Özlem her geçen dakika saat ve gün de boyut atlayıp süründürme aşamasına geldiğinde bu sabah erkenden kalkıp aklıma gelen ilk şeyi yapma planımı hayata geçirdim. Kütahya'ya uçağında aldım soluğu. Ah ulan KÜT-AH-YA... Sen uzayda mıydın gidilemiyor muydun ki? Öyle olsan bile sıkıntı yoktu. Ben giderdim. Gittim! Gitmek yetmiyormuş. Askeriye denilen o yere girmek imkansızmış. Öğrendim. Ben içeri girmek için çıngar çıkartırken telefonum çaldı arayan Toprak'tı. Daha konuşmasına fırsat vermeden başladım konuşmaya, "Ya Toprak ben sizi askeriyenin önündeyim ama nöbetçi karedeniz uşağu bana Haçem içeri alamayrum da!!!! Diyor. ay daraldım sen kalk taaa İstanbullardan gel kapıdan içeri gireme." Toprak rahat on saniye yaşam fonksiyonlarına elveda demiş olabilir. O arada telefonu kapatmayıp bir d

