Haberci Rüya

1097 Words
Devran ağa arabadan indiği gibi deponun kapısını sert bir şekilde açıp, yerde ağzı yüzü dağılmış şekilde yatan adamın karşısına dikildi iri cüssesiyle. Gözlerini öfke bürümüş yerde yatan adamı yakasından tuttuğu gibi kaldırdı. -"Sen kimsin lan it ! Sen nasıl savunmasız bi kadına dokunursun" diye bağırıp ardından bi yumrukla tekrar yere sermişti adamı. Yiğit kafasını kaldırıp karşında öfkeden deliye dönen adama bakmıştı.Belli ki bu adam onu burdan sağ çıkarmayacaktı. Korkulu gözlerle Devran’a bakıp -"Affet abi bi daha çıkmam karşına. Evinin yoluna çıkmam, affet” diye yalvarıp yakarmaya başladı. Ama Devran onu bu kadar kolay salmazdı. Devran ağa bi kadının canını yakan şerefsizi ölüden beter hale getirmeden bırakır mıydı hiç ? ... Evin yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı , gözünü açmasıyla korkuyla yataktan fırladı. Neredeydi? Nasıl gelmişti buraya? Şaşkın şaşkın etrafa bakınırken Rojdanın odaya girmesiyle bi ohh çekti. -" Nasıl geldim buraya Rojda ? Ne oldu bana" diye sordu arkadaşına. Rojda elindeki tepsiyi masaya bırakıp sarıldı Evin’e. Çok korkmuştu Evin’i öyle görünce. -"Kuzum anlatıcam gel otur yorma kendini" diyip arkadaşını camın önündeki koltuğa oturttu. -" Tören çıkışındaki hadiseden sonra arayamadım seni canım. Kendime anca gelebildim kusura bakma. Normalde bugün Mardin'e dönecektik abimle. Gitmeden seni son kez görmek için yurda geldik ama senin öyle yere yığıldıgını görünce çok korktum" diyip tekrar sarıldı arkadaşına. Evin amcasıyla olan konuşmasını hatırladı. Annesinin adı geçince kendini kaybetmişti. Yavaş yavaş hatırlamaya başladı. -" Teşekkür ederim Rojda, Kusura bakma seni de korkuttum" diyip sahte bi tebessüm etti. -" Evin, artık bana birşeyleri anlatacak mısın kuzum? Kaç senedir arkadaşız, kardeşiz ama ben seninle ilgili hiç bişey bilmiyorum. Kimdi tören çıkışında gelen adam? Ne istiyor senden? Sen bayılmadan saniyeler önce hızla yanından uzaklaşan araba.. Aynı kişi miydi? Evin başını eğdi, Yıllardır kendisiyle ilgili Rojdaya tek bahsettiği şey annesiydi, annesinin ölümü. Daha sonra başına gelenler.. Kendi dışında kimse bilmiyordu yaşadığı kabusu, bilmeyecekti.. " Korkma canım. Bir daha rahatsız edemez beni,zaten yakalanır bir kaç güne bunu bil yeter. Ben artık gideyim sizi de yolunuzdan alıkoydum zaten" diye ayaklandı. Aslında kaçıştı bu. Çünkü biliyordu Rojda ardı arkası kesilmeyecek sorularla herşeyi öğrenmek için elinden geleni yapacaktı. Bunca zaman hiç kimseye hayatıyla ilgili tek kelime etmemiş bundan sonra da anlatmayacaktı. Acılarını kimsenin görmesine müsade etmeyecek güçsüz yanını kimseye göstermeyeceğine dair söz vermişti kendine. Rojda ne kadar ısrar etse de Evin gitmeye kararlıydı. İki arkadaş tekrardan sarılıp vedalaştı. Evin kapıdan çıkacakken Devran ile burun buruna gelmesiyle kaldı öylece ikiside. Devran bu kadının gözlerinde kayboluyordu adeta. Baktıkça bakası geliyor, gözlerini bir an olsun çekemiyordu. Evin kendine böyle derin bakan adama şaşkınca bakıp iki adım geriye gitti. Bir çok kez denk gelmişti Devranın kendisine böyle bakışına. -"Yine yardımıma yetişmişsiniz teşekkür ederim. Yolunuzdan alıkoydum sizi kusura bakmayın" dedi Evin. Devran silkelenip kendine gelmişti. Bu kadının karşında dili lâl oluyordu. -"Estağfurullah.." diyebilmişti sadece. Oysa yüreğinden geçenler diline dökülse başka türlü olabilirdi.. Devran ağa Evin'e tutulmuş, kalbi Evin'i gördükten sonra atmaya başlamıştı sanki.. -"Yolunuz açık olsun Rojdacım.. Sizede tekrar teşekkür ederim hersey için Devran abi dedi. evden çıkıp kendini bekleyen taksiye ilerlerken, Devranın işaretiyle kapıdaki adamı taksiyi göndermişti. Evin şaşkınca dönüp baktı Devran’a -“Ne oluyor ?” diye sordu. -“Güzelim, hadi sen gir eve ben Evin’i gideceği yere bırakıp geliyorum.” diyip kardeşini gönderip Evine doğru yürüdü. -“ Dün yaşananlar, bugün seni baygın bulmamız, o adamın hala yakalanmaması, ben bıraksam daha iyi olur seni” dedi Devran. Evin şaşırmıştı, Devran ağa gibi sert, soğuk bi adamın bu kadar ince düşünmesine. Hele o gözleri, bakışları.. insanı içine çekip alırcasına uzun, derin.. “Salak mısın kızım kardeşinin arkadoşısın, kardeşi gibi görüyo işte, belki de acıdı haline kendine gel!!” Kendi kendine konuşmasına son verip nihayet cevap verebildi -“ Zahmet olmasın size, ben halledebilirim Devran abi. Zaten iki gündür dert oldum kaldım başınıza.” -“Olmaz.. yani zahmet olmaz.. Hadi geç arabaya” Diyip bindi şöför koltuğuna. - Devran içinden kendine okkalı bir küfür savurdu. "Kız kardeşinin arkadaşı ne diyecekti başka ah salak Devran hakim olamadın gözüne kalbine." diye sayıp sövmüştü kendine. Sessiz geçen yolculuğun ardından Evin’in yeni yuvasına geldiler, Devran arabadan inip bagajdan bavulları indirdi. Sonra da hafızasına kazır gibi sokağın her köşesine dikkatle baktı. -“Teşekkür ederim.” dedi Evin Devran cebinden kartını çıkarıp uzattı kıza. Karta bakıp -bu nedir?” diye sordu Evin. -“ Burada numaram yazıyo, bir sorun olursa muhakkak ara beni, çekinmeden.” Evin belli belirsiz bi gülümseme kondurdu dudaklarına. Devran farketmiş olacak ki -“Neden güldün? “ diye sordu her zamanki ciddiyetiyle Devran. -“ Bir sorun olursa ara dedin ya.. “ -“Eee..” -“ Aradım farzedelim. Mardin’den yetişebilir misin bana Devran abi?” Diye gülümsedi tekrar Evin. Devran bir kaç saniye sessizce baktı kızın gözlerine. -“ Sana bu dünya yetişemeyeceğim bir uzaklık yok.” diyip arabasına doğru iki adım atıp tekrar arkasına döndü Devran; -“ Abi demene gerek yok”. diyip dönüp bindi arabaya. Arabada oturup yan koltuğun camını indirip hala apartmanın önünde dikilip kendisine bakan kıza s -“Girsene içeriye” diye seslendi. -İyi yolculuklar Devran.. Ağa diye seslenip gülerek girdi içeriye Evin. 1 SENE SONRA Evin düzenini kurmuştu. Büyük bir otel de tercüman olarak iş bulmuştu. 1 senedir hayatında hersey yolundaydı. İşine gidip geliyor, boş zamanlarında yetimhanede ki çocuklara hediyeler götürüp onlarla zaman geçiriyordu. Son yaşananlardan sonra ne amcasını ne de Yiğiti bir daha görmemişti. Hatice sultan, oda Evinden sonra işi bırakmış memleketine dönmüştü. Sık sık konuşurlardı Evinle, kaç kere davet etmişti Evin’i adresini bile vermişti, ama Evin bir senedir kendini sadece çalışmaya vermiş gidememişti. Rojda ile sürekli konuşuyordu.Rojda bi kaç kez İzmir’e gelmişti. Evin’i ne kadar Mardin’e davet etse de Evin gidememişti yoğunluktan. Yine işten geldiği bi akşam duşunu alıp yemeğini hazırlayıp yemiş çok yorgun olduğu için direk kafasını yastığa koyduğu gibi uyumuştu. -"Burası neresi? Nasıl, nasıl geldim ben buraya ya." Durmadan yürüyordu Evin. Bir yandan koşar adımlarla yürüyor, bir yandan da bi insan görsem de nerede olduğumu sorsam diye içinden geçiriyordu. Bu dar sokaklar, taş evler çok güzeldi. Hayran hayran hem etrafı izliyor, hemde hala korkuyordu nasıl geldiğini nerede olduğunu bilmiyordu. Ne kadar yürüdüğünü bilmeden bi tepeye geldiğini farketti Evin. Başını kaldırıp önce gökyüzüne baktı, ne kadar da çok yıldız vardı. Daha önce hiç bu kadar yıldızı bir arada görmemişti. "Yıldızların düğünü var" diye mırıldandı içinden. Sonra etrafına baktı, ayaklarının altında kızıla boyamış bir şehir. "Neresiydi burası? Hem bu kadar güzel olup hem bu kadar hüzün dolu.. “Bu şehrin üzerine acı çökmüş, bu şehirin üzerine sevda ahı düşmüş.”dedi. -" Mâla te evdere.. Gelen sesle irkildi, nerden gelmişti bu ses? Ne demişti? Hangi dildi bu ? dengesini kaybedip , tam uçurumdan düşecekken bir elin kendisini tutmasıyla kan ter içinde uyandı uykusundan Evin..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD