~Yuva Yıkan~

602 Words
"Sosyetenin en güçlü kadınlarından olan Saniye Altınsoy, siyah jetinden inerken ona yardım etmek için hizmetkârları adeta birbirini eziyordu. Onun ise bir an önce görmek istediği tek bir kadın vardı. Ona yardım edebilecek yeryüzündeki tek kadın, Ekin Öztürk!" "Kes artık!" diye bağırdım. Bugün defalarca, kes, demiştim. Gergin olduğum zamanlarda gevezelik yapıp beni kızdırırdı. "Kaancığım! Zırvalaman bittiyse iş yapalım biraz. Bu davaya iyi odaklanmamız lazım!" 'Her evli çift eninde sonunda boşanır, biz sadece gerçekleri gösteririz!' sloganıyla bu hizmeti iki yıldır sunuyorduk. Ben ve yardımcım, Kaan... Kaan, koltuğa kendini bırakıp bir tur döndükten sonra sırıtarak parlak fikrini kustu. "En kolay iş. Adam zengin çocuğu. Takılırız peşine paparazi gibi. Kesin aldatıyordur bu herif. Yakaladık mı tak boşanırlar... Saniye de o gelinden oğlunu kurtarmış olur!" Sonra kafasını kaşıdı, ben gözlerimi devirdim, o ise devam etti. "Zaten bu gelin, nasıl dayanmış bu Saniye'ye aklım almıyor! Allah seni böyle kaynanadan korusun!" Gözlerimi tavana diktim. Nefes alıp verdim, "Seni aptal çocuk! Saniye gibi bir kadın bizden yardım isteyecek kadar düşmüşse zaten her yolu denemiştir." Kaan; "Ha!" Kalkıp camı açtı. Elinde telefon, uzun uzun mesajlaştı. "Gerçekten mi? Flörtün sırası mı?" diye bağırdım. "Aşk daha önemli patron!" diye sırıtarak yazmaya devam etti. Sırtımı deri koltuğa dayadım. başımı arkaya bıraktım. Gözlerimi kapatıp ne yapacağımı, bu çifti nasıl ayıracağımı düşündüm. Yani ayırmak derken öyle pis oyunlar oynamıyorduk, Eşlerin birbirlerinden sakladıkları sırları ortaya çıkarıyorduk ve sonunda boşanıyorlardı. "Aaaaa! Biri geliyor!" diye bağırdı Kaan. Ayaklarımı hızla masadan indirip kalkmak üzereyken koltuk arkaya doğru eğildi ve ben sırt üstü yere çakıldım, koltukla beraber. "Patron, Ekin... Dur kaldıracağım seni!" diye bağırarak yanıma koştu Kaan. Sonra kahkaha atarak ağır masayı çekmeye çalıştı. "Gülme, müşteri bizi bu halde görmesin kaldır hemen, hadi! Gülmesene!" Masayı çekemiyordu. Ve sonunda korktuğum oldu. Başım yerde kapıda beliren silueti gördüm. Utancımdan gözlerimi kapattım. Gözlerim kapalı, sesler duyuyordum sadece. "Masa ağır, evet, sıkıştı!" "Yardım edeyim!" dedi bir erkek sesi. Masayı çekti sonra ikisi koltukla birlikte kaldırdılar beni. Gözlerimi hafiften araladığımda güçlü kollarından biri koltuğun arkasını tutuyor diğeri beni... Dibindeydi... Gülümsüyordu... Gamzeleri vardı... Midem bir hoş olmuştu. Bir koku... Lavanta kokusu burnuma doluştu. Koltuğu doğrultunca dönüp baktı bana... İki gamzesini de yakından gördüm. Gözleri ışığın vuruşuyla rengi açılmıştı. Saçları düz ve alnına birkaç tutam düşüvermişti. Sakallarını yeni kesmiş olmalı. Kaan gülmesini tutmaya çalışarak; "İyi misiniz?" diye sordu. "İ-" İyiyim, diyemeden kendini yere atıp tuhaf sesler çıkararak gülen Kaan'a baktık ikimizde... Allah seni kahretsin Kaan! diye içimden sövdüm. Adam, bana baktı. Gülümsemeye çalıştım ben de... "Hoşgeldiniz!" diye silkelenip kalktım. "Hoşbulduk, İyi misiniz?" "İyiyim, teşekkür ederim. Oluyor böyle kazalar. Buyurun oturun. Kaan, Kaan Bey bize kahve getirin. Nasıl içersiniz?" "Sade!" "Duydun mu Kaan?" dedim dişlerimi sıkarak. Adam oturdu ben de karşısına. "Ben Aslanbey Şahin! Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından geliyorum. Kurulan özel bir ekip, başlarında ben varım, kadına, çocuğa yardım etmek ve en sonunda yuvayı kurtarmak için bir araya geldi." diyerek ciddileşti. O sırada Kaan, yüzü gülmekten kıpkırmızı olmuş halde utanmadan kıkırdayarak gelip kahveleri koydu. Asabım bozulmuştu. "Sizden istediğimiz iş birliği, gelen vakaları bizimle paylaşın birlikte bir çözüm bulalım ama yuvayı yıkmak için değil kurtarmak için..." Tek kaşımı kaldırdım bu yakışıklı adama kızmak zor olacaktı ama burada işim söz konusuydu. "Beyefendi, ben insanları kötü evliliklerinden kurtarıyorum. Sizin söylediğiniz benim iş hizmetime tamamıyla zıt bir amaç... Bir saygıylığım var! Eğer insanlara evli kalmalarını empoze ettiğim duyulursa müşterilerimi kaybederim, itibarım gider. En önemlisi inandığım değerlere ihanet etmiş olurum." Kahveyi sertçe yere bıraktı. Kolunda şık bir saat vardı. "İnandığımız değerler yuva yıkmak mı! Bakın buraya sizi güzel güzel ikna etmeye gelmiştim ama maalesef karşımda mantığını kenara atmış, aile kurumunu önemsemeyen, ahlaki değerlerden bihaber biri var. Ya bizimle çalışırsınız ya da kurumumuzun amaçlarına zıt gitmekten ve aile kurumunu zedelemekten hakkınızda soruşturma başlatılır!" ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD