Odamdayken kapıyı kilitledim. Kapının kilit sesi bile bir nebze rahatlatıyordu içimi. Kilitli bir odada olmak… Dışarıda Akgün’ün varlığından daha güvenli geliyordu artık. Dün söyledikleri hâlâ kulaklarımdaydı. Planlar, çocuk, evlilik…Hepsi beynimde dolanıyor, nefes almamı zorlaştırıyordu. Yatağın kenarına oturmuş, kucağımda battaniyeyi sıkarken hafifçe bir tıkırtı duydum. Kapı yavaşça aralandı. Kilit onlarda olduğu için kapıyı açmışlardı hemen. İçeriye yüzünü ilk kez gördüğüm bir kız girdi. Elinde bir fincan kahve vardı. “Sana kahve getirdim.” dedi, sesi yumuşaktı ama içinde garip bir gerginlik vardı. Kaşlarımı çatarak ona baktım. Kahveyi uzatıyordu hâlâ. “Sen kimsin tam olarak?” dedim sertçe. Kız hafifçe duraksadı. “Ben Akgün’ün bir arkadaşıyım.” O an sinirlerim öyle gerildi ki

