“Benim, tanıyamaman normal. Ben de kendimi tanıyamıyorum.” dedi Feride. İbrahim onun berbat haline bakarak kaşlarını çattı. Arabadan indi. Arka koltuğun kapısını açıp siyah ceketini çıkardı ve Feride’ye uzattı. Feride minnettar kalarak üzerine oldukça bol olan ve kalçalarına kadar inen ceketi alıp giydi. Gerçekten çok üşümüştü. “Atla! Eve gidelim.” dedi İbrahim. Feride’nin itiraz etmeye ne hali ne gücü vardı. Usulca arabanın yan koltuğuna oturdu. İbrahim torpidoya uzanıp ıslak mendil ve peçete çıkardı. Onları Feride’nin kucağına koydu. Bu kadarcık şefkat bile Feride’nin yeniden muslukları açmasına yetmişti. Hem ağlayıp hem makyajını temizledi Feride. Eve gidene kadar hiçbir şey sormadı İbrahim. Durumun hassas olduğunu anlamıştı. Sadece Feride ısınsın diye klimayı daha sıcak bir dere

