Riva aşireti uzun zamandır katil damgası yemiş kara lekeli bilinir. Sizler kalleşçe saldıran ilk kanı döken kan davasını başlatan aşirettiniz biz ise barışı sağlayan acılarına rağmen gaddar olmayan bağışlayıcı aşirettik. Riva aşıreti ölümse Asparşah aşireti yaşamdı..." Ellerimi yumruk yapmıştım Riva aşiretine dil uzatanın dilini koparırdım ama Boran bu konuya niye girdi anlamadım. "Ancak yalandı en başından beri, sen Neçirvan Riva neden öldü biliyor musun ya da niye benim amcamı öldürdüğünü?" Alayla güldü kendi dediği soruya. Ben ise kaskatı bir halde uğrayacağım zelzeleyi bekliyordum her kelimesinde. Neçirvan Riva en başından beri ona kin güdemediğim tüm bunlara sebep olsada içten içe nefret edemediğim biriydi, onu çok eski fotoğraflardan görmüşlüğüm vardı sadece.
"Amcam Bahtiyar sanıldığı gibi boşu boşuna öldürülmedi amcan tarafından. O senin amcanın en iyi dostuydu ve Neçırvan Riva kan kardeşim dediği adam tarafından sırtından bıçaklandı... Onun sevdiği kızı kaçırmaya kalktı. Menekşeydi, evinin tek kızı annesinden başka kimsesi olmayan biri. Kız amcana aşıkmış bundandır ki direnmiş kabul etmemiş Bahtiyar'a yar olmayı ama amcam-" amcam derken öyle zorlanıp tiksiniyordu ki bu sanki zehirdi de her söylediğinde canı yanıyordu. "Amcam kızı bu uçuruma getirmiş." Diyince sertçe yutkundum. "Burada henüz on sekiz yaşında bir kıza zorla sahip olmuş ona tecavüz etmiş... Senin amcan ise iş bittikten sonra basmış burayı, o boşluktan faydalanan kız ise uçurumun kenarına kaçmış, amcan çıldırmış tabi sevdiği kadını öyle görmek ona bunu yapanın da can dostu olduğunu görmek canından vurmuş..."
Göz yaşları içinde, "Kıza ne olmuş?" Diye sordum kısıkça. Gözlerime çok kısa bir an bakıp tekrar çekti utançla. O niye utanıyordu ki. "Amcan ona ne kadar yalvarırsa yalvarsın," Eliyle uçurumu gösterdi. Başımı iki yana sallasamda susmadı. "Olanları kaldıramamış ve uçurumdan aşağı atmış kendini." Sendeledim ama belimden tuttu anında. Uçurumun ucuna baktım sanki o anı hayal ediyor gibi. Amcam sevdiği kadını kaybetmişti burada, dostum dediği adam sevdiği kadına tecavüz etmişti ve dahası biz yıllarca kandırılmıştık.
"Amcan amcamı anında gebertmiş burada acıyla yere düşüp haykırırken benim amcamın kuzeni Giray'da bunların peşinden gelmiş ve Bahtiyarı yerde öyle görünce gözünü kırpmadan senin amcanı öldürmüş."
"Sus artık." Dedim hıçkırarak. "Sus n'olur." Şakağıma bir öpücük bırakırken acıyla yutkundu gözleri dolmuştu.
"Dedem asla bunu kabul etmeyip o gün Menekşenin cesedini kaybedip olayları çarpıtmış, o soyadına ve aşiretine tek bir söz gelmesine dayanamazdı onuru her şeyden önemliydi bu yüzden utanmadan sizi suçladı. Babamı da bastırıp oyununa alet etmiş... Suçlu bizken siz oldunuz birde Agit iti sonrada Giray'ı öldürünce de kan davasını aleyhine çevirmiş." Bunlar çok acımasızcaydı. O adam kapimıza dayanıp utanmadan kan davasıdır diyip can istemiş yeni doğan bir bebeği kurban etmişlerdi.
Biz aslında her şeyi bir hiç için yaşamıştık, ben boşu boşuna o kadar acı çekmiş ve bu aileye gelin gelmiştim en beyer hâlde. Bedenim tir tir titremeye başlarken dizlerim tutmadı.
"Özür dilerim." Dedi acıyla benimle yere çökerken. Göğsüne bastırdı sıkıca beni. "Çok özür dilerim Gece'm yalvarırım affet." Boran niye özür diliyordu ki o da buradaki kurbanlardandı ve özür dilemesi saçmaydı. "Kurban olayım bırakma beni Gece yemin ederim, al vur beni gıkım çıkmaz ama yalvarırım bırakma beni."
Korkusunu çok iyi anlıyordum. Ben aşiretim böyle bir komployo kurban gitmişken ve yıllardır bunun acılarını çekerken onlara ödeteceğimi mahvedeceğimi biliyordu... Ama hayır bunu yapamazdım. Ben Boran'ı kaybedemezdim ailem öğrenirse yemin ederim ayırmaya kalkarlardı ya da en kötüsü Boran'ı öldürmeye bile kalkabilirlerdi.
Önceden olsa herkesten önce ben hesabını keserdim herkesin ama şimdi yapamazdım canım yansada yapamazdım Boran'ı kaybedemezdim yeniden kan dökülmesine izin veremezdim.
Başımı göğsünden kaldırdım göz yaşları içinde. "Senin suçun yok ki Boran." Hıçkırdım. "Ne olur susalım saklayalım şimdiye kadar nasıl saklandıysa bu sır saklayalım babamlar öğrenecek olursa yer yerinden oynayacak kan dökecekler sana zarar verebilirler. İstemiyorum ne olur!" Hızlı hızlı yakarışlarımla beni sıkıca bastırdı yeniden göğsüne.
"Kurban olurum ben sana." Dedi boğukça. "Ama yapamam. Senden de cevabımı aldım günlerdir bunun acısıyla yaşarken beni bırakmayacağını anladım ya ölsem de gam yemem artık." Bedenim buz kesti. "Babamın cezasını ben kesemiyorum dedemin de ama Kalender Ağa yapabilir." Gözlerim irileşti Boran babama anlatacaktı her şeyi dahası bu yüzden kızları evlendirip annesini de güvenceye almıştı her şeyi planlamıştı.
Göğsünden ayrılmak istedim ama izin vermedi. Zorlukla ayrılınca yüzüne baktım acıyla, "Hayır Boran yapma saklayalım bizde yemin ederim sözünü bile etmem." Islanmış dudaklarıma sıcak bir öpücük bıraktı. "Şu hayatta sen yoksan ben de yokum yavrum ama hakedenler hakkettiğini yaşamadan da durmayacağım." Ağzıma kapanan bezle bir anda neye uğradığımı şaşırdım. Gözlerim dehşetle açılırken bezi ağzım ve burnuma bastırıp yüzümü çırpınışlarıma rağmen göğsüne gömdü. "Zarar görmene izin veremem." Dedi acıyla. Ama kendi görecekti... Gözlerim kaydı ellerim iki yana düştü güçsüzce. "Özür dilerim."
•••••••Bölüm Sonu••••••