Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.
Kapıyı yavaşça açtım.
Bahçeye adım attığım anda akşamın serinliği yüzüme çarptı.
Gözlerim hemen arabayı aradı.
Baran hâlâ oradaydı.
Direksiyonun başında oturuyordu.
Başını öne eğmişti.
Sanki dünya omuzlarına yük olmuş gibiydi.
Bir adım attım.
Sonra bir adım daha.
Ayaklarım titriyordu.
“Baran…”
Sesim fısıltı gibiydi.
Baran başını kaldırdı.
Gözleri bana değdiği anda yüzü değişti.
Gözleri doldu.
Bir saniye…
Sadece bir saniye baktı bana.
Sonra gözlerinden yaş süzüldü.
Dayanamadım.
Koşarak ona sarıldım.
Kollarımı boynuna doladım.
Aylarca tuttuğum özlem bir anda içimden taştı.
Ama Baran…
hiç karşılık vermedi.
Kolları yanlarında duruyordu.
Sadece gözyaşları sessizce akıyordu.
Kalbim kırıldı.
Başımı kaldırıp yüzüne baktım.
“Baran…” dedim titreyerek.
“Vazgeçtim deme bana.”
Sesim neredeyse kırılıyordu.
Baran gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça konuştu.
Sesi boğuktu.
“Benim senden vazgeçtim gün… Urfa ölümü görsün.”
Sözleri şiveyle ağır ağır döküldü.
Kalbim sıkıştı.
Başımı iki yana salladım.
“Yalan,” dedim.
“Yalan söylüyorsun.”
Baran gözlerimin içine baktı.
Sonra yavaşça konuştu.
“Bir gün kavuşacaz,” dedi.
“Bugün olur… yarın olur…”
Sesi titriyordu.
“Ben seni… nefesim yettiği kadar beklicem.”
Gözyaşlarım durmadan akıyordu.
Başımı salladım.
“Ben de…” dedim.
“Seni sevmekten bir an bile vazgeçmicem.”
Baran bir an sustu.
Sonra elini kaldırdı.
Saçlarımı yana aldı.
Parmakları titriyordu.
Alnıma doğru eğildi.
Ve beni sertçe öptü.
O an kalbim parçalandı.
Baran başını geri çekti.
Gözlerimin içine baktı.
“Zelal…” dedi.
Sesi kırılmıştı.
“Seni sevmekten vazgeçmicem.”
Bir an durdu.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Ama sakın ha…” dedi şiveyle.
“Bir gün beni göremesen…”
“‘Baran vazgeçti’ ha sanma.”
Gözlerinden bir damla daha düştü.
“Bu deli adam senden vazgeçer mi kızım?”
Ağlarken gülümsedim.
“Baranım…” dedim.
“Niye öyle diyosun?”
Elini tuttum.
“Biz kavuşcaz ha.”
Gözlerim parlıyordu.
“Böyle boy boy çocuklarımız olacak.”
Baran bir an bana baktı
"senin gibi ceylan gözlü olacak demi zelalım".
Sonra hafifçe güldü.
Ama o gülüşün içinde koca bir acı vardı.
Yavaşça geri çekildi.
“Allah’a emanet ol,” dedi.
Elini kaldırıp bana el salladı.
Ben de ona baktım.
Sanki o an bitmesin istiyordum.
Sonra arkamı döndüm.
Kapıya doğru yürüdüm.
Her adımda kalbim biraz daha ağırlaşıyordu.
Kapıyı açtım.
İçeri girdim.
Ama içimde bir his vardı.
Sanki o beş dakika…
bir ömür gibiydi.