Bütün gün sıcağın andında çalışmaktan anamız ağlamıştı ama bu benim umrumda bile değildi. Kaldığımız kamp alanına geri dönünce alelacele duş alıp, yemekhaneye gittim. Murat çoktan ikimize bir yer kapmıştı ve son zamanlarda dikkat ettiğim şey, artık ikimizin masasına başka işçilerin oturmadığıydı. Aldığımız karavanalarımızı yemeğe başladığımızda gözlerim yine etrafı tarıyordu. Sözde bazı işçiler bizi göz hapsine almışlardı ama aslında öküzün trene baktığı gibi bakıyorlardı bize. Masada ekmeğimiz bitince Murat, yeni ekmek almak için boşalan plastik kutuyla ekmek tezgâhına gitti ve bende o gelene kadar, sandalyemde geriye dayanıp beklemeye başladım. Orta masalardan birinin kalkarken, elinin cebine gittiğini gördüm ve Murat’a doğru yönünü değiştirdiğini fark ettim. Tam soldaki masadanda bir

