Kollarımı boynuna doladığım an… Zaman durdu sanki. Müzik uğuldarken kulaklarımda, onun nefesi yanağımda gezindi. Kalabalığın ortasında, ışıkların arasında sadece ikimiz vardık. Akgün’le… Akgün’le gerçekten dans ediyordum. Gözlerimi hafifçe araladım. Yüzüne bakmaktan korkuyordum nedense. Göz göze gelince, içimdeki o taş duvar çöker diye. Ama elimde değildi, bir süre sonra başımı kaldırdım. O da bana bakıyordu. Gözleri karanlıkta daha da koyulaşmıştı, ifadesi ise… Tanıdık. Güvende hissettiren türden. “Çağla…” dedi, sesi müzikten daha netti. “İyi misin?” Gülümsedim, hafifçe başımı yana eğip gözlerimi kaçırdım. “İyi miyim… bilmiyorum. Belki evet, belki hayır. Ama şu an buradayım ve seninleyim. Bu da iyiye işarettir, değil mi?” Bir an durdu. Elleri belimdeydi, ama teması yumuşaktı. Sarsıcı

