Bade
Annem benim kaderime ağlarken ben daha fazla dayanamayıp kendimi Aysu 'nun evine atmak için evden çıktım. Yolda yürürken kalbimin sesi bedenimi yıpratıyordu! Ne tür sorunlar olduğunu bilmezken öylece kuruntuya mı girdim? Diye düşünüyordum kendi kendime.
Arkamdan beni takip eden bir gölge ağırlığı hissiyatı hissettim!... Gölgesinin altında bile ezilecekmiş gibi hissediyordum. Yaşlı gözlerimi sinirden titreyen elimin tersiyle silip arkamı döndüm. Durdum yolun ortasında karanlığın altında ama kimse yoktu.
Hissediyordum. Vardı birileri ama umursamadan bomboş kafamla yola devam ettim. Telefonumun ekranı parmağım çarpıp açıldı. Direk aklıma Baran gelmişti nedensizce? Baran 'ı aradığımda telefonu kapalıydı ve bu aklımla başkasına varacağıma tanıdığım iki haftalık hoşlandığım adama kaçmayı tercih ederim ama telefonu açmadı! Daha doğrusu kapalıydı.
Tekrar tekrar arkamı dönüp bakıyordum. Korkudan nerye hangi sokağa girdiğimi şaşırdım. Karşıma çıkan silüetle çığlık attım. "AAAAAA!"
"Bade, kendine gel canım!" Bağırarak bana sarılan Aysu korku içerisinde titreyen elleriyle saçımı okşadı.
"A-aysu, Ayssu!"Dedim hıçkırıklarım konuşmamı engelliyordu. "Tamam canım, tamam..."Dedi başımı Aysu 'nun omuzuna koyarak boşluğa bakarak dalmıştım. "Bade, ne oldu canım? Neden bu haldesin?" Aysu bana soru sorunca gözlerimi kapatıp beynimin dudaklarıma hükmetmesini bekledim. "Aysu!..."Dedim konuşmaya gayret ederken."Bilmiyorum... Belki yanlışta anlamış olabilirim ama annem bana bahtsız kızım dedi. Ve elinde beyaz bir elbiseyle!"Dedim yarın kıyametim olduğunu bilmiyordum.
"Kapınızda dün üç tane araba gördüm. Bil bakalım arabadan kim indi?"Dedi başımı kaldırıp gözlerine baktım. "Kim?"Dedim içimde fırtınalar koparken! "O gün okulda gördüğümüz seri katil gibi bakan adam var ya, işte onu gördüm."Dedi anlamsız bir şekilde gözlerine baktım. "Hatırlayamadım!..."Dedim omuzlarımı silktim. Aysu bana sinir olmuş bakışlarını atarken babamın neyin peşinde olduğunu öğrenmem gerekiyordu. Fazlasıyla sessizdi ve ablama da bir şey yapardı!
"Aysu, babam neyin peşinde olduğunu öğrenmem gerekiyor. Ve bu sessizliğin altında ezilmek istemiyorum."Dedim Aysu dudaklarını birbirine bastırıp "Tamam tatlım, ama bu hafta menzuniyet töreni var ve kendini yıpratma canım."Dedi "Tamam canım, ben eve gideyim. Annemden gerçekleri öğrenmem gerekiyor. Eve varınca seni ararım. Annemi yoklamam lazım ne için bana öyle bir şey söyledi bilmiyorum."Dedim sokağın ortasında Aysu ile konuşup ayrıldık.
Babam har an bir şeyler yapabilecek bir insan. Ablamın iş çıkışı eve geç geleceğini biliyordum ama evdeki huzursuzluk içimi kemiriyordu. Eve varınca önümden Mercedes G kasa tipi araba hızla geçip gitti. Çarpacaktı az kalsın ama sanki bilerek benim kendime gelmemi sağladı.
Eve geldiğimde ortada kimse yoktu! Evde çalışan Sibel abla karşıma çıktı"Sibel abla, annem nerede?"Dedim bana bakarak "Tansiyonu çıkmıştı." Aniden konuşunca sendeleyerek yüzüne baktım gözlerim doldu ve ne tepki göstereceğimi şaşırdım. "İ-iyimi annem?"Dedim konağın kocaman dıştan muhteşem ve güzel gösteren, içindeki hapishane gibi olan duvarları üzerime üzerime geliyormuş gibiydi! "İyi. Dil altı ve limonlu su içirip yatağına yatırdım."Dedi duvarlardan gözlerimi alıp Sibel ablanın gözlerine sabitledim.
