Öğleden sonra saatler Lina için sonsuz uzunlukta ilerliyordu. Toplantılar, dosyalar, kahve molaları... Her şey gri bir perde gibi üstüne inmişti. Çok az şeye odaklanabiliyordu. Ne zaman telefonuna baksa Sarp’tan gelen yeni bir mesajla karşılaşıyordu. Sarp: "İnsanı bir bakışla susturacak kadar güzel olduğunda, kelimelere gerek kalmıyor sanırım." Bir başka mesaj: "İşten sonra seni bir kahveyle kaçırmaya hâlâ niyetliyim." Ve bir diğeri: "Yoksa seni gülümsetmek için daha mı çok çabalamalıyım?" Sarp'ın mesajları bir ağırlık gibi Lina'nın kalbine doluyordu. İçinde bir yerlerde, hâlâ sabahki sahneyi yaşıyordu Lina; Eren’in bakışı... Sonra o bakışın yok oluşu. Ne olmuştu? Neden hiçbir şey söylememişti? Neden hiçbir şey yapmamıştı? Bu sorular, Lina'nın aklının içinde dalga dalga b

