JÜLİDE’NİN DÜĞÜNÜ

1878 Words
Yazar notu:Bu bölümün düğün kısmı GÖRÜCÜ USULÜ DADI kitabıyla ortak bölümdür. “Kıza öyle denir mi gerizekalı!” dedi babaannesi pençe gibi parmaklarıyla yakaladığı Rüzgar’ın belindeki eti bükerken. Parktan çıkıp arabaya bindikten sonra babaannesi Rüzgar’a kızmaya başlamıştı. “Ne kızı babaanne! Hangi kız? Asıl ben sana kızmalıyım. Senin yüzünden adama mahcup oldum. Tamam yaşlandın ama gözlerin de mi kör oldu?” diye çıkıştı Rüzgar. “Ne adamı evladım! Kızdı o! Adı Feride! Bize spor yaptırıyor parkta. Biraz erkek gibi hareketleri, giyinişi filan ama babası askermiş. Kızını da böyle yetiştirmiş.” Rüzgar şaşkınlıkla babaannesine baktı. Adam sandığı kızı tekrar hatırlamaya çalıştı. Sakalı yoktu. Bir erkeğe göre yanakları fazlasıyla pürüzsüzdü. Ama hali, tavrı, kıyafeti, oturuşu… Tamamen bir erkek gibiydi. “Ya sen o herifi yanlış anladın babaanne, ya da bana öyle bir kızı ayarlamaya çalışarak büyük bir hakarette bulundun. Benim sevgililerimi hiç gördün mü sen?” dedi ufak bir sinirle. “Çok iyi, çok tatlı bir kız. Uzun süredir her gün benim gibi yaşlı kadınlara ücretsiz spor yaptırıyor. Ki ben zengin olduğum halde benden bile hiç para istemedi. Sadece birkaç spor aleti almamı istedi herkes için. Öyle harika bir kız! Senin eve getirdiğin teneke g*tlere benzemez yani.” dedi Fatime Hanım. Rüzgar babaannesinin son yorumuna bir kahkaha attı. —————- 1 yıl sonra Çocukluk arkadaşı Jülide’nin düğün davetlisiydi Rüzgar. Jülide’nin annesi Gülseren teyzesinin yanıbaşında düğünü izlerken ne hissettiğini pek bilmiyordu açıkçası. Jülide’ye karşı artık bir şey hissetmediğine emindi. Peki neden minnoş kalbi şu an bir parça kırılmış hissediyordu? Yine de arkadaşına içinden mutlu dileklerde bulunmayı ihmal etmedi. İlk dans bittiğinde diğer çiftlerin de katılabilmesi için ‘Her şey güzel olacak’ çalmaya başlamıştı. Şirin’le Akın, Nihat Çetin ve Leyla, Yunus Emre ve annesi Gülseren Hanım da dans etmek için sahneye çıkmışlardı. Rüzgar masada sap sap oturmayı kendisine yediremedi. Sayıca az olan konuklara baktı. Dansa kaldıracak birini bulmaya çalışıyordu. Gözleri ünlü biri olduğundan emin olduğu çekici bir kadına takıldı. Zebra desen derin dekolteli bir elbise giyen kadın dans edenleri saklayamadığı hafif bir kıskançlıkla izliyordu. E centilmen bir erkek olarak Rüzgar’ın görevi de onu dansa kaldırmaktı. Ayağa kalktı. Krem rengi takımının ceketini çıkardı. Ve eli cebinde bir şekilde en çekici ifadesini takınarak kadına doğru yürümeye başladı. Ne var ki birkaç adım kalmışken önüne başka bir erkek geçmişti. Siyah ceketli ve koyu renk kot pantolonlu adam Rüzgar’ın yöneldiği kadına eğildi ve onu dansa kaldırmak için elini uzattı. Kadın bunu komik bulmuş gibi kıkırdamaya başlamıştı ama herifin elini tuttu ve kendisini sahneye çıkarmasına izin verdi. Bir köşede g*t gibi kalmış hisseden Rüzgar önüne geçen herife her saniye daha da kurularak danslarını izlemeye başladı. Ünlü olduğuna emin olduğu kadının adı Züleyha’ydı. Bunu hatırlamıştı. Ama yakın arkadaşların ve akrabaların dahil olduğu bu düğünde Rüzgar sadece bu herifi tanımıyordu. Belki de tanıyordu. Tuhaf bir şekilde