Mezuniyet elbisemin son provasını yapıyorduk. Telefonum çalınca Fiko sehpanın üzerinden alıp tekrar etek kısmını düzeltmek için eğildi. Arayan kaynanamdı. Açmadan önce sanki karşımdaymış gibi aynadan saçımı savurdum omuzlarımı dikleştirip boğazımı temizledim. "Efendim Oya teyzecim." Dedim en tatlı sesimle. Oya teyze her telefon konuşmamızda olduğu gibi önce bir atışma attı ortaya. "Gelinsiz hayat zehirsiz engereğe benzermiş." Yarım ağız güldüm gözlerimi kıstım, "Pamuk olup raftan düşse kafa yarar derler." Oya teyze bir kahkaha attı. "Aferin kız kimin gelini, zeka küpüm benim." Fiko işini bitirip yerinde doğruldu ve ağrıyan belini sağa sola esnettip. "Selam söyle." Dedi. İş yaparken aşırı ciddi oluyordu. "Üstün zekam konuşur." Dedim havalı havalı. Oya teyzesinin sesi keyifliydi.

