Armi odasına dönüp aceleyle uyduruk dolabının kapağına el atarken, pencere canımdan yansıyan görüntüsü dikkatini çekti. Sıcak bir tencere kulpu avuçlamış gibi aceleyle elini çekip gözlerini açıp kapatarak gördüğünün gerçek olup olmadığını algılamaya çalıştı. Saçları bir acayipti, üzerindeki tişörtü de ama hepsinden kötüsü asetatlı kalemle alnına yazılmış "Hain kuzen" yazısıydı. Camdan ters yansıyan yazıyı okuyabilmek için aceleyle el aynasını alırken parmakları titriyordu. Dikkatli baktığında okuyabildiği yazı ile aynayı yatağın üzerine salladı. Elini saçından geçirerek bir kaç kere yerinde tepindikten sonra çığlıklarını kapının tekrar çalınması ile yutarak aceleyle soyunmaya başladı. Ne olursa olsun bugün dışarı çıkacaktı. Aren ile görüşecekti. Püren'den bu yaptıklarının hesabını sormak

