacı bu piçten kurtulmaktı ama iclerindeki hainin teki yüzünden planları altüst olurken öfkesine yenik düşerek tek başına o kargaşada bunun peşine düştüğü için gelmişti bunlar başına. Omurgasız oradaydı çünkü ve yüzü gözü kapalı olsada silüetini görmüştü bu yüzden gitmişti peşinden ya zaten.
"Sesin bir kesildi ne o? Tüm bunlar artık birleşmemiz içindi üstelik yarın doğum günün yaban gülüm bu ve bundan sonraki tüm doğum günlerin bana ait artık." Doğum günü olduğu gerçeği Boran'ın kafasına dank ettiğinde zaten beter olan hâli daha kötü oldu. Ne güzel bir sürpriz hazırlamıştı oysa.
"Sürekli seni tanıdığımı ima ediyorsun ama her defasında seni tanımadığıma daha çok ikna oluyorum senin gibi bir orospu çocuğunun benim hayatımdan geçmiş olmasının bile ihtimali olamaz." Güldü duydukları karşısında Omurgasız. "Boran!" Diye seslendi Gece birden sanki Boran'ın onu duyduğunu hisseder gibi. Dikleşti Boran, ağzının içinde mırıldandı sesini duyurmak için ama zordu duyamazdı. Sesi şimdi ağlamaklı bir hâle bürünmüştü karısının. "Hatırlıyor musun bana bir dilek hakkı vermiştin nerede ne zaman ne istersem yapacağım demiştin? İstiyorum işte Boran senin şimdi bana gelmeni yeniden birlikte olmak istiyorum sadece seni istiyorum Boran!" Derken hıçkırdı üst üste. Cevap verememenin ona sesini duyuramaması zoruna gitmişti Boran'ın tüm bu işe o iyi olsun bir zarar görmesin diye girerken olabilecek en kötü hâle sokmuştu onu. Kendini asla affetmeyecekti.
"Ne dramatik bir an ama kocan seni duyamaz çünkü bilinci kapalı çok ağır yaralı olduğu için-" O an Boran çıldırmış gibi zincirleri sarstığında sağ elindeki zincirin takılı olduğu duvardan bir kaç vida düşmüştü biraz daha zorlasa kopacaktı kalın zincir. Gece ise telefonun öteki tarafından duyduğu o tiz demir sesleri ile sertçe yutkundu. Bu pislik ne derse desin Boran'ın onu duyduğunu hissetmişti bu bile yeterdi şimdilik.
"Gereğinden fazla sürdü konuşmamız dediklerimi unutma eğer unutursan olacaklardan bahsettim, konağına kocan olacak adamın parçaları her gün tek tek gelsin istemiyorsan eğer dediklerimi yaparsın!.. Sen üzülme diye kocanı yeterince misafir ettim en iyi şekilde ama beni canını yakmak gözlerinden yaş akıtmak durumunda bırakma olur mu? Her şeyi senin için yapıyorum biz yeniden birbirimize kavuşalım diye unutma beni."
Bu dedikleri deliliğin ta kendisiydi
"Bende Gece Riva Asparşah isem dediklerinin hiçbirini yapmam seninde kendi ellerinle Boran'ı bırakmanı sağlarım. Hem de tam kapımın önüne!"
"Kendine özgü bu hallerine bayılıyorum ancak olacaklar ortada boşuna yorma kendini kocan en savunmasız hâliyle elimde. Seni korumak için kurduğu oyunda elime düşmesi benim suçum değildi." Eğlenceli kahkahasına kahkaha atarak telefonu, "Öpüyorum seni." Diyerek kapatmıştı.
Telefonu imha etmeleri için adamına uzattıktan sonra Boran'a döndü arkasından göründüğü kadarıyla oldukça gerilmişti.
Ağzındaki bezi çözdükleri an, "Senin ben kemiklerini saran etini diline konuşması için emir veren beynini aldığın oksijenden verdiğin nefese kadar her bir hücreni sikeyim seni am keli!!" Gibi bir dolu ufuk genişletecek sözlerini serbest bırakmıştı Boran Ağa. "Aç ulan şu zincirleri aç bu halimden mi korkuyorsun göt herif açsana lan açta göstereyim sana ebenin nikahını amına kodumun paraziti!" Omurgasız bunlara sadece kahkaha attı.
"Kabul et Asparşah yarın karın yaban gülüm olarak bana gelecek ve o bana geldiğinde onu bir daha asla bırakmayacağım... Söz veriyorum senden daha iyi bakacağım ona." Boran'ı daha çok çıldırtarak gerilediğinde adamlarına işaret vermişti bu sebeple yine vurmak için yaklaşmışlardı ki çekiştirmesi yüzünden vidaları gevşemiş olan zincirler yerinden sökülünce elinde uzun bir zincir olsa da serbest kaldı adamlar daha bunun nasıl olduğunu anlayamadan Boran'ın dibine girmiş olan adam belindeki silahı kaptırmıştı bile.
Boran tek eliyle kavradığı silahla önündeki iki adama sıkarak yaralarken diğer adamlara da birer tane ıskalamadan sıkar sıkmaz arkasını döndüğünde Omurgasız piçinin hızla bu harabeden çıktığını son anda farketti. Piçi yine görememişti sesini bile bozuk bir tını da çıkarmaktan vazgeçmiyordu bu da yakalanmaktan nasıl korktuğunu gösteriyordu. Harabe binanın içine giren art arda adamlarla sert bir soluk aldı hiç adil bir dövüş olmuyordu kesinlikle. Elindeki silahta kalan kurşunların hepsini üzerlerine boşaltarak onları yaraladı bunu yaparken kendisine sıkılan kurşunlardan nasibini almıştı elbette. Ayağını sıyıran koluna saplanan kurşunların acısı anlatılamazdı bile hemde böylesine hırpalanmış günlerce aç ve susuz bırakılıp işkence görmüş bir adamdan ayakta bile durması beklenemezdi. Başı dönüp gözleri karardığında dizlerinin üzerine yığıldı dudaklarından ise son kez döküldü Gece'nin adı.
🗝️🔗🗝️