"Peki. Ya babam?" Dedim eğer o annemin yanındaysa gidemezdim o odaya! " Feyza hanımın, yanında."Dedi omuzlarımı salıp yumruklarımı sıktım. "Tamam abla, ben odama gidiyorum. Sabah okula gideceğim. Annem kalkarsa onu sorduğumu söyleyin."Dedim bana bakarak başını aşağı yukarı hareket etti.
Ben odama çıktım ve ortalığın sessizliği iliklerime işliyordu âdeta. Bana bile ağır gelen başımı yastığa koyar koymaz derince uykuya dalmıştım. Sabaha saat altı buçukta telefonum deli gibi çalıyordu. Üzerimde uyku munzurluğu ile telefonu alıp açtım. "Alo..."Yavaş ve uykulu ses tonuyla konuşurken "Kızım sen hala Uyuyormusun?"Diyen sesle gözlerimi açıp telefona baktım.
"A-Aysuuu! Geç kalacağız!"Dediğim gibi yataktan kalkıp tuvalette girdim. Telefonu kulağından ayırıp haparlore verdim. Elimi yüzümü yıkarken "Bade, Baran dünden beri sana ulaşmaya çalışıyor. Bir telefonu açsaydın kızım!"Dedi aynadan gözlerime bakıp sonra telefona baktım. "Aysu, o kadar derin uyumuşum ki sana bile zor cevap verdim."Dedim havluyu aldım. "Aysu sen kapat, ben Baran 'ı arayım."Dedim "Tamam canım."Dedi telefonu kapattım. Telefona bakınca beş kere aramıştı! Direk Baran 'ı aradım.
"Prenses, günaydın."Dedi önce normal ve sakin konuştu. "Günaydın!"Dedim birdenbire " Hayırdır bir sorun mu var?"Dedi elimde havluyla yüzümü kurutup "Yok canım, çok üzgünüm çok derin uyumuşum."Dedim dudaklarımı büzerek konuşunca o telefonun ucunda kahkaha attı. "Prensessss, dudaklarını büzdün değil mi?"Dedi her mimiklerimi ezberine geçirmişti âdeta! Dolabın aynasından kendime bakarken bende güldüm.
"Nereden biliyorsun?"Dedim yatağa oturdum okul tamamen çıkmıştı aklımdan."Seni şu anda hayal edebiliyorum."Dedi sesi sakin ve rahat çıkıyordu bu sefer. Bir anda öksürerek boğazını temizledi ve ciddiyetle "Bir sorunun olduğunu hissediyorum. Ve senin sesinin tonundan da anladığım kadarıyla derin uyuyacak kadar sıkılmış canın! Anlat bakalım ne tür bir sorun var?"Dedi sanki beni gözlemliyordu!
"Annemin tansiyonu çıkmıştı, öyle anneme üzüldüm."Dedim annem aklıma gelince saatte baktım. "Baran, okula geç kalacam ve anneme bakmam gerekiyor."Dedim endişeyle dolaptan siyah takım elbiseyi alıp hemen giydim.
"Tamam prenses. Geçmiş olsun. Çabuk gel seni bekliyorum."dedi "Tamam."Dedikten sonra gülümseyerek telefonları kapattık. " Seni bekliyorum derken…?"Dedim kendi kendime. Beni gelip kapıdan alacak kadar delirmemiştir umarım! Diye düşündüm. Ben telefonu sessize alıp çantaya koydum ve annemin yanına gittim. "Anne nasılsın?"Dedim elini öptüm. "İyiyim kızım. Sen akşam saatlerinde neredeydin?"Dedi bana gözleri dolmuştu gene.
"Aysu'nun yanındaydım annem. Senin tansiyonun ne için çıkmıştı?"Dedim hem cevap veriyorduk birbirimize hem de soru soruyorduk sanki konuşmak için bile vaktimiz yokmuş gibi. " Kızım!..."Dedi başını eğdi ve elimi sıkı bir şekilde tuttu. Sonra başını kaldırıp gözlerime baktı.
"Baban seni_"Dedi gözlerinden yaşlar süzüldü ve içeriye Aysu girdi. "Bade, geç oldu zaten ve sen_"Diyip gözleri annemin gözlerine ilişti. "Feyza anne, nasılsın?"Dedi annemin elini öpüp alnına koydu. "İyiyim yavrum. Sen nasılsın?"Dedi o da"İyiyim."Diyip bana Kaş göz işareti yaparak beni dışarıya çıkartırken annemin elini öpüp anneme el salladım. Annem çok üzgün görünüyordu.
"Ne oldu Aysu?"Dedim karşımda Baran 'ı görünce gözlerim açıldı. "Senin burada ne işin var?"Dedim fısıldayarak konuşup üçümüz koşarak başka bir sokağa girdik. "E sen gelmek nedir bilmiyorsun."Dedi sitem edercesine. "Sen canına mı susadın?"Dedim avucumla göğüsüne vurdum.
Elimi tutarak dudaklarına bastırdı." Belki kan kokusunu merak ediyorum!"Diyince "Merak etme. İllet bir şeydir kan kokusu. İnsan damarında durduğu gibi durmuyor akarken."Dedim Aysu bir şeyler geveleyince Aysu 'ya döndüm. "Arkadaşlar, geç oldu!"Dedi Aysu. Elimi Baran 'ın elinden çektim. Baran, "Kızlar, yürüyecek kadar delirmediniz her halde?"Dedi konuştuğum kelimeleri öteleyip konuyu değiştirdi."Yok Baran, biz yürüyerek gidelim. Bir de başımıza araba belası çıkmasın."Dedim girdiğimiz sokağın başında arabası duruyordu. Bana alay geçiyormuş gibi güldü. "Prenses..."Dedi ellerini cebine koyup alt dudağını yalayıp, ela gözlerini gözlerime sabitledi. "Ben arabaya diyorsam, arabaya."Dedi eve yakın olduğumuz için korkarak sokağın başına gittik. Arabaya binip yola çıktık. Ben ön koltuğa oturdum Aysu arka koltuğa oturdu. Ben yerime sinerek kendimi yok oluş moduna koydum kendimi.
Kısa süre içinde okula vardık ama amcamın oğlu tam arabanın önündeydi ve hareket edemiyordum. Arabadan indiğim gibi ardını bırakmayan kaoslar çıkacaktı. Baran bana bakarak "İnmiyormusun?"Dedi kendimi oturduğum koltuktan kaydırıp yere oturdum. Baran bana gözlerini kısarak bakınca işaret parmağımı dudaklarıma bastırarak "Sus... Nolur sus.! Ferhat abi, beni görürse öldürür!"Dedim kısık sesle konuştum. Baran 'ın birdenbire kaşları çatıldı.
"Ferhat kim lan?" Ani çıkışı beni daha fazla korkuttu. "Amcamın oğlu." Dedim korkmuş gözlerine bakarak "Babama söylerse beni _" Lafımı bitirmeden hafifçe üstüme eğilerek sinirli piç bir gülümsemeyi yüzüne yerleştirdi. "Ben o amacının oğluna öyle bir ayar çekerim ki sekiz ayar altın bile onun hâline güler."Dedi kendini toparlayıp sağ eliyle az olan sakalını sert bir şekilde karıştırdı!
"O puştun tek bir kelimesi hayatına mal olur."Dedi arabadan indi ve sağ tarafta gelerek benim oturduğum kapıyı açtı. "İn bakalım prenses."Dedi dik duruşu her an kavga çıkaracakmış gibi bakışlarını Ferhat 'ın olduğu yere sabitledi.
Ben ise yavaş, temkinli olmak için kendimi toparlayıp arabadan indim arkamı döndüm Ferhat beni görmesin diye. Baran kapıyı kapatırken "Ooo Baran." Gelen sesle gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Ferhat!"Dedi Baran gözlerimin içine bakarak Ferhat ile el sıkıştı." Yenge hanım kim?"Dediği anda gözlerimi sıkıca kapattım. Çünkü arkamı döndüğüm için Ferhat beni göremiyordu.
Baran önüme geçerek beni arkasına aldı. "Boş ver sen. Menzuniyete gelecekmisin?"Dedi Baran 'ın arkasında yok olmuştum âdeta. "Gelmezmiyim lan. Sen beli ki yenge hanımla katılacaksınız!"Dedi sinirden kaskatı kesilmiş bir vaziyette durmuştum. Baran gülerek bana doğru bakıp önüne döndü. "Öyle. Ya sen?"Dedi Ferhat ellerini cebine koyup omuzlarını öne doğru gerdi. "Ben bizim Bade 'yi düşündüm ama bakalım."Dedi elimi anlamsız bir şekilde ağzıma kapattım.
Baran "ssee!"Diye tuhaf bir ses çıkartıp Ferhat 'ın üstüne yürüyecekken elimi sırtına koydum. "G-gidelim."Dedim Ferhat başını sol tarafta eğerek bana bakmaya çalıştı. Baran, Ferhat 'ın bakışlarını engellemek için daha çok beni gölgesinde sakladı. "Geç kaldık kardeşim! Uza."Dedi Ferhat başını aşağı yukarı hareket ederek "Tamam."Dedi ve yavaş adımlarla ilerliyordu. Baran bana döndü gözlerini belerterek baktı. "Bu it sağdece kuzen değil ki! Adam bildiğin sana yürüyor?"Dedi başımı sağa sola sallayarak"Offf Baran, ne alakası var ya, amcamın oğlu ve aynı okulda okuyoruz. Partner olarak tabiki de kuzeniyle törene gelmek isteyecek."Dedim bu gün hiç Baran ile tartışamazdım.
"E sen Ferhat 'la git."
"Baran, gerçekten kaprislerini çekmem."
"Lan ben öldürürüm o iti!"
"Baran, lütfen sırası değil! Derse geç kaldım."Dedim önden yürüyüp içeriye doğru giderken Baran sinirli bir şekilde yumruklarını sıkarak bana bakıyordu.
Aysu öylece olayı izleye dursun garibim şok içerisinde öylece durduğu yerde kala kaldı. Adımlarımı durdurup"Aysu, yürüsüne kızım!"Diye yüksek sesle konuştum. Aysu iki dakika sonra kendine geldiğinde peşimden koşarak içeriye girdik. Zil çalmıştı"Umarım öğrenmen girmemiştir!"Dedi Aysu öğretmen ile kapıda karşılaştık.
"Benden önce gelmeniz nede hoş!" Ceren öğretmene zaten sinir oluyordum ve daha çok sinir bozucu oldu. "Yaa, yetiştik hocam, ne de olsa arabası olan sizsiniz!"Dedim Nefes nefese kalmıştım ve onun yanında küçük düşmemek adına kendimi bozmadım. "Sen zengin aile kızısın Bade, benim kıytırık arabadam senin az önce indiğin arabanın yanında ne ki!"Dedi eliyle sınıfı gösterip "İçeriye geçin bakalım, yoklamada yok yazılmak istemezsiniz her halde?"Dedi Aysu dudağını ısırırken ben sinirden deliye döndüm.
İçeriye geçip oturdum. Ceren öğretmen ikide bir bana bakıyordu. Ben telefonuma gelen mesaja baktım. Baran "Prenses, nasılsın?"Diye sorunca başımı kaldırıp Aysu 'ya baktım. Aysu gözleri ile öğretmeni gösterdi. Öğretmen tam başımın üstünde bana bakıyordu. "Bade, telefonu ver"Dedi telefonu kapatıp tekrar gözlerine baktım.
"Neden?"Dedim ders durmuş herkes bizde bakıyordu. "Farkındamısın bilmiyorum ama dersteyiz!" Dedi arkadaşları gösterdi.
"Farkındayım hocam, sağdece gelen mesaja bakmak zorundaydım."
"Senin zorunluluğun dersin tatlım."Dedi bana göz kırptı ve telefonu elimden çekti. "Hocam, ne yapıyorsunuz siz ya?"Dedim birdenbire ayağa kalktım. "Dersi engelliyorsun."Dedi telefonu götürüp masasına koydu.
