Hafif yağan yağmur eşliğinde deniz kenarındaki bankta oturdular bir süre daha. Aralarındaki sessizlik söylenmeyi bekleyen sözlerle dolu onlarca kitabın ağırlığını taşıyordu adeta. Bu üçlünün sırrı buradaydı aslında. Bir araya geldiklerinde bazen hiç susmadan konuşur, bazen de sessizliklerini paylaşırlardı. Ama her seferinde konuşmaktan çeneleri ağrımışçasına yoğun hissederlerdi beraber olmanın keyfini. Bu gece de öyleydi. Sanki birbirlerine bütün bilinmezliklerini uzun uzun anlatmışlar gibi sevgiyle ve birbirlerini tanımanın keyfiyle bakıştılar. Yorgunlukları hissedilir hale gelince “Hadi kalkalım, ben taksi çağırıyorum” dedi Eren. Telefonundan taksi uygulamasını açmış ve konum seçiyordu. Deniz “Beni de bırakırsın o zaman” dedi. Böyle buluşmalarda ilk Lina bırakılırdı eve, sonra sırayla

