Kadehi önümde yavaşça döndürüyordum. Bardağın camı elimin içinde titriyordu ama farkında değildim. Sadece içiyordum. Sanki her yudumla bir parçayı daha bastıracaktım içimdeki sızıdan. Ama olmuyordu. İçtikçe ayılıyordum sanki. Tam bir yudum daha aldım ki… Yanımda biri durdu. Önce bakmadım. Sadece varlığını hissettim. Üstümde bir ağırlık gibi. Bir sessizlik çöktü kalabalığın arasından. “Burada ne işin var Akgün?” Sesini tanıdım. Başımı çevirdim. Erdinç. Takım elbisesiyle, gecenin ortasında, kirli müziğin içinde bana sanki gündüzden kalma bir yüz gibi bakıyordu. Kaşları çatılmıştı. Gözleri dikkatle beni süzüyordu. Kadehi bıraktım, içimde bir cümle döndü ama söylemedim. Sadece baktım. Gözlerimin içine doğru yürüyordu o an. Ben sustum. O devam etti. “Burası senin yerin değil.” Yavaşç