"Telefonumu verirmisiniz hocam!?"Dedim yüksek sesle. "Bade, derse katılmak istemiyorsan, düşük not almak istiyorsan DIŞARI! BENİM DERSİMİ KAYNATAMAZSIN!"Diye bağırınca masaya doğru yavaş adımlarla yürüdüm. "Hani ben zenginim ya, hani ben lux arabalarla geliyorum ya, seni ben bu okuldan da sürerim o zaman!"Dedim gözlerime bakarak sinirle güldü.
"Öyle mi?" Dedi bende güldüm.
"Yani... Olabilir aslında ama gönlümde rahat etmez ki şimdi hocam, bana telefonumu ver olayı hiç yaşanmamış gibi var sayalım."Dedim öğretmen kollarını önünde bağdaş kurmuştu ve ben telefonumu masanın üstünden akarak arkamı dönüp yerime oturdum. Telefonu çantama koyarak öğretmenin gözlerine baktım.
Öğretmen zorda olsa bedenindeki siniri atarak derse devam etti. Baran'ı görmeden okul çıkışına kadar sınıftan çıkmadım. İçimdeki huzursuzluk içimi kemirmekle yetinmeyip ellerimi ayaklarımı buz gibi yapmıştı. Aysu ile çantaları alıp okuldan çıktık. "Bade, senin neyin var kuzum? Bugün öğretmen hariç kimseyle konuşmadın. Gelen telefonuna bile cevap vermedin!"Dedi sıkıntıya omuzlarımı silktim.
"Bilmiyorum Aysu. Ablam geç gelip erken çıkıyor. Annem hasta. Babam bir işler karıştırıyor ve ben ne yapacağımı bilmiyorum."Dedim konuşa konuşa otobüs durağına vardık otobüs bekledik. Önümüzden tam üç tane Mercedes G kasa tipi araba arkasından iki Transporter T5, üç tane normal Mercedes Benz araba! Geçip giderken Aysu hayranlıkla bakıyordu.
"Kızım....Bu ne!..."Dedi elini ağzına koyarak şaşkınlığını bastırmaya çalıştı. "Kim bilir kim evleniyor!"Dedim beni bekleyen kaostan hiç bir şekilde haberim yokken. Otobüse binip yola çıkarken telefonum çaldı. Baran arıyordu ve Aysu'nun gözlerine bakarak açtım. "Baran!"Dedim oturduğum koltuğa yaslayıp başımı cama çevirdim.
"Bade, neyin var senin?"Beni merak ediyordu.
"Hiç bir şeyim yok."
"Bade, farkındayım bir şey oluyor ve sen benden saklıyorsun."Dedi kızınca alt dudağımı ısırıp dolmuş gözlerle boşluğa bakıyordum. "Baran, içim sızlıyor." O kadar tuttuğum göz yaşlarım süzülürken sol elimin tırnaklarını birbirine bastırdım. "Nedenini bilmiyorum ama kendimi iyi hissetmiyorum."Dedim "Prenses, nerdesiniz siz?"Dedi eve yaklaşmıştık. "Eve geldik." Dedim
"Tamam. Eve girme ben geliyorum..."
"Yok gelme şimdi. Ben akşama doğru evden çıkarken sana haber veririm."Dedim Baran derin nefes alıp verdi. "Tamam. Seni sıkmıyorum ama kendine dikkat et olurmu?"Dedi sesi sıkıntıya çıkıyordu!
"Tamam. Sende kendine dikkat et."Dedim telefonu kapattık.
Otobüsten indik ve eve doğru yürüdük. "Baran ne dedi?"Aysu merakla vereceğim cevabı beklerken ona döndüm."İçimdeki sıkıntıyı anlatmak iyi geldi! Beni önemsiyor Aysu. Ne bileyim işte böyle kendimi anlatırken Baran 'a karşı saldık kaldığımı hissediyordum."Dedim eve yaklaşmıştık ki kalabalık hem dikkatimizi çekti hemde sıkıntı iyice bedenimi ele geçirildi.
"Kız sen iyice düştün he Baran 'a."Dedi gülerek. Aysu'nun kolunu tutup hafifçe sarstım. "A-aysu!....Anneme bir şey oldu Aysu!"Dedim eve doğru bu sefer hızlı adımlarla gittim. Hatta koştum! Kapıdaki arabalar bizim gördüğümüz arabalardı. Aysu'nun kolundan tutup içeriye girince öylece kala kaldım.