38

770 Words
Olaydan sonra bir de diğer tarafın neler yaşadığını anlamanız için Ahu'nun ağzından yazılmış bir ara bölümdür. Keyifli okumalar❤ Medya: Ahu Bölüm ithafı: ozgurruhhh ♥ * Ahu Güney'den... Nereye gideceğimi bilemeyerek yürüdüğümüz yolu geri dönmüş, okula gelmiştim tekrardan. İçimde yıllardır söyleyemediğim sözlerin ağırlığı vardı. Dökülmüştüler dudaklarımdan ama ben hafifleyememiştim. Kendimi iğrenç hissediyorum. Ve bu yeni olan bir şey değildi. Hayatım rayından çıkalı çok olmuştu. Mutlu rolü yapmaktan yorulmuştum artık. Gerçekten mutlu olmak istiyordum. Hayatta bir kez olsun istediğim şeyin olmasını istiyordum. Olmuyordu. Şu saatten sonra da oluru yoktu. Okula girer girmez kendimi ilk gördüğüm ağacın altına atmıştım. Çimlerin üzerine otururken üstümün kirleneceğini hesaba katmadım. Şu an bir anlamı yoktu elbiselerimin kirlenmesinin. Ben içim kirlenmiş gibi hissediyordum. Boş bakışlarım çimlerin üzerinde gezinirken Esat'ı düşündüm. Onu sevişimi, sevdiğim yerden yıkışımı, yerle bir edişimi... Ben kendi anne babamı hatırlamıyordum, ben çok küçükken vefat etmişlerdi. Daha 4 yaşındayken ben farkında olmadan hayatım değişmişti. O günden beri amcamlarda yani Asudelerde kalıyordum. Küçüklüğümden beri geliyordu bu içimdeki iğrençlik ve dışlanmışlık hissi. Amcam ve yengem sağ olsunlar bizi karşılaştırmaktan bir an vazgeçmemişler, bizi bilmediğimiz bir yarışın içine sokmuşlardı. Ve o yarışın hep tek bir kazananı oluyordu. Asude. Kendisi şımarık bir kızdı. İsteğini yapan, yaptıklarının sonucunu hesaba katmayan biriydi. Bir kez olsun yargılanmamıştı kimse tarafından. İtiraz edilmemişti. Onaylanmıştı hep. Pohpohlanmıştı. Neden onun her istediği olurken benim isteklerim gerçekleşmiyordu? Hayatım bu sorunun cevabını bulmakla geçti. Hala da bulabilmiş değildim. Belki de sorun bende diye düşünürdüm küçükken. Onun gibi olmadığımdan sevilmiyordum belki de. Bu yüzden onun gibi davranmaya karar verdim. O, ben ve Erdinç. Lisede hep beraber takılırdık, eğlenirdik. Her ne kadar onun eğlence anlayışı erkeklerle uğraşmak olsa da ben öyle değildim, kendi halimde takılırdım. Tek dostum Erdinç'ti. Asude beni bir erkek yüzünden ektiğinde onunla beraber vakit geçirirdim. Mutlu rolü yapardım yanında. Herkesin yanında yaptığım gibi... Sonra hayatımıza Esat dahil oldu. Onu okulda gördüğüm ilk an etkilenmiştim. Hiç konuşmamasına rağmen dikkatimi çeken tek kişiydi. Ondan hoşlanmıştım. Ona açılacak cesaretim yoktu ama sevmiştim işte. Bunun Asude'yle aramızda yeni bir savaşa yol açacağının farkında değildim. Ancak farkına varmam uzun sürmedi. Bir gün Esat yanımıza geldi, ben heyecanla ona bakarken o Asude'yle konuşmak istediğini söyleyerek tüm heyecanımı söndürdü. Asude salına salına yanımdan Esat'la birlikte uzaklaşırken anladım aynı savaşta yer aldığımızı. Ve her zamanki gibi o savaşta mağlup olduğumu. Kazanan yine oydu. Bir kez daha sevdiğim bir şeyi elimden almıştı ve bunun farkında olmamıştı bile. Sevgili olduklarında onlara hep imrenerek baktım uzaktan uzağa. Bir kez olsun ağzımı açıp tek söz etmedim. Asude'nin Esat'ı defalarca aldatışına sessiz kaldım. Söylediği yalanlara göz yumdum, arkasını topladım, tartıştıklarında aralarını ben yaptım. İyi kuzen rolündeydim. Rolümün perde arkasında onları ölesiye kıskanıyordum. Kuzenim olması buna engel değildi, aksine nedeni buydu. Ailenin gözde kızı her zaman o olurdu. O olmak zorundaydı. Benim hiçbir söz hakkım olamazdı hiçbir şeyde ve hiç kimse de. Bu duruma 16 sene boyunca katlandım. Sonunda o gittiğinde mutluydum. Amcamlar benimle ilgileniyordu, Esat benimle ilgileniyordu. Dostlarım yanımdaydı. Hayatımda mutlu olduğum tek anı da gelişiyle çaldı elimden. Mutluluğum kısa sürdü. Döner dönmez tüm ipleri eline aldı. Saltanatını geri kazandı. Önce evde, sonra ise okulda. Ben artık bu duruma katlanacak sabırda değildim. Başta Asude'yle konuşmayı denedim ama o yine saçma uğraşlarından birindeydi, beni sallamadı. Sonrasında Esat'a gittim. Tek isteğim Asude'nin gittiği o ilk güne geri dönmekti fakat yanlış sözler çıktı ağzımdan. Esat'ı üzecek sözler... Sevdiğini üzer miydi ki insan? Sanırım Esat haklıydı. Ben onu gerçekten sevmiyordum belki de. Asude'ye olan hırsımın kurbanıydı yalnızca. "Ahu!" Dibimden gelen sesle başımı kaldırdım. Karşımda telaşla bana bakan bir Erdinç vardı. "Ahu bu halin ne? İnsanların konuşmalarını duydum da geldim. Seni ilk defa bu halde gördükleri için konuşmaları normal tabii. Sonuçta bir Ahu Güney her gün okulda çimlerin üstünde otururken görünmüyor ama... Ah ne saçmalıyorum ben?" Bana doğru eğildi. "Neyin var? Neden ağlıyorsun?" Ağlıyor muydum? Çenemin titrediğini hissederken onu şaşırtacak bir harekette bulunup ona doğru atıldım. Kollarımı boynuna dolarken ne kadar sıkı tuttuğumun farkında değildim ama o an sadece buna ihtiyacım varmış gibi hissetmiştim. Hıçkırıklarım varlığını bana hissettirirken ağzımdan çıkan sözlere engel olmadım. "Ben çok kötü bir şey yaptım. Etrafımdaki herkesi tek tek kaybedeceğim kadar kötü şeyler söyledim. Bir tek sen kaldın yanımda. Erdinç... Sen de onlar gibi gitme olur mu?" Kaybetmekten korkar gibi yumdum gözlerimi. "Beni yalnız bırakma." Saçlarımı okşarken, "Şş," diye fısıldadı. "Merak etme esmer kuşum, ben yanındayım." Sırtımı sıvazladı sıcaklığıyla. "Seni yalnız bırakmayacağım."  * Anlatmadan hak vermeyeceğinizi bildiğimden Ahu'nun hayatına yer vermek istedim. Bu hikaye Umut ve Esat'ı konu alıyor olsa da diğerlerini de kapsıyor. Bu yüzden onların hayatlarına böyle kısa kısa değineceğim. Bir sonraki kim olsun istersiniz? Ahu'nun iç dünyası hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bölümle birlikte ship bahislerini açıyorum sldkghsdg Erdinç&Ahu? Erdinç&Rabia? Asıl bölüm yine cumartesi günü gelecektir. Seviliyorsunuz ♥
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD