İçimde gönül yarası, zaten derdim çoktu birde yaktı sevdası...

1913 Words
AFRA DURMAZ Yozgatlıyım, ama anne, baba memur olunca neredeyse Türkiye de her yere gittim diyebilirim. Annem Nevin ve Babam Emrah aynı kurumda görev yaparken tanışmışlar. Lise 3. Sınıftayken meslek kursları vardı. Her meslekten insanlar tanıtım yapıyorlardı. Mesleğinin inceliklerini anlatıyorlar. Bende orada polisliğin inceliğini öğrendim ve polis olmaya karar verdim. Daha sonra bütün öğretmenlerime danıştım, araştırdım. Beden eğitimi öğretmeni yardımcı olacağını söyledi. Üniversite sınavının yanında mülakat ve parkura gireceğimi söyledi. Sınavda ki parkurlara yakın parkurlar düzenleyip çalışıyorduk. İlk sene çok zorlanmıştım, pek atletik bir vucüdum yoktu. Ama 1 seneden sonra alıştım, çalışmayı hiç bırakmadım. Sonra lise bittiğinde sınavlara girdim. İlk sene kazanamadım ama asla vazgeçmedim. Kondüsyonumu artırdım, o kadar çok inat ettim ki parkuru dereceyle bitirdim. Sonunda kazanmıştım, Kastamonu PMYO, 2 senelik bir eğitim alacağım okuldu. Daha önce hiç bu şehire gelmemiştim, benim için de farklılık oldu. Lisedeyken pek arkadaşım olmamıştı, zaten tainci olduğumuz için düzenli arkadaşım olmazdı. Pasif bir öğrenciydim, kimseye bağlanamazdım. En yakın arkadaşım annemdi. Babamla da hiç bir zaman klasik baba kız ilişkimiz olmamıştır. Ama babam çok kıskançtır. Annemi ve beni çok kıskanır hep çok sevdiğinden olduğunu söyler. Çünki babamın tek ailesi biziz. Büyük dedem ben doğmadan önce ölmüş, babaannem de ben 4 yaşındayken ölmüş. Hayal meyal hatırlıyorum, çok disiplinli sözü dinlenen bir kadındı. Anneannem hâlâ yaşıyor, dedem ise ben doğduktan sonra ölmüş. Dedem sarışın artistleri aratacak yakışıklı bir adammış. Anneannem beyaz tenli siyah saçlı bir kadınmış gençliğinde hala teni bembeyaz. Annemin bir kız bir erkek kardeşi var. Teyzem ah deli teyzem hiç bir zaman ona teyze demedim. Zaten diyecek olsam bile adını heceleyerek söylerdi. 'Benim adım Sevim canım Se-vim.' Her zaman kendini benimle kıyaslardı, hatta küçükken annemi daha çok kim seviyor, kavgası yapardık. Aramızda 10 yaş fark olmasına rağmen, babası ölünce anneme daha çok bağlanmış. Sevim İngilizce Öğretmeni. Ben polislik sınavlara hazırlanırken evlendi. Ama benim aklımda onun çocuğuna yapacak çok güzel senaryolar var. Dayım ise teyzemin aksine içine gömülmüş. Serkan dayım sarışın, yeşil gözlü, uzun boylu yağız delikanlı. Aramızda ki 7 yaş farkını her zaman kullanmışımdır, yalan yok. Hoşlanmadığım bir kız görünce yanına gidip eli tutar, sevgilisi gibi yanağına öpücük bırakırdım. Ama onunda babamın kıskançlığıyla yarışır, bir kıskançlığı vardı. Ben konuşurken erkek ismi verdiğim de bile yan yan bakardı bana. Anneannem ben lisedeyken devamlı dayıma evlen diyip ona uygun kızı bulmaya çalışıyordu. Serkan dayım da her seferinde kabul etmiyordu. Bir sevdiğimi var diye düşünüyorlardı, ama şüpheli hiç bir hareketini görmemiştik. Elektrik Mühendisi olarak bir firma da çalışıyor pratik zekası yüksek olan bir adam. Polislik eğitimi alırken arkadaş algım değişmişti. Ben erkek çoğunluğu olan bir okul olur diye düşünmüştüm ama tam aksine kadınlar biraz daha çoğunluktaydı. Üçlü kız grubumuz vardı, ben, Esen ve Pınar. Tek isteğim okul bitince aynı yere atanmak, umarım olur. Okuldayken, dersimize pöh timinden birisi katıldı. Gamze Dumrul, keskin nişancı olarak görev yapıyormuş. O anda rol modelimi belirledim. 