İki Kaderin Evvelden Düğümlendiğini Nereden Bilebilirsiniz..❤️

1314 Words
Evin sinirle odasına gidip, kendine ait olan bir kaç parça eşyayı kutuya koyduğu gibi otelden çıkmıştı. Jehât odasının camından otelden çıkış yapan kadını izliyordu. İlk defa bir kadın tarafından posta konulmuştu adama. Oysa gözünün içine bakan bir lafıyla kendine divane olacak çok kadın vardı. -" Çok şımartmışlar seni Evin Hanım, görüşeceğiz" diyip masanın üzerinde duran telefonunu alıp çıktı odadan Jehât. Evin sonunda eve gelmişti. Oturup düşünemeye başladı, tekrardan iş bulması lazımdı. -"Ama önce biraz dinlenmem lazım, biraz tatil yapsam iyi olacak” diyip başını arkaya attı. Ilık bi duşun yorgunluğunu alacağını düşünüp yöneldi banyoya. Duşunu aldıp çıktıktan sonra Yemek siparişini verip, giyinmeden üzerinde ki bornozla uzandı koltuğun üzerine. Oldu olası banyodan sonra hemen giyinmeyi sevmezdi Evin. Günün yorgunluğuyla iki dk uzanayım diye yattığı koltuğun üzerinde uyuyakalmıştı. Zilin çalmasıyla sıçradı yerinden. "Off uyuyakalmışım, her yerim tutulmuş" diye söylene