LALİSA
Kumru teyze ye kağıtta odamı gösterirmisin yazmıştım. Kumru teyze gülümseyerek beni üçüncü kattaki odama götürürken bir taraftanda konuşuyordu.
"onların böyle davrandığına bakma hepsi iyi çoçuklar sadece gayeden çok çektiler özelliklede okan senide onun gibi sanıyorlar ama zamanla olmadığını anlayacaklar" dedi başımla onaylarken odama gelmiştim güzel bir odaydı.
" bu günlük bu odada yat yarın yeni eşyalar gelecek kendi zevkine göre döşersin" dedi ona başımı sallayınca gülümseyerek devam etti konuşmasına
" sen şimdi biraz dinlen ben yemek saatinde sana haber ederim kızım" dedi benden cevap bekler gibiydi ama ne başımı sallayabiliyordum ne de kağıt kalem çıkarıp bir şeyler yazabiliyordum bana kızım demiştim on altı senedir annemin bana bir kere bile demediği o kelimeyi kumru teyze demişti daha bir günlük tanıdığım kadın benim gözlerim dolunca beni üzdüğünü sanıp tek kelime etmeden odadan çıktı. O üzüldüğümü sansa da üzülmemiş mutlu olmuştum o kelimenin güzelliği gözlerimi doldurmuştu. Daha fazla bu konu üzerinde düşünmeyip odamı incelemeye başladım duvarları acık mavi tonlarda yatak pencerenin sağ tarafına konumlandırılmıştı nevresimine kadar siyahtı hoşuma gitmişti yatağın sol tarafında kitaplık vardı ama boştu ben onu bir aya kalmaz doldurur başka bir kitaplıkta getirirdim. Odada iki kapı daha vardı birini açtığımda banyoya çıkıyordu kapıyı kapatıp diğer kapıyı açtığımda geniş bir giyinme odası karşıladı beni gülümseyerek içeri girdim oda eski evimde ki odamın neredeyse iki katı kadardı sağ taraf full dolapla kaplıyken sol tarafta büyük bir boy aynası yanında da şirin bir makyaj masası vardı hepsinin içini açıp baktığımda renk renk tşörtler renk renk elbise kazak pantolonlar topukludan tut babete kadar çeşit çeşit ayakkabılar vardı. Odadan yeşil renginde pantolon tşört gecelik giyinip yatağa girdim üzerimdeki yorgunluk yatağa yatar yatmaz kendini belli etmiş gözlerim kapanmıştı...
kendimi eski evimdeki odamda buldum yataktan kalktığım an odamın kapısı açılınca bakışlarım kapıyı buldu içeri ilk beş yaşındaki ben girdi girmek değil fırlatıldı desem yeriydi ardından babam beş yaşındaki ben yerde hüngür hüngür ağlayıp kekelerken babam olacak adam elinde kemerle kızgın suratıyla küçük lalisa ya bakıyordu.
"baba benim suçum yok abim yalan söylüyor senin paranı o çaldı" diyen küçük benle o günü hatırladım abim arkadaşlarıyla buluşmak için babamın cebinden para çalmıştı babam öğrenince de lalisa çaldı engel olmaya çalıştım ama yine de çaldı" demişti ben ne kadar inkar etsem de babam tabiî ki biricik oğluna inanmıştı.
"sus yalancı birde iftira atma oğluma " diyen babamla küçük ben gibi bende ağlamaya başladım.
"baba yemin ederim ben çalmadım" dedim küçük benle aynı anda babam ben konuştukça daha fazla sinirlenmiş olacak ki adeta kükreyerek bağırdı.
"sus lan " dedi ve elinde ki kemerle sırtıma vurmaya başladı küçük ben acı ile çığlık atarken ben titriyordum babam ise hem vuruyor hemde bağırıyordu.
"bundan sonra bir daha cebimden bir para alda göreyim seni bir dahakine öldürürüm seni" diyor kemeri arka arkaya sırtıma vuruyordu. Gözümden bir damla yaş düşerken küçük benle yine aynı anda konuşmaya başladık. "baba yalvarırım vurma ben çalmadım ben çalmadım"
EMİR KOZCUOĞLU
Kızın yazdığını okumamızla birbirimize baktık hepimiz şaşkındık okandan çıkan
"konuşamıyor mu" sorusuyla babam adeta kükredi.
"konuşamıyor tabi ki geçirdiği bir kaza yüzünden konuşamıyor ben sizi böylemi yetiştirdim böyle mi siz ne zaman bu kadar ön yargılı vicdansız oldunuz siz ne zaman bu kadar kötü oldunuz çocuklar" dedi hepimiz babamın sözleriyle başlarımızı yere eğdik o kız bizi böyle yapmıştı o kız yüzünden hepimiz bu kadar ön yargılı olmuştuk.
"o kızdan özür dileyeceksiniz " diyen babamla kaşlarımı çattım ben kimseden özür dilemedim dilemezdim de hele o kızdan asla başımı kaldırıp tam babama cevap verecektim ki talha benden önce davranarak konuşmaya başladı.
"ben o kızdan özür dilemem" dedi okan da aynı şekilde başını salladı demek ki hepimiz aynı düşüncedeydik.
" Tamam kız konuşamıyor olabilir ama bu ondan özür dilememizi gerektirmiyor" diyen demir abimle babam ya sabır çekti o anda salona giren annemde aynı babam gibi kaşları çatık bize bakıyordu.Babam annemi görünce
"Lalisa nerede" diye sordu neredeyse nerede çok mu önemliydi o annem bizde ki bakışlarını babama çevirip tekli koltuğa oturdu ve yanıtladı onu
"Odasında yemek saatine kadar dinlenmesini söyledim kız yeterince yorgun dinlenmek iyi gelecektir" dedi babam onu başıyla onayladı. Ben onlara göz devirip odama cıkarken diğerleri de kendi kendilerine oyalanacak şeyler buluyordu...
Neredeyse iki saat geçmiş yemek saati gelince odamdan çıkıp yemek salonuna indim ben ve o kız hariç herkes yemek masasındaydı tam yerime oturuyordum ki annemin konuşmasıyla bakışlarımı ona cevirdim.
"Oğlum kardeşin inmedi yemeğe çağır da gelsin" diyen annemle masaya tekrar baktım bütün kardeşlerim masada yerlerindeydi.
"anne hepsi burada ya" dedim tekrardan anneme bakarak annem aldığı cevapla göz devirip yanıtladı beni
"Oğlum kız kardeşin lalisadan bahsediyorum" dedi ona kaşlarımı çatıp
"o kız benim kardeşim değil anne" dedim babam benden duydukları hoşuna gitmemiş olacak ki elinde ki çatalı sesli bir şekilde masaya bırakınca oflayarak yemek salonundan çıktım. Kaşlarım çatık bir şekilde kızın odasına giderken söylenmeyi de ihmal etmiyordum.
"birde hizmetçisi olduk prensesin " diyerek onun odasının önüne geldiğimde içerden tuhaf sesler geliyordu inlemeye benziyordu kaşlarımı çatıp bir anda odaya girdiğimde lalisa yatağında yatıyor ama tir tir titriyordu hızlı adımlarla yanına ilerleyip yatağın kenarına oturdum lalisa uyuyordu ama su gibi terlemiş bir şekilde tir tir titriyordu.
"lalisa kendine gel rüya görüyorsun" diyerek ona dokunsam da uyanmıyordu daha çok dürtsemde hala aynı şekilde titreyip duruyordu korkmaya başlamıştım
"lalisa lalisa kendine gel kendine gel güzelim " diye bağırdım korkuyla annemgil benim sesimle hepsi odaya girip yatağın etrafını sarsalarda ben hala aynı şekilde lalisayı sarsıyordum.
"lalisa uyan sadece bir rüya" dedim bakışlarım diğerlerini bulunca hepsi korkuyla yatakta yatan bir türlü uyanmayan lalisa ya bakıyorlardı. Annemle babam neyse ama kardeşlerimde korkulu gözlerle bakıyorlardı. Bakışlarımı tekrar lalisa ya çevirdiğimde hala aynı şekilde titriyordu.
"lalisa uyan güzelim hadi" dedim bir kez daha onu sarsarak lalisa bir anda gözlerini açınca yaşlı gçzlerle hepimize tek tek baktı uyku sersemi ile nerede olduğunu çözmeye çalışıyordu.Bakışları bana dönünce bir anda oturma pozisyonuna gelerek kollarını boynuma doladı ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Ben onun sarılmasıyla kaskatı kesilirken babam el işaretiyle diğerlerine çıkalım demişti. Lalisa ağlamaya devam ederken ben içimde ki bu duyguyla baş etmeye çalışıyordum o sarılınca içimde tarif edemediğim bir mutluluk olmuştu neydi bu duygunun adı hiç yaşayamadığım abilik böyle bir şeymiydi. Lalisa kendine gelip ellerini boynumdan çekince onu geri yatağa yatırıp üstünü örttüm benim üstünü örtüğümü görünce bana bakınca konuşmam gerektiğini anlayarak söze başladım.
" iyimisin" diye sordum sorumla başını aşağı yukarı salladı aklıma konuşamadığı gelince ayağa kalkarak odada bulunan çalışma masasında ki kağıt ve kalemi alarak tekrar yanına oturdum ve eline verdim.
"bana demek istediklerini yazarsın" dedim o ise şaşkın bir şekilde başını sallayıp yazmaya başladı. Yazması bitince kağıdı bana doğru çevirince yazdığını okumaya başladım.
" odamda ne yapıyordunuz hepiniz" diye yazmıştı
" yemek saati gelmişti annemde seni çağırmamı söyleyince seni çağırmak için odana geldim odandan sesler gelince merak edip odana girdim sen yatakta uyurken titriyordun uyandırmaya calıştım uyanmadın sesime annemgil geldi sonra uyandın " dedim benim söylediklerimle gülümseyip yazmaya başladı ne yazdığını merakla bekliyordum yazması bitince bana çevirince okumaya başladım.
" tesekkür ederim " yazmıştı tam neden diye soracaktım ki anlamış gibi tekrar yazmaya başladı. Yazdığını gösterince elinde ki defteri alarak okumaya başladım.
" kabus gördüğümü bildiğin halde yanımda kaldığın için şimdiye kadar kimse benimle ilgilenmemişti onun için teşekkür ederim abi" yazmıştı. Ben okuduğumla öylece kalakalırken o hala gülümsüyordu. Ne demişti o bana abi mi...