O an… O birkaç saniye… Tüm salon bana dönmüştü. Gözler üzerimdeydi. Arkamdan gelen mırıldanmalar, önümdeki fısıldaşmalar, Eda’nın ve Balım’ın şaşkın bakışları… Her şey üstüme üstüme geliyordu. Eda ilk şoku atlatan oldu. Gözleri kocaman açılmış, bana öylece bakıyordu. “Çağla…” dedi kısık bir sesle. Yüzümden akan gözyaşını hissedebiliyordum. Sanki tenimin rengi gidip yerine görünmezlik gelmişti. Elleri dizlerimdeydim, kıpırdayamıyordum. Gözlerim istemsizce Akgün’e döndü. Hâlâ sahnedeydi. Göz göze geldik. Hiçbir şey demedi. Sadece baktı. Sanki hep biliyormuş gibi… Sanki zaten böyle olacağını anlamış gibi. Ama bana asıl koyan… Akgün’ün söyledikleri değil… Yanımda oturanlar. Yanımda sandıklarım. Eda. Gözleri hâlâ üzerimdeydi, sonra yana eğildi. “Kulağımla duyduğuma inanamıyorum. Ne demek