1 hafta boyunca peşinden ayrılmadım. Durmadan soru sorup nasıl özel harekat olacağımı öğrenmeye çalışıyorum. Bir sınava daha girmem gerektiğini söyledi ama el becerilerimi farkına varmam gerekiyormuş. Serkan dayım okula beni ziyarete geldiğinde yüzünde anlamsız bir gülümseme vardı, anlatmıyacağını biliyordum ama asla ağzından laf alamadım. Galiba bizim birbirimize yaptığımız sevgililik oyunları son buluyor, dayım aşık olmuş. Aşk, sevda için benim kendime verdiğim bir söz var ne zaman başımı yastığa koyduğumda evet ben şuan olmak istediğim yerdeyim, dersem o zaman gönlümün kapısını açabilirim... Timde kimler olur kim ne iş yapar hepsini biliyordum. Ama kendimi henüz o anlamda keşfetmemiştim. Kendimi anlayabilmek için önceliğim denemekti. L demeden leblebi tarihini önüne saran Çorum'a gidip leblebi getiren kız Pınar'dı, istihbaratçı olarak çalışmak istiyordu. Esen ise yapay zeka, bilgi işlem konularında kendini çok geliştirdi. İkisinin de okuldayken bile lakapları vardı. Pınar, Derin Akıl Esen, Siber Dedektif... Komiser yardımcısı olarak 22 yaşımda Ankara'ya atandım, Asayiş şube de görevliyim. Çalışırken becerilerimi keşfedeceğime inanıyorum. Ne şanslıyım ki kızlar da Ankara'ya atandılar. Aynı yerde çalışmıyoruz, ama aynı evde yaşamaya karar verdik. Bende belki bu süreçte kendimi keşfederim ya da kızlar beni keşfeder diye bekliyorum. Çalıştığım birimde komiser Miran, var. Onunla iyi anlaşıyoruz. Sorduğum her soruyu hiç cevapsız bırakmaz. Sakin mizaçlı ama kararlı birisi. Yetenek konusunda yardım istedim, beni hergün başka birime gönderip o birimde ki kişileri incelememi söyledi. Dayım peşime Ankara'ya da geldi. Beni yalnız bırakmak istemiyormuş. Ama bu halleri hiç normal değil. Dayanamayıp Pınar'a araştırmasını rica ettim. Ertesi akşam geldiğinde yüzü gülüyordu. Pınar: Tahmin edilen oldu, sevgilisi varmış. Hemde polis, muhtemelen okula geldiğinde tanıştılar. Burada görev yapıyormuş. Ama belli ki o nereye giderse Serkan da peşinden gidecek. "İyi bari, sevindim en azından. Artık adını koysun anneannem de rahat eder. Şimdi arayıp huylandırmam şart oldu." diyip telefona sarıldım ve dayımı aradım; "Efendim dayıcım." "Polis sevgili yapmışsın, ne zaman tanışıyoruz?" "Sosyal hayatta zaten tanışıyorsunuz, nişanlım olarak da haftaya tanışırsın. Sonunda ikna ettim, haftaya isteme söz bir arada." "Çok sevindim dayı, istemeden önce mutlaka tanışmak istiyorum ama insanların içinde şok olmak istemiyorum." "Tamam bekle bir sorayım." Yaklaşık 10 dakika telefonda bekledim, sonra; "Çay yapın tatlı alıp geliyoruz, yüz yüze tanışmak istiyormuş." Hemen telefonu kapattım, hatta yüzüne kapatmış olabilirim. Kalkıp evi toparladık, temizliğimizi kontrol ettik. Biricik yengem geliyor, kolay değil. Kapı çaldığında sanki isteme evi biz gibi 3 kız kapıya dizildik, karşımıza gelecek kişiyi bekliyoruz. Hayran olduğum, rol modelim dediğim o kadın Gamze hanım, dayımla el ele biz kapıda kaldık öylece. Sessizliği Gamze bozdu; Gamze: Kızlar, biz içeri geçelim siz şaşırmanız bitince gelirsiniz. Esen: Kusura bakmayın Gamze hanım, buyrun lütfen. Esen kendine gelmişti, ama Pınar kendine kızgındı. Nasıl sevgilisinin polis olduğunu bilmiş, ama Gamze olduğunu bilememişti. Biraz da Pınar belki rekabet edebileceğim birisi diye düşünmüştü galiba. Ama Gamze gerçekten çok güzel, alımlı, sakin mizaçlı bir kadındı. Serkan dayım şuan 29 yaşında Gamze ise 26 yaşında. Oturunca normal havada bir sohbet başlamıştı. Dayımla Gamze okuduğum okulda tanışmışlar. Meğersem Gamze de bizim okuldan mezunmuş, zaten