BARAN ALP
Ona ilk görüşte aşık olmuştum, terminal de tek başına oturmuş ağlıyordu. Yanına gitmek istemiştim o güzel gözlerinden daha fazla yaş dökülmesi içimi yakıyordu. Niye ağlıyordu böyle için için, kim canını sıkmıştı, acaba evinden ayrıldığı için mi bu kadar göz yaşıydı. Ama canından can gidiyormuş gibi görünüyordu.
Bende o gidene kadar arka sırasındaki banka beklemiştim, tamı tamına 25 dakika 30 saniye ağlamıştı. O ağladıkça benim içim parçalandı, o dakika o saniyeler benim ciğerimi parçalanmıştı.
Bir insan nasıl ilk görüşte böyle bir sevgiyi tadardı ki oysa hiç inanmazdım aşk işlerine. Hem de ağlamasına, ben onun ağlamasına aşık olmuştum.
Ayağa kalktı bana doğru dönüp saçlarını geriye atıp, elleri ile yüzünü yelemişti. O kadar güzel ve seksi görünmüşti ki bütün vücudum titremeşti. Belini dikleştirip karşıya dümdüz bakmıştı valizini tutarak terminalden dışarı çıktı.
Takip etmiştim bende, 22 yaşındayım onun benden küçük olduğu anlamıştım zaten. Harran üniversitesine giriş yaptı belliydi zaten öğrenci olduğu. Acaba hangi bölümü okuyordu, nereliydi, adı neydi onun hakkında çok şey merak etmiştim. Kız yurdun kapısından kartını okutarak geçti hızlıca ismine bakmaya çalıştım ama yetişememiştim.
Görevli adam çıkıp sorgulayıcı bir şekilde bakmıştı, ona kim olduğumu anlattım şansıma adam da bizim oralı çıkmıştı. Bu bir işareti, bırakmak istemedim peşini adamdan kayıttan sadece adını istedim, ilk vermek istemese de ilk görüşte aşık olduğumu söylemiştim. Sonunda ikna etmiştim adını söylemişti.
Ayşin, Ayşin Karataş
Ay gibi güzel olan, değerli olan
Benim güzelim, benim değerim Ayşin'im
Şanlıurfa emniyet müdürlüğüne gitmiştim, tanıdıklarım vardı. Ayşin'i araştıracaktım kendim yapmak istemiştim onun hakkında başka kimsenin bilgi bilmesini istemiyordum.
Ayşin Karataş 17.11.1998 Adıyaman Besni doğumlu, annesi vefat etmişti, iki kız üvey kardeşi vardı. Veterinerlik bölümünde okuyordu.
Biligilerini alıp çıkmıştım müdürlükten. Eve girdiğimde yüzümde bariz bir sırtıma vardı. Beni tanıyam anam hemen yanıma gelip ne olduğunu sormuştu. Direk lafı dolandırımadam aşık olduğumu söylemiştim anamdan bir zılgıt kopmuştu.
Hemen istiyelim demişti, bende daha okuduğunu üniveristeyi bitirdikten sonra olursa olur dedim. Bunu diyince anladı kızın benden haberi olmadığını. Bekleriz demişti ama vakit kaybetmeden karışısına çık, bir kızı bin kişi ister bir kişi alır. Nerden bilebilirdim ki bu lafın tutacağını. Bir türlü cesaret edememiştim karşısına çıkmaya bu yüzden onu yavaş yavaş kaybettiğimi farkında sonradan varmıştım. Ona açılmadan görev yerime çağırılmıştım.
Onun ile tekrar buluşmayı dört göz ile bekliyordum daha fazla dayanamadım. İzin alıp hemen Şanlıurfa gitmiştim, gitmiştim gitmesine ama üniversite öğrencilerinin tatilde olduğunu öğrenmiştim. İzin sürem kısıtlıydı ama onu görmeden de geri gitmek istemiyordum.
Adıyaman'a gitmeye karar vermiştim, gittiğim de bütün hayallerim suya düşmüştü. Sevdiği varmış onun bunu duyunca yıkıldım, kalbim atmayı bıraktı, beynim uyuştu. O kadar çok içime işlemişti Ayşin, her gün onu görmenin hayalini kurarak yaşamıştım.
Köyden ki kadınlardan duyduğum kadarı ile sevdiği varmış, üniversiteden sevgili yapmış. Onun ile evlenicekmiş öyle diyorlardı.
Benim bir kez bile koklayamadığım saçlarını başkası koklayacaktı, benim tutmadığım eli başkası tutacaktı, benim öpemediğim dudakların sahibi başkası olacaktı. Ateşin ortasında kaldım, yandım sönmemin hiç mümkünatı yoktu.
Daha fazla kaldırmadım hızla ondan ayrıldım ne kadar çok sevsemde bu saatten sonra yasaktı o bana. Peşini bırakıcaktım, izin sürem dolmadan hemen görev yerime gittim. Zaten anamlar geldiğimi bilmiyordu bir hayalet gibi geldim ve gittim.
Unutmak mümkün değildi, ama onun hakkında hiçbir haber almak istemiyordum yasaktı. Belki evlenmiştir çocuğu bile olmuştur belki. Tam bir işkenceydi bunlar bana. Bütün görevlere katılmıştım, kendimi olabildiğince meşgul etmiştim. Arkadaşlarım bilirdi birisini sevdiğimi ama adını o günden sonra ağzıma dahi almamıştım.
Zordu onunsuz kaç yılı devirmiştim. 7 yıl koskoca yedi yıl, dile kolay bana zulüm olan yedi yıl.
Yenik düştüm aşkıma saat gecenin bilemem kaçı ben masanın başında, onu araştırmaya kalkışmıştım. Sadece bir tıklama, sadece küçük bir tıklama yapsam bütün bilgileri önümde. Ama cesaret edemiyordum, biliyordum ama görmekten daha çok korkuyordum. Ellerim ile yüzümü sertçe sıvazladım, arkama yaslanıp kafamı kaldırarak derince nefes verdim.
Tıkaldım yıkılacağımı bildiğim sayfaya, direk gözüme fotoğrafı çarptı. Uzunca baktım yedi yılı bir küçük bakışa sığdıramazdım ama uzunca bir süre gözlerinde takılı kaldım. Bakışlarımı zorluk ile çekip medeni durumuna baktım. Gözlerim yerinden fırlatacak o kelimeyi gördüm bekâr yazıyordu.
Orada takılı kaldım, evlenmemişti yani ne olmuştu. Hiç evlenmemişti sevgilisi ile ayrılmış mıydı acaba? Niye evlenmemişti.
Bunları boş verdim ellerimi semaya doğru açıp şükür ettim, bu benim için bir işaret olmalıydı. Bu sefer pes etmicektim ne olursa olsun onu sevdiğimi söyleyecektim. Ankara'daydı, klinik açmıştı kendine. Aferin güzelime mezun olup işinin başına geçmişti. Şaka gibiydi evlenmemişti, ben çocuğu olmasını bile beklemiştim. Binlerce kez şükür ettim.
Odadan çıkıp bizimkilerin yanına uçtum sırıtarak gittim, hatta kahkaha atarak koridoru geçtim. Bizimkilerin yanına gidip bağırdım .
" Evlenmemiş lan evlenmemiş! "
Hepsi bomboş surat ifadeleri ile yüzüme bakıyordu.
" Abi sonunda kafayı yedin vala, birgün bunun geleceğini bekliyordum. " dedi Eyüp
" Lan oğlum saçmalama! Hani demiştim ya sevdiğim var diye evlenecekti, ama evlenmemiş hiç besbekar şuan! "
" Hadi lan ordan! "
" Oha çok iyi çok iyi sonunda birinizden kurtulacağım. "
" Oğlum ben sana demiştim araştır diye. "
" Korkuyordum abicim göreceklerimden. "
" Şimdi iyi mi oldu daha erken kavuşabilirdin. "
" Neyse geç oldu ama güç olmuyacak, karışısına çıkacağım bu sefer. "
" Nasıl yapıcaksın? "
" Karşı komşusu olucaz! "
" Olucaz derken o çoğul ek ne? "
" Sizde olacaksınız beni tek bırakmazsınız. "
Konuşmadan yüzlerime baktılar öylece ama biliyordum ki kabul edecekler.
Etmişlerdi, şuan o evin alt katındaki pastanesindeydik. Sadece bir kız arkadaşı vardı, Ayşin yoktu neredeydi acaba bir an önce onu görmek istiyordum.
Dışardan sesler gelmeye başladı. Bozkurt kelimesini tek duydum bir kaşım havaya kalktı. Dışarı çıktığımızda muzlu bir pijama takımı ile bir kadın bir şeyler yapıyordu. Eyüb ile tartışmaya başladılar, ama benim gözüm güzelimdeydi.
Büyükmüştü, bütün vücut hatları oturmuştu. Üzerine giydiği spor takım o kurban olduğum bedenine yapışmıştı, çok seksi görünüyordu her zamanki gibi.
Ellerine çekirdek alıp oturdular, gülerek ah o gülüşü tam ısırmalık kocaman gamzeleri vardı. Ben onun ile ilgili hayallere dalmışken o sırada bizim oğlan da dayak yiyordu, Eyüb'ün yardım isteyen bağırışı ile el atmaya karar verdim adamın başını ısırıyordu kadın.
Kemal amca gelince her şey duruldu, bende direk değerli olanıma bütün odağımı verdim. Bir ara göz göze geldik gülerken kısılıyordu yeşilin en güzel tonu olan gözleri, benim ona baktığımı fark edince gözlerini kaçırdı hemen.
Ölüp bittiğim sesini de duyurdu bana ne dediğini anlamadım sadece sesi yeterdi. Olay çözüme kavuşunca sofraya oturduk, yanında oturdum iştah açıcı kokusunu içime çektim. İlk defa solumuştum çiçek kokusu geliyordu misler gibi. Tabağına sadece yeşillik ve zeytin almıştı, biliyordum vejeteryandı. Zayıflamıştı baya ben kendine getirirdim onu nede olsa görev dışında hep burada olacaktım.
NEHİR
Restoran da gün çok yorucuydu, bilinen bir yerdik kalabalık olurdu hep.
İlk Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünü bitirmiştim, sonra İşletme bölümünü bitirmiştim.
Hep kendi mekanımı açmak istemiştim, bu yüzden yolumu oluşturdum bu iki bölümü okuyarak tamamladım kendimi. Mutfakta çalışmaktan zevk alırdım, yemek yapmak kendimi çok iyi hissetmemi sağlar.
Çocukluktan beri severdim, bütün oyuncaklarım mutfak malzemesiydi. Abilerimi masada oturup boş olan oynucak fincanlarımdan zorla kahve içmelerini sağlardım. Babam her göreve gittiğinde küçük sefer tasımın içine annenin yaptığı börekleri koyardım, ben yaptım diye de ortadalıkta dönerdim. Şimdi işimi kurmuş masam da oturmuş şu lanet olası dosyalar ile ilgileniyordum maalesef.
Birkaç dosya birikmişti onlar ile ilgilenmem lazımdı. Rüya Hanım hiç anlamaz dosya işlerinden mecbur hepsine ben bakıyordum.
O tatlılar ve mutfak düzeninden sorumluydu bölüm bölüm ayırmıştık işlerimizi.
Gece geç saatlere kadar burda kalmıştım birkaç defa dosya kalsada uykum beni çağırıyordu. Çok severdik birbirimizi muhteşem aşktı tüm gün uyusam hiç uyanmam. Daha çok uykumu bekletmeden restorandan çıktım.
Yakışıklıma, Audi A6 çok seksiydi ya simsiyahdı gıcır gıcırdı. İçine binip direksiyonu okşadım, birazcık sevgi göstergesi sonra yola koyuldum.
Evin önüne güzelce park ettim. Yavaşça kapımı kapayıp eve doğru yürüdüm. Ama ne göreyim biri evin kapısını zorluyordu, yerimde dondum ne yapacağımı şaşırdım. Polisi aramam lazımdı ama ya onlar gelene kadar kaçarsa ne yapardım. Pastanenin önündeki uzun ince saksılardan birini aldım. Sakince, küçük adımlar ile adama yaklaşmaya çalıştım. Ay kendimi polisiye bir filmdeymişim gibi hissettim rica etsem biri arkadan Kurtlar Vadisi operasyon müziğini açabilir mi?
Tamam Nehir cıvıma hemen, konuya odaklan adamın biri evin kapısını zorluyor. ADAMIN BİRİ EVİN KAPISINI ZORLUYUR AMAN ALLAHIM. Adam sanırsam beni fark etti yavaşça bana doğru dönmesi ile saksıyı kafasına fırlattım ve avazım çıktığı kadar bağırdım.
" Yetişin komşular hırsız var, evimize göz dikmişler ay ay ay! Çisel koş kızım koş, beni götürecek! "
Yukarıdan paldır küldür ayak sesleri gelmeye başladı ek olarak Köpük'ün havlaması o da beni kurtarmaya geliyordu evlat gibi evlattı. Dinçer bağırarak iniyordu.
" Yetim Nehir yetim! Merak etme kimse seni başına alıp bela etmez! "
Her zaman ki Dinçer di işte anca bağırırdı. Şuan en arkada yavaşça yürüdüğüne eminim kızlara güveniyordu.
Ayşin "Dinçer!" diye bağırdı.
Rüya da savaşa gider gibi bağırıyordu.
" Nehir'in kılına zarar gelsin yıkarım burayı! "
Dilnur'un kedi miyavlaması gibi de sesi geliyordu arada bir
Çisel yine uyardı onları
" Kesin sesinizi!"
Sonunda kapı açıldı kızlardan önce karşıma six packleri olan üç tane yunan heykeli çıktı. Ağzım o şeklinde açıldı bir an rüya sandım. Ama üç yunan heykelinin üstünden karpuzlu parfüm şişesi uçarak bana doğru geliyordu.
Ah Rüya ah en sevdiğim koku oydu bunun öcünü senden çok pis alacağım bekle ve gör.
Sonra gözlerim kafasına saksıyı fırlattığım adama çarptı. Eli alnında öylece bana bakıyordu, sonra yüzünü taradım ve en son gördüğüm şey adamın hilal şeklindeki bıyıkları oldu. Karpuzlu parfüm şişesi süzüle süzüle üstüme geldi, alnımın ortasına çarptı ve benim dünya karardı.