“Leman Hanım!” diye bağırdım, gözlerim merdivenin başına kayarken. O an zaman durdu sanki. Leman Hanım’ın tam arkasında, siyahlar içinde abim belirdi. Elindeki silahı hâlâ indirip indirmediğini seçememiştim. Ama Leman Hanım elini göğsüme götürüp düştü yere. “Hayır!” diye çığlık attım. “Hayır, hayır, ne yaptın sen?!” Koşarak yanına gittim. Gözleri kapalıydı ama göğsünden gelen sıcak, yoğun kırmızı kan… elimi uzattığımda parmaklarımın arasından akıp gitti. Ellerim titriyordu. Abim geri çekilmişti. O an sadece Leman Hanım’a odaklanmıştım. Elimle cebimden telefonu çıkardım, titrek parmaklarla ambulansı aradım. “Lütfen, acil… silahlı yaralanma… adres…” Kelimeler ağzımdan kopuk kopuk çıkıyordu ama operatör anladı. Ardından hemen Akgün’e bir mesaj attım: “Hastaneye gidiyoruz. Çabuk gel.”