derse gelmesinin sebebi de oymuş. Biz birinci sınıfı okurken okula ziyarete gelmiş, dayımda beni ziyarete geliyordu. Türk filmlerinde ki gibi klasik çarpışarak tanışmışlar. Tanışmaya hayran olmadım değil, ama öncelik mesleğim diye kendimi geri getirdim. Sohbet sırasında Pınar kendini belli ettiği için Gamze konuya açıklık getirmek istedi, önce dayıma benim odama gitmesini ve çağırana kadar çıkmamasını söyledi; "Pınarcım, kendinden şüphe etmeni istemiyorum. Sen çok iyi bir ajansın, ama benim timimde senden iyisi var. İlişkim konusunda ben ondan destek aldım. Ama yine de bak onu bile aşıp polis olduğumu öğrenebilmişsin. Lütfen kendine yüklenme. Aşk konusuna gelince de kusura bakma, ama benim ki heves veya hayranlık değil. Serkan'ı 2 yıldır tanıyorum, hislerimden veya hislerinden emin olmasam söz raddesine getirmezdim işleri. Eminim ki sen ilerde çok güzel bir aşk yaşayacaksın, lütfen üzme beni." "Gamze hanım asla amacım aşk değil, evet Serkan'a hayrandım, sizde kanaat getirirsiniz ki hayran olunası bir tipi var, ama asıl mesele işimdi. Bu konuda da açıklama yaptığınız için teşekkür ederim. Benim Serkan abi den hiç bir beklentim yoktu, bu saatten sonra da olamaz." Afra: Gamze hanım, teşekkür ederim. Bizimle bu kadar ilgilendiğiniz ve güzel bir şekilde anlattığınız için. Gamze: Kızlar bana yenge veya abla diyebilirsiniz lütfen, ben tek çocuktum ama şimdi Serkan sayesinde bir sürü kardeşim olacak. Özel hayatımızda samimi olabiliriz. Şimdi Serkan'ı çağırıyorum. İçeriye seslendi, ama ses çıkmadı. Gidip bakmak istedi. Biz 3 kız kalmıştık, ben sessizliği bozdum; "Buldum! Ben Gamze olacağım." İki arkadaşım da ne kastettiğimi anlamıştı. Gamze ve Serkan dayım içeriye geldiler. "Yenge, ben sen olmak istiyorum. Ben keskin nişancı olmak istiyorum, lütfen bana yardım et." Dediğimde dayımla ikisi de birbirinin gözlerinin içine bakarak güldüler. "Tamam olur, benim şuan belirli bir görevim yok. 2 hafta kadar şehirdeyim, Serkan isteme, söz falan dedi ama senin geleceğin daha önemli hemen yarın çalışmaya başlarız." "Hayır, ben sizin mutluluğunuza engel olmak istemem. Sen yine isteme, söz hazırlıklarını yap. Zaten annemle Sevim'i ararız, onlar herşeyi yaparlar. Sen ne istediğini söylersin sadece. Bizde çalışırız nasıl fikir?" "Ha ha güzel fikir aslında. Tamam hadi arayalım. Onlar hazırlıklara bizde çalışmalara başlayalım. Önce atış poligonlarında başlarız, sonra alana çıkarız." O kadar mutluydum ki. Sonunda ne olacağıma karar vermiştim. Hemen annemleri aradık. Onlarda toparlanıp buraya geldiler. Dayımın kendine tuttuğu eve yerleştiler. Zaten Gamze'nin ailesi de Ankara'da yaşıyormuş. Gamze'yi arayıp sadece renk stil soruyorlardı. Hayallerini anlatmasını istiyorlardı gerisini iki kadın el ele verip hallediyordu. Devamlı poligonda çalışıyoruz, ama Gamze hiç bir atışımı beğenmiyor. Devamlı bana 'Tek Atış' diye uyarıyor. Bu arada lakabımı da kendisi koymuş oldu. Her atışımdan sonra hatamı ve nasıl yapılacağını anlatıyor. 1 hafta içeride bir hafta dışarı da çalıştık. Artık atışlarım daha iyiydi. Ama geliştirmek için asla bırakmıyordum. Artık isteme ve ardından söz var. Çalışmaya dün ara verdik. İsteme Gamze'nin evinde söz için ise güzel bir mekan ayarlamışlardı, sadece ailelerin ve en yakın arkadaşların olacağı bir yer. Gamze isteme de çok şık bir lacivert elbise giyinmişti. Tenine de çok yakışmıştı. Babam, istedi Gamze'yi ailesi de sevdiği için birşey demedi zaten. Annesi gözleri doluydu. İsteme sonunda dayanamayıp ağladık hep beraber. Ertesi gün sözün yapılacağı yere geldiğimiz de Gamze, söz tepsisini benim taşımamı istedi. Yine gözlerimiz dolu doluyduk. Ama artık mutluluktan bile olsa ağlamamalıydık.Gamze sözde ekru rengi bir elbise giymişti. Timden gelen misafirlerini beraber karşıladığımızda beni tanıtması çok hoşuma gitmişti. Gelecekte, Rüzgarın Kızı'nı ona emanet edeceğim dedi. Bu hem onun lakabı hemde silahının adıymış. Beni kendi gibi görmesi hatta onun kadar yetenekli olacağımı düşünmedi beni daha da gururlandırmıştı. Bu arada söz gününde bir kalbim olduğunu anladım, ama hala yeterli değilim. Lakabıma yakışır şekilde bir tek atış yapıp işe yarayana kadar olmaz. Kafamdan düşüncelerimi silip sözün keyfini çıkardım. Sözden sonra Gamze'nin timinin görevi çıktı. Bende bu sırada durmadan atışlarımı çalışıyordum. Her timde zaten bir keskin nişancı olurmuş, yeni bir tim kurulmasını bekliyordum. Ama bu zor bir durum olduğunu söyledi, Miran ben de şubenin keskin nişancısı olmuştum. Şehir içinde fazla olay olmuyordu ama artık bir vasfım vardı. MİRAN KELEŞ Miran, kalabalık kürt bir ailede büyüdüm. 6 kardeşiz, 4 erkek 2 kız. Bizim aksimize babamın küçük kardeşinin hiç çocuğu olmadı. Eşiyle büyük bir sevdayla evlendiler. Amcam polisdi, yengem hiç bir zaman mesleğine bir söz söylemedi aksine gurur duyduğunu söylüyordu. Ama ben küçükken bile biliyordum, vatana sevdalıysan evlenmek her zaman zor olmuştur. Çünki arkanda gözü yaşlı ne kadar az insan bırakırsan o kadar iyi diye düşünürsün. Amcama hayrandım ve onun gibi polis olmak için çok çalıştım. Liseden 2 sene sonra nihayet okulu kazandım. Aileme söylemedim, okulu ilk kazandığım gün amcama söyleyecektim. Eve gittiğimde kimse yoktu, aradım cevap veren olmadı. Bende akşama kadar bekledim ama içimde anlamsız bir sıkıntı var. Polislik okulunu kazandığım gün amcam şehit oldu. Hemde eşiyle birlikte aynı arabada patlayarak öldüler. İntikam duygusu almadım içime çünki, be ne ilk şehit ne de son olacaktı maalesef. Ama elbet bir gün bunu yapanları bulup, cezalarını almalarını sağlayacaktım. Okulu da dereceyle bitirip atandım. Olayı detaylıca araştırdım. Faillerini 1 sene sonra bulup adalete teslim ettim. Artık gönül rahatlığıyla 3 senenin sonunda şehitliğe gidip amcamın mezarında ağlayabilirim. Lakabımı Efendi, diye koymuştu başkomiserim. Özellikle amcamın olayında sergilediğim davranışlarından ötürü. Bu zamana kadar gönlüm sevdaya hiç düşmemişti. Hayatta bir amacım vardı. 4 senedir kendi halimde çalışıyordum. Ama Afra'yı görünce herşey değişti. Beyaz teni kömür karası gözleri bal rengi saçlarıyla beni benden aldı. Şarkı da diyor ya; "İçimde gönül yarası, zaten derdim çoktu birde yaktı sevdası. Gözleri kömür karası..." Afra yeteneğini keşfetmek istiyormuş. Bende yardımcı oldum, her gün bir şubeye gönderiyorum. Gözümün önünde tutmaya çalışıyorum. Uzaklaşmasını istemiyorum, arkadaşları da burda ama bırakmaya dünden razı gibi. Ben sevdalıyım ama, ya gönlünde başkası varsa? Bunu nasıl öğreneceğim? Ama sonra 'ben özel harekat timinde keskin nişancı olacağım' dedi. Bende yalan söylemek zorunda kaldım. Galiba gönlünde ki tek sevda işi diye düşündüm. Timde kendine zor iş bulacağını belli süre şehirde çalışması gerektiğini söyledim. Aslında kim onu tanısa onunla çalışmak için can atar. Belki o sürede benim de gönlümün yayı gevşediği gibi ağzımın da ayarı açılır da aşkımı itiraf edebilirim diye düşündüm kim bilir...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD