Gülay Yabancı bir evde olmaktan daha kötü bir şey varsa; etrafında sana düşmanmış gibi bakan yabancı insanların bulunmasıymış. Beterin beteri vardır derler ya, bunu Beyzade konağında bizzat yaşayarak tecrübe ediyordum. Akşam yemeğine aç olmasam da Vedat’ın emrivakisiyle inmek zorunda kalmıştım. Yıllar önce abimin düğününde Beyzade ailesini bir arada görebilmiştim. Bugün ise bir masanın etrafında güya nikahı tebrik etmek için toplanmışlardı. “Kardeşlerimi tanıyorsun değil mi?” diye sorunca başımı salladım. “Evet,” dedim. “Ama isimlerini hatırlamıyorum.” Vedat kısaca “Evimizin en küçüğü Sevda, en büyük kızı Hazal,” dedi. Birden sesi bulanıklaşmıştı. Sanki başka büyük kız varmış gibi. Üç kız kardeş olduklarını hatırlıyordum. Ortanca olan Meral’di. Vedat bunu unutup en büyük kız diy

