Portonun önünde kendi kalabalığımız ve birde damat kaldırmaya bizimle birlikte gelecek olan sevdiklerimizle bekleriz. Teyzem, “kızçem angi yoldan gideriz amcanların evine? meydana iner miyiz, ister misin?” diye sorar ve bende omuzlarımı kaldırır indiririm. Gülşen, “abe anne ne sorarsın kıza, vıcığı çıkmıştır, görmez misin? Atatürk Caddesi’nden iner, Cumhuriyet Meydanı’na gider, orda biraz çalar söyleriz.. azcıkta oynarız. Oradanda işte liman tarafına gideriz beya!” diye yürüyerek gidilecek tüm güzergâhı belirler tatlı bir eyecanla. Abim darbukacıyı ayarlamış iki dakikada. Yanıma gelir ve, “hadi kızım, yürüyüş başlasın.. saat ilerliyor,” der bana. Tam tekmil önde darbukacı, arkada bizler başlarız sokağımızdan caddeye doğru yürümeye. Kızlar teflerle darbukacıya destek verirler ve ep bir

