(+18 SAHNE İÇERİR KÜÇÜKLER OKUMASIN LÜTFEN VEBALİ SİZİN BOYNUNUZA! :))
Utanmaya gerek yoktu çokta fazla hem tahammülüm yoktu tıpkı onun gibi benimde. Üzerimdeki siyah iç çamaşırlarından kurtulup arkaya atar atmaz Boran tarafından hızla çekildim kucağına. Bacaklarımı iki yanına açarak kucağına oturttuğu an şehvetle dudaklarına saldıran ben oldum ki yarı yolda buluştu zaten dudaklarımız.
Ateş ve su mu demeliydim, toprak ve güneş mi, et ile tırnak mı. Biz birbirinden ayrılmayan her şeydik. Elleri yüzümü sabitlercesine tutarken dudaklarımız dans eder gibi hareket ediyordu. Arabanın içindeki öpüşme seslerimiz en erotik biçimde bedenlerimize dalga niyetine yayılıyor hararetimizi arttırıyordu. Dilini ağzıma ittiğinde bir eli ensemi başımı geri çekmeme izin vermek istemezcesine dudaklarına bastırırken diğer eli kalçalarıma ulaşmış onları yoğurmaya okşamaya başlamıştı bile.
Mesai yoğun olacak gibiydi...
İki hasret bedendik biz ne yapsak az geliyor hemen hasretimizi dindirme ve ya onu uzunca sürdürmek geçiyordu zihinlerimizden. Bir ilişki anında en önemli şey kesinlikle öpüşme performansıydı... Çünkü bedene tüm ateş asıl oradan yayılıyor oradan ara gaz veriliyor oradan yönetiliyordu. Boğuk inleyişi ağzımın içine dolduğu an üst dudağını dişledim ve aynı an da o da alt dudağımı ısırınca çıplak vajinamı pantolonun üzerinden ona sürttüm. Şişkinliği fena hâlde zonklatırken pantolonundan nefret ettim. Nefes nefese ondan ayrılırken dudağımdaki acıyı yok saymaya çalıştım. Dudaklarım ondan ayrılırken birleşmiş tükürüğümüz mü demeliyim dudaklarımız arasında köprü yaparcasına uzayınca Boran uzanarak ıslak dudaklarıyla sert bir öpücük bırakıp çekilince köprü kayboldu. Islanmış dudaklarımı yalayarak yutkundum.
Dizlerim üzerinde doğrulup ileri doğru kaydırdım kendimi ve çıplak karnına oturdum. "Ahh sikeyim!" Dudaklarından firar eden küfür beni gülümsetirken koltuğunu yatak yapar gibi iyice yatırdığı için göğsünün sargısız kısımlarına ellerimi yaslayarak kalçamı haraket ettirdiğim an bedeni kaskatı kesildi. Durmak istemedim. Yanıyordu her bir noktam ve zevk alıyordum bu hareketten. Uzun saçlarım yüzü ve boynuna bir şelale misali dağılarak yayılırken kalçamı ağırca hareket ettirmeye devam ettiğimde başını geriye doğru bastırıp inlediği an hareket eden adem elmasına bastırdım dudaklarımı.
Daha fazla ona sürtünmek isterdim ama istediğim tek şey bu değildi ki.
Omuzlarına baskı uygulayarak doğrulamak istediğimde sargısına dokununca ateşe değmiş gibi elimi çektim hemen hafif kanlanmıştı, şimdi mi oldu ben mi yaptım bilemedim Boran hızla gözlerini açıp bana baktığında elimi kendi tutup tam yaranın üzerine kendi koydu bu sefer. "Korkma sakın yaralarım geçici hiçbiri senin canını yaktığım kadar yakmadı, dört gün boyunca çektiklerine say." O böyle söyleyince içim acıdı kendini suçlamasını isteyeceğim son şey bile değildi çünkü asıl suçlu ortadaydı kim ne derse desin o pislik benim yüzümden aileme musallat olmuştu.
Onun istediği gibi yarasına bastırmak yerine usulca okşayarak çektim elimi, yutkunuşu gözümden kaçmazken eğildim yüzüne, "Suçlu suçsuz arayışına giremem şu an Boran halimiz ortada bir işe başladık sonunu getirelim ben dört günün acısını nasılsa çıkaracağım sen hiç merak etme." Üzerindeki ağırlık yavaşça dağıldı sözlerimle.
"Sana ölünür be kadın!" Dişleriyle boynumu kapamadan hemen önceydi bu dedikleri. Ellerimi pantolonuna indirip o boynumu hunharca dişleri ve dilleriyle sömürürken indirmeye çalıştım ama kucağındayken bu çok zordu inleme ve homurdanma arasında giden sesimden mi bilmem serzenişim hoşuna gitmiş gibi sırıttı hemen ardında kalçalarımdan çektiği elini arkamdan pantolonuna ilerletip kendi bir çırpıda çıkararak ayaklarının dibine indirdiğinde ayaklarıyla birbirine sürterek onlardan tamamen kurtuldu.
"Şimdi dilediğini yapabilirsin yavrum." Erotik sesi ıslanmış boynuma çarpan nefesi bile ayrı bir cehennemdi cayır cayır yanıyordum. Bana istediğini yap diyordu ama belimden tutarak aletinin üzerine sıcak dudaklarımı yerleştiren de oydu. Kucağında hareket etmemi belirtircesine belimi ve kalçamı tutarken iri sertleşmiş aletine sürtündüm o ara bacağında baldır kısmındaki sargıyı da farketmiştim ama şimdi onlarla ilgilenemezdik çünkü kızıyordu ve arabanın içinde kendimiz zor hareket ederken hareketleri kısıtlamaya gerek yoktu. Hem ben feci hâlde yanıyordum.
Islaklığım onu da kayganlaştırmıştı ki, "İçine al hadi!" Dedi zorlukla. Boyun damarları genişlemiş yüzü kızarmıştı. Koltuğundan destek alarak dizlerim üzerinde doğruluğum an iki eliyle göğüslerime yapışarak sıkmaya okşamaya başladı. "O kadar özledim ki!.. O gün yarım bıraktığım için deli gibi pişman oldum keşke anında dönseydim eve de seni o yatağa yeniden gömebilseydim!"
O günü hatırlayınca yine öfke doldu içim, saçlarını çektim hafifçe önceden olsa acımazdım ama şimdi kıyamıyordum. "Ben sana demiştim gitme diye!" Bir tur daha sıktı memelerimi, "Haklısın eşeklik ettim bir daha sözünden çıkarsam ne olayım boşuna demiyorlar karılarınız sözünü dinleyin diye!" Kıkırdadım hafifçe hemen sonra eğilerek alnından öptüm kocamı.
"Çok seviyorum seni." Fısıldayışımla göğüslerimdeki elini çekerek belime doladı, "İnan bana," dedi zorla ve ne olduğunu kavrayamadan bir anda içime itti kendini alttan. "Bende seviyorum seni şu an parcalayıp içime sokmak istercesine." Nefesim iri varlığının anlık girişiyle kesilirken omuzlarından destek alarak yükseldim kucağında ve rahatlamaya çalıştım. Omurgamda boylu boyunca gezen parmakları huylandırıyordu, başımı hafifçe kaldırmak istediğimde ise tavana değince vazgeçtim adam zaten içimdeydi ve daha fazla dayanacak gücüm yoktu. Parmaklarını yüzümün iki yanında sarkan saçlarıma geçirerek başımın arkasında birleştirip bir anda kendine çekip dudaklarımı kapınca iri varlığı sonuna dek girdi yine içime.
Dili dilime dolanarak birbirini tüketirken kalçama attığı şaplakla zevk dolu bir nidanın yükselmesi bir oldu dudaklarına. Parmaklarıyla kalçamı sıkarak hareket etmemi istediğinde uydum ona. Kucağında inip kalkmaya başladım, her yükselişimde ucuna kadar çıkıyor inişimle tamamiyle giriyordu ama Boran dudaklarımı asla bırakmadığından hareketlerimi zorluyordu. Nefes alışverişlerim sıklaşırken kasıklarımı zorlayan aletini ihtirasla kavradı kadınlığım.
Sonunda dudaklarımdan hırlayarak nefes nefese ayrıldığında dili çeneme kaydı dudakları vantuzlamak istercesine çenemi emmeye başladığında ona karşı çıkmadım onca günün ardından birbirimize bu derece hasretken dilediğini yapmakta özgürdü. Tırnaklarımı istemsizce omzunun çıplak kısımlarına geçirirken derin inlemelerim onun zevk dolu mırıltılarına karışıyordu. Daha hızlı yükselip inmeye başladım kucağında, dudakları ıslak bir şekilde boynuma sonra rotasını bulmuş gibi göğüslerime geldiğinde vakit keybetmeden ağzına aldı birini diğer göğüsümün ise ucunu çekiştirerek sıktı. Her bir hareketine yetişmek çok zordu her zerreme nüfus ediyor patlatacak derece de seviyor ilgisini boşaltıyordu.
Terlerimiz birbirine geçiyordu.
İlahi bir varlığa bakar gibi bakıyordu Boran üzerindeki hareketlerime. Gözlerime baka baka mememi yalarken yavaş yavaş sona yaklaştığımı hissedip daha da hızlandım. Fakat bir an da Boran kolunu belime sararak koltukta altına aldığında şok içinde bakakaldım ona.
"Yaralısın boran ne yapıyorsun!" Diye kızdım ancak onun işi başkaymış. "İyiyim ben Gece!" Dedi tersçe. İçimden çıkmıştı ve bu olur olmaz sinirlerimi tepeme çıkarıyordu. Kıvrandım altında, "Boran niye durdun devam etsene." Sızlamışım dudağının kıvrılmasına neden olurken dudaklarını yaladı iştahla aşağıya kayan bakışlarıyla. Baktığı yer ıslak görünümüyle parlayan kasıklarımdı. Arkasına yere uzanıp bir şeylerle uğraştığında daha da sinirleniyordum.
"Yine mi yarım bırakacaksın Boran bunu mu yapacaksın bana?" Bana geri döndüğünde elindeki kemeriyle bakıştık. Üzerime yeniden eğildiğinde, "Aşk olsun yavrum yarım bırakır mıyım hiç seni." Sözleri biraz olsun rahatlatırken, "Ellerini uzat." Demesiyle yutkundum. Aklımdan geçenler açıktı ve tuhaftır ki ne dese yapıyordum. Ürkekçe ona bakarken önce bileklerime birer öpücük bırakmış ardından koltuğa uzanmamı sağlayarak ellerimi başlığına bağladı sert olmayacak bir sıkılıkla.
Kalbim dehşet derecede hızlanmıştı. Bedeninde morluklar olmasına rağmen bir yanım onu öpüp şefkatle sevmek isterken diğer yanım tutkuyla acılar içinde kıvranıyor bedenindeki bu izlere bile tahrik olacak kadar kendini kaybetmişti. Kendime gelmem için ona doymam hasretimi biraz olsun dindirmem gerekiyordu. Ben bu kadar yoğun duygular içersindeysem onun hâlini düşünmek bile istemiyordum. Gözlerinde yoğun bir vahşilik parçalama dürtüleri görürken bedeni içine tezat bana olabildiğince yumuşak davranıyordu. Onun en sert haline hamamda yaşadığımız birlikteliklerde tanik olmuştum çünkü.
Bacaklarımı iki yana doğru iyice açarak gözlerimin içine baka baka tam kadınlığıma tükürüğünü bıraktı. Baş parmağı ile ise tüm deliğime yaydı fazlasıyla hassas patlamaya hazır klitorisimi okşayınca kemere asıldım can havliyle. "Boran..." Adını inlememle döküldü dudaklarımdan, parmağı yüzünden ona doğru kavislenen belimi karnıma baskı uygulayarak koltuğa geri yasladı. "Boran sana kurban olsun." Dudaklarıma tutkulu ancak kısa süren bir öpücük bıraktıktan sonra koltuktan inerek diz çöktü ve bacaklarımın arasına yaklaştırdı dudaklarını. Pek durmadı dudakları bacaklarımdaki huylandırıcı öpücükleri çıplaklığıma kapandığında dünyam karardı bir anda sanki.
En sulu en tatlı meyvesini yiyormuşcasına iştahla zevkle çıkan sesi beni alt üst ediyordu. İçime yuvarlanan dili dişlerininde tenime çarpan soğukluğu zaten doruk noktasına yakın olan bedenimi sarstıkça sarstı. Kemere asılarak adını üst üste durmaksızın haykırıyordum. Gözlerimden istemsizce akan yaşlar bu defa zevktendi. Parmağıyla klitorisimi okşayıp diliyle deliğime ritmik ve hızla vururken parmağını da içime itmesiyle çığlık attım. Bu kadarı çoktu zavallı zayıf bedenime çoktu. Sona yaklaştığımı hissederek parmaklarının hızını arttırınca Boran, sadece bir kaç saniye sonra yine adını haykırarak sıcak bir şekilde orgazmın dotuklarına ulaştım. Hiç çekinmeden aksine iştahla emdi akan tüm sıcak sıvımı.
Dudakları göbeğime oradan göğüslerime kadar tenime öpücükler bırakarak ilerledi son durağı boynum olduğunda ince derimi vakumlarcasına çekti dudaklarının arasına. Başımı yana yatırarak ona alan açtığımda nefesimi de düzene sokmaya çalışıyordum fakat nafile, nabzım yeniden yükselmeye başlamıştı bile. Elleri belimde kalçamda gezinirken kasıklarımın üzerindeki aleti ağır ağır sürtünüyordu bana. Ben rahatlasamda o hâlâ dolu doluydu. Nemlenmiş alnına dökülen saçlarına sokmak istedim parmaklarımı ancak hâlâ bağlıydı. "Aşkım." Derken sızlandım. "Çözer misin ellerimi sana dokunmak istiyorum."
Kehribarları birer ok gibi saplandı gözlerime, sıcak nefesi dudaklarıma çarparken ellerini başımın üzerine uzatıp kemeri çözmeye başladı seri hareketlerle. Burnunu burnuma sürttü, "Tekrar et o kelimeyi." Bacağımın birini kaldırarak bacaklarımın arasına yerleştirdi aletini iyice. Ellerim serbest kalınca hızla sarıldım boynuna. "Aşkım benim." Diye fısıldadım dudaklarına. Gözlerini yumdu, sertçe yutkundu, dudaklarıma yeniden kapandığında sıcak dudakları erkekliği de aynı esnada yuvasına giriş yaptı.
Saçlarını çekiştirerek daha çok öperken onun hoyrat aç öpüşlerine karşılık verirken kadınlığıma çarpan hayaları başımı döndürüyordu. Bacaklarımı iyice açarak onu daha rahat kabul ettim içime o esnada hareketleri şiddetlendi her vuruşuyla dudaklarımdan kaydı dudakları. Nefes nefese tırnaklarımı omuzlarından beline kaydırdığımda bedeni hızla gerildi çenesini sıktı acıyla. Sesi çıkmadı ama anladım canını yaktığımı. Teni terliydi ve parmaklarımın altında hafif pütürlü şeyler hissettiğim için içim acıyla burkulurken gözlerimi sıkıca yumdum. Görmezden gelmek çok zordu, sevdiğim adamın bedeninde sağlam bir nokta bırakmamışlardı ama şu an da ne onun şevkini kırmak istiyordum ne de acıdığımı düşünmesini istemiyordum.
Ellerimi geri çekerek yeniden boynuna sardığımda dudaklarımı yüzünde gezdirdim aşkla, bedeni gevşedi hareketleri hızlandı ve bana daha da yaslandı öyle ki iri cüssesinin altında bedenim kaybolmuş ağırlığı altında ezilmek daha fazla ıslanmama neden oluyordu. Bu adam her şeyiyle mükemmeldi.
"Aaahhh..." İnleyişimle değilmiş gibi daha da hızlandı. "Boran yalvarırım daha hızlı dayanamıyorum!"
"Sikeyim amına koyayım delirttin beni Gece delirttin!" Mememi sertçe okşayınca çığlık attım yine ve yine. Araba hareketlerimiz yüzünden sürekli sallanırken inşallah kendiliğinden gitmezdi.
Altında kıvranarak masumca birazda hüzünle, "Ben ne yaptım ki şimdi Boran?" Diyiverdim.
"Hiç yavrum sen hiçbir şey yapmadın... Off sikeyim bu nasıl bir sarış nasıl bir sıcaklık kafayı yedirtiyorsun bana kafayı!" Koltuğun baş kısmına sıkıca tutunurken her vuruşunda ileri kayıp duruyordum yeniden zirveye çıktığımı hissederken onunda benden farklı olmadığını biliyordum.
Dudaklarıma eğildi ancak içimde gel gitler yaparken sabit kalamıyorduk. "İçine boşalacağım." Dedi hırslı bir ifadeyle.
"Hep yaptığın gibi."
Dudakları kıvrıldı. "Hep yaptığım ve hep yapacağım gibi sen benim mabedimsin nefes aldığım ettiğim her duanın parçasısın." Kehribarlarına aşkla tutunup tam olarak aynı anda birbirimizin ağzına haykırarak isimlerimizi söylerken sıvılarımız sıcaklıklarımız birbirine karıştı hep olduğu gibi. Bir kaç kez daha git gel yaptı içimde Boran ardından çıkmadan üzerine uzanınca gülerek inledim ağırlığı altında. Boynuma gömdü başını nefes nefese. Terden alnıma ve boynuma yapışmış saçlarımı geriye doğru çekerken bende düzene sokmaya çalışıyordum nefeslerimi.
"Sevgilim, benim canım." Kulağıma bir bebekmişim gibi fısıldıyordu. "Yer yüzündeki hiçbir varlık hiçbir olay seni benden beni de senden ayıramaz. Bedenlerimiz ayrı düşse ne yazar ruhlarımıza asla dokunamazlar." Doğruydu dokunamazlardı zaten bu yüzden yeniden birlikteydik ya.
Bir süre öyle sessizce soluklandık birbirimizde ama sonra Boran üzerimden kalkıp içimden çıkarken, "Terledin hasta olacaksın konağa dönelim duş aldıralım hemen sana." Demişti. Sadece çıkardığım elbisemi yeniden üzerime giymiştim. Saat gece ikiyken konağa gelmiştik, ayakkabılarımı giyecek halim olmadığından elime almıştım. Havalar ısınmıştı fakat akşamları soğuk olurdu bundan dolayı Boran hiç bekletmeden kolunu omzuma atarak odamıza doğru yürütmüştü bizi.
Odamıza girdiğim an gülümseyerek döndüm ona, "Yeniden seninle odamda olmayı çok özlemişim." Tıpkı benim gibi gülümsedi o da.
"Hasta olacaksın hadi." Diyerek gözleriyle banyoyu işaret edince elimdeki ayakkabıları köşeye bırakarak dibine girdim yine, gömleğinin yakalarından tutarak kendime çektim hafifçe, "Beni sen yıkarsan girerim banyoya sadece, saçlarımı sen gittikten sonra kalkıpta hiç tarayamadım denedim ama tam olarak yapamadım Boran sanırım onlarda seni çok özlediler o yüzden saçlarımı da taramak zorundasın." Birbirine girmiş saçlarıma taparcasına baktı, eline aldığı tutamımı okşadı yumuşakça, burnuna yaklaştırdı ve derince kokladı.
Gözlerini yeniden açtığında yanağımı okşadı elinin tersiyle, "Ben yaşadığım müddetçe saçların bir tek bana emanet bir tek ben ilgilenirim onlarla." Yanağımdan kayan eli elimi avucunun arasına aldı ardından arkasından ilerleterek banyoya soktuğunda belimden tutarak göğsüne çekti. "Kendi bebeğimi kendim yıkarım daima, sana tek başına duş aldıracağımı mı zannettin gerçekten." İlk bir kaç saniye tek kelime edemedim karşısında. Neyseki zorlamadı beni ve sadece bu konu da olsaydı keşke.
Belimden tutarak çevirdiğinde bu sefer sırtım göğsüne yapıştı, nazikçe sırtıma dokunarak eğilmemi belirtince önümdeki lavabo tezgahına tutunarak eğilince elbisemi ağırca belime topladı. "Sıcak su dolana kadar biraz daha vakit geçirebiliriz." Tehlikeli sesi parmak uçlarıma dek titretirken pantolonunu çözüp indirdiğini hissettim, aynadan ona baktığım an göz göze geldik etkileyici bir şekilde göz kırptı hemen sonra kalçalarımın arasını zorlayan erkekliğini hissettiğimde dudaklarımı dişlemiştim beklentiyle.
Hasretinin bu kadar cabuk dineceğini zannetmem saçmaydı zaten ben bile ona tam anlamıyla doymamışken o nasıl doyacaktı ki zaten.
Dakikalar saatlere evrildi banyomuzunda şu köşesinde birleşmedik demezdim artık. Konuşulacak çok şey vardı belki ama biz o an sadece birbirimizde kaybolmayı seçmiştik ayrı kaldığımız tüm o saatlere inat.
(+18 BİTMİŞTİR)
🔗🗝️🔗
BİR HAFTA SONRA
Elimdeki telefona tekrar tekrar bakarken nefes almam gerektiğini beynim hâlâ algılayamıyordu zira şu an büyük bir şok, dumura uğrama, duygu karmaşası içerisindeydi. Tamam hayatım normal ilerlemiyordu bunu bekleyen de yoktu zaten ama en azından bu derece uçuk mu demeliyim ya da fazlasıyla berbat mı bilmiyorum bu kadar bayağı olmamalıydı. Zaza'sıydı Gurbet'iydi derken şimdi birde Pare'si çıkmıştı.
Önümdeki mesajı yine ve yine okurken dün atılmış bu mesajı nasıl daha yeni görürdüm dahası bu kadının Boran'ı bulmamdaki payı büyükken nasıl unutabilmişti zihnim onu. Kader miydi bu da?
Hayır sadece her şey fazla yoğun ve üzerime gelirken onu unutmam gayet doğaldı.
Şimdi ise içimden bir ses çok daha felaket olayların yolda olduğunu fısıldıyordu.
Gözlerim Pare'den gelmiş olan mesajı tekrar okudu istemsizce.
"Boran'ı bulduğun için teşekkür ederim öyle mutluyum ki bunu iki kelimeye sığdıramam beni dinleyişin ve geri dönmeyişin sana güvenmekte ne kadar doğru yaptığımı tekrar gösterdi. Şimdi senden istediğim şey ise bir öncekinden daha tehlikeli bir olay senden istediğim tek şey fevri davranmaman ve hiç kimseye güvenmeden tek başına hareket etmen özellikle de Boran'a söyleme anlatma benimle ilgili hiçbir şeyi sadece haftalar önce kapımıza koyduğunuz kaza yapan korumadan sana ait olan defteri alman. Ona sana iletmesi için dışı dini kitap kapağı ile kamufle edilmiş bir defter gönderdim yalvarırım vakit kaybetmeden onu bul ve sonuna kadar oku. Sonuna kadar özellikle. O adam sırf defter sana ulaşmasın diye öldürüldü deftere ne oldu bilmiyorum ama bul, yalvarırım bul Gece... Mesajıma geri dönüş yapma sakın telefon benim elimde olmuyor şimdi bile gizlice alarak yazdım sana. Güveniyoruz tek umudumuz sensin..."
Dişlerimi birbirine bastırırken, "Biliyordum." Diye mırıldandım. "Bu işin içinde bir iş olduğunu biliyordum!"
•••••••••BÖLÜM SONU•••••••••