tanıdık gelmişti çünkü. Ama çıkaramamıştı. Herif dans etmeyi bile bilmiyordu. Züleyha’yla sahneye ilk çıktığında birkaç saniye ellerini kollarını nereye koyacaklarını tartışmışlardı. Şimdi de güzelim kızı sağa sola adımlatarak dans ettiğini sanıyordu. ———— “Berbat dans ediyorsun.” dedi Züleyha. Kendisini dansa kaldıran Feride’ye kınayarak baktı. “Kız ne yapayım? Sanki Allah’ın her günü dans mı ediyorum?” dedi Feride. Yiyecek masasının başında bir şeyler atıştırıyorlardı. “Sus. Kısmetimi de kapattın zaten. O sarışın bebe bana doğru geliyordu.” dedi Züzü. Feride güldü. Yakın arkadaşlarından biri olan Jülide ona Rüzgar’ı tanıdığını söyleyeli çok olmuştu ama böyle aile arasında ki düğününe gelecek kadar tanıdığını bilmiyordu Feride. Üstelik krem rengi afili takımıyla bu akşam çok yakışıklıydı Rüzgar. Feride uzaktan onu izlerken Züleyha’ya doğru hareketlendiğini görmüş ve aklına gelen hin bir fikirle ondan önce Züleyha’ya ulaşıp dansa kaldırmıştı. “O sarışın bebe yavşağın teki. Boş ver! Sana daha iyisini buluruz.” “Nereden biliyorsun yavşak olduğunu?” diye sordu Züleyha. “Biliyorum işte. Anlatırım sonra.” dedi Feride. “Aman neyse. Tipim değil zaten. Ben daha erkeksi tipleri seviyorum. Bunun yüzü fazla kız gibi. Senden güzel.” dedi Züleyha. Feride son söylediğine katılıyordu o yüzden buna takılmadı. Züleyha onu baştan aşağı süzdü. “Yani… Demeyeyim diyorum da… Feride’ciğim düğün bu! Neden böyle giyindin? Düğünde bile erkek gibisin. Kot pantolon, ceketten başka giyecek bir şeyin yok muydu?” Feride üstüne baktı. Sahip olduğu en şık şeyler bunlardı. “Olmamış mı ya? Düğüne uygun elbisem yoktu.” “Hayatım olmuş mu sence? İsteseydin ben verirdim.” dedi Züleyha. Feride onun neredeyse göbeğine kadar açık dekoltesine baktı. Parmağının ucuyla Züleyha’nın memesinin açıkta kalan kısmına hafifçe bastırdı. “Ben bu kadar dekolte giyemem.” dedi. Züleyha onun böyle şeyleri dert etmesine kızmıştı. Güzel kızdı ama kendine bakmıyordu. Feride’nin eline vurup göğsünden uzaklaştırdı. “Dekoltesiz bir sürü elbise bulabilirdim sana. İzin versen seni baştan yaratırdım ama… Sen bu üşengeçlikle yarın sabaha aynı hale gelirsin.” dedi. “Hayatım ben bakımsızım diye sen niye bana böyle kızıyorsun?” dedi Feride. Züleyha onu öldürecek gibi bakıyordu çünkü. Arkadaşının elini tutup avcuna aldı Feride. O sırada arkasında birinin varlığını hissetti. Ensesi istemsizce ürpermişti. “Bu herif sizi rahatsız mı ediyor hanımefendi?” dedi arkasındaki kişi. Feride bu sesi tanıyordu. Rüzgar Karasay… Arkasına dönmeye cesaret edemedi. Göz ucuyla kıyafetlerine baktı. Belki de Züleyha bir parça haklıydı. Gerçi… Züleyha etraftayken biri neden ona baksındı ki? “Yoo, etmiyor.” dedi Züleyha. Rüzgar’ın onları bölmesine şaşırmış ve kızmıştı. “Size uygunsuz şekilde dokunduğunu gördüm. Rahatsız ediyorsa ilgilenebilirim.” dedi Rüzgar. Ona arkası dönük duran dingil herife ters ters baktı. “Arkadaşım kendisi, sorun yok.” dedi Züleyha. Rüzgar’ın Feride’ye karşı böyle saygısız olmasına kızmıştı. Açıklamasına rağmen Rüzgar’ın gitmeye niyeti yok gibiydi. “Arkadaşınız olması sizi taciz edebileceği anlamına gelmiyor. Gördüm. Göğsünüze dokundu ve siz de eline vurup ona kızdınız. Etraf böyle sınırını bilmeyen yavşaklarla dolu. Rüzgar ben bu arada! Memnun oldum.” dedi ve tokalaşmak için elini uzattı. “Züleyha… Da… Rüzgar Bey niye ikidir ‘herif’ deyip duruyorsunuz? Arkadaşım…” diye açıklamaya çalışan Züleyha’yı kalçasını çimdikleyerek susturdu Feride. Rüzgar onu yine erkek sandıysa şu an kız olduğunun açıklanmasını istemiyordu. Şimdi kız olduğunu anlarsa onu yine yadırgardı Rüzgar kesin. Bu arada Rüzgar onun Züleyha’nın kalçasını çimdiklediğini görmüş ve sinirlenmişti. Bu herif Züleyha Hanım’ın nezaketinden cesaret alıp onu taciz etmeye devam ediyordu demek. “ARKADAŞIM?!” diyerek sertçe kolunu kavradı Feride’nin. “Utanmıyor musun kızcağızı taciz etmeye?” Feride ona ilk defa başını çevirdi. Güzel yeşil gözlerinde alaycı bir bakış vardı. “Kolumu bırak!” dedi. Rüzgar bir erkek sesi yerine daha kalınlaşmamış on iki yaşında ergen bir oğlan sesi duyunca şaşırmıştı. “Bırakmazsam ne olur lan?” diye çıkıştı. “Seni polise vermediğime dua et!” Taciz edilen Züleyha’nın onları böyle eğlenen gözlerle izlemesine şaşırmıştı Rüzgar. Belki de Rüzgar’ın onu savunması hoşuna gitmişti. Rüzgar bundan aldığı cesaretle elindeki kolu daha da sıktı. Kolunu tuttuğu herif sabrı tükenirmiş gibi bir nefes verip alnına dökülen siyah saçlarını havalandırdı. Sonra boynunu esnetti. “Bir de utanmadan sinirle-…” diye başlayan Rüzgar birden kendisini havada takla atarken buldu. Saliseler içinde dünyası baş aşağı dönmüş sonra bir halı gibi yere fırlatılmıştı. “AHH” diye bir feryat koptu ağzından. Onu fırlatan herif ellerini birbirine vurup ceketinin yakasını düzeltti. “Haşin erkeğim benimmm!” diyen Züleyha kendisini Feride’nin kollarına atıp yanağını öptü. Feride, Rüzgar’a alaycı bir bakış daha attı ve kadınını kazanmış gururlu bir adam gibi elini Züleyha’nın beline atıp oradan uzaklaştı. Rüzgar ne olduğunu anlamamıştı. Kendisi bir doksan boyunda yapılı bir erkekti. O tıfıl oğlan kendisini nasıl böyle yere fırlatabilmişti? Ayağa kalkıp üstünü başını düzeltti. Züleyha’ya da kızmıştı. Kendisini böyle uygunsuzca taciz eden adamla gitmişti. Oysa Rüzgar onu savunuyordu. Öfkeli adımlarla Jülide’nin yanına gitti. “Aaaaa Rüzgar, üstün başın niye böyle pis olmuş? Yerde mi yuvarlandın?” dedi onu gören Jülide şaşkınlıkla. “Şu Züleyha sizin neyiniz oluyor şimdi?” diye sordu Rüzgar. “Kocamın hala kızı! Neden ki?” dedi Jülide. “Peki o kızın dans ettiği herif kimdi?” dedi Rüzgar ellerini beline koyup. “Herif mi?” diyerek gözlerini kırpıştırdı Jülide. Züleyha’nın dans ettiği sadece şeydi… Birden kahkaha atmaya başladı. Rüzgar sanki o delirmiş gibi bakıyordu. “Neye gülüyorsun Jülide? O herif Züleyha’yı taciz ediyordu. Kalçasını çimdikledi. Gözlerimle gördüm yaa! Kocana söyle; kuzenini uzak tutsun o heriften.” “Olur şekerim söylerim. Züleyha’yı Feride’den uzak tut, derim.” dedi Jülide. Bir kahkaha daha attı. “Ne Feride’si lan Jüjü? Ben bir erkekten bahsediyorum.” diye çıkıştı Rüzgar. “Siyah saçlı, yeşil gözlü, siyah ceket ve siyah kot pantolonlu kişi?” “Evet o!” diye atladı Rüzgar. “Tamam işte. Feride o!” dedi Jülide. “Adama niye kadın adı koymuşlar ki?” dedi Rüzgar kafası karışmış gibi. Jülide onun aptallığından bıkmış gibi elini alnına vurdu. “Ne adamı hayatım! Kadın o! Feride! Benim arkadaşım ama galiba bu aralar beni Züleyha’yla aldatıyor. Alacağı olsun.” Rüzgar’ın ağzı açık kalmıştı. Birden içinden bir deja vu hissi geçti. Sanki bu konuşmayı daha önce yapmıştı biriyle. Gözünün önünde nedense babaannesi canlanmıştı. ‘Ne erkeği evladım, kızdı o. Adı Feride!’ diyordu. Yeniden yemek masasının yanına gelmiş gülüşen Züleyha ve ‘Feride’ye’ tekrar baktı. Kendisini yere fırlatan bu herifin aslında kadın olmasına inanamıyordu. Jülide’ye eğildi. “Kadın derken… Yani kendini öyle mi hissediyor? Ya da cinsiyet mi değiştirmiş?” dedi fısıldayarak. “Yoo, gayet kadın. Ama erkek gibi biraz. Kız gibi giyinmeyi çok takmıyor.” “O ‘kadın’ beni yere fırlattı Jülide. Kadın olduğuna emin miyiz?” dedi Rüzgar. Jülide onun yüzüne yüzüne güldü. “İnanırım. Sakatlanmadan önce milli karateciymiş. Siyah kuşak. Altın madalyaları var.” “Beni kandırmıyorsun ya!” dedi Rüzgar. Hala inanamıyordu. “Sana yalan borcum mu var?” dedi Jülide. Rüzgar hala inanmakta zorlanıyordu. Feride denen kızın sadece kıyafetleri değildi ki… Yürüyüşü, duruşu, kıyafeti, sesi… Gerçi sesine şaşırmıştı Rüzgar. Ergen bir oğlan çocuğu gibiydi. Yetişkin erkek sesi değildi ama… Kadın sesi gibi ince ve yumuşak da değildi. Yüzünü buruşturdu. Kadınsa kadın gibi olmalıydı. Bu kadarı ucubelik gibi bir şeydi. Maskulenitesi kendisinden daha yüksek bir kadın asla istemezdi. Kimin kimi şey edeceği konusunda kafalar karışmamalıydı. Güldü. Amaaaan! diye düşündü sonra. Ona neydi? Ondan uzak olsun da ne yaparsa yapsındı. ————- “Üzüldün mü?” diye sordu Züleyha, Feride’ye. “Yoo, ne üzüleceğim!” dedi Feride. “Aferin, üzülme! Zaten pek matah bir şey değildi.” dedi Züleyha burun kıvırarak. “Karakter olarak kesinlikle değil ama… Fiziksel olarak enfes değil mi? Hele o gözleri?” diyerek iç çekti Feride. Rüzgar’ın çok güzel menekşe gözleri vardı. “Lenstir kız onlar. Öyle morumsu göz mü olur? Ayrıca herifin yüzü gerçekten kız gibi. Erkek dediğin azıcık kara yağız olacak.” dedi Züleyha. “Eee, nereden tanıyorsun sen onu?” “Ben parkta spor yaparken tanışmıştık aslında. Babaannesi benim yaşlı kızlardan biri. Onu almaya gelen torununu sürükleye sürükleye yanıma getirdi ve benimle tanışmasını istedi. Rüzgar ikimize de garip garip baktıktan sonra eşcinsel olmadığını söylemişti.” dedi Feride kıkırdayarak. “Bir tık haklı ama. Kafa karıştırıyorsun. Çok az çabayla üzerindeki erkek havasından kurtulabilirsin. Ruj filan sür. Saçlarını uzat. Takı tak.” Feride kollarını geriye doğru açıp esnedi. “Kimse için uğraşamam.” dedi. “Beni seven böyle sevsin.” “Kullanıcı adın Feride olduğu halde sosyal medyada kızlar tarafından ne kadar yakışıklı olduğuna dair bir sürü mesaj alıyorsun. Ama asla erkeklerden almadığını sen söyledin. Sence de burada bir tuhaflık yok mu?” dedi Züleyha. “Aaa, iyi hatırlattın.” dedi Feride. Telefonunu çıkardı. “Az önce yine bir kız hikayeme alev atıp bana memelerinin resmini atmıştı. Ona kadın olduğumu söyleyeyim de… Yazık boşa hayaller kurmasın.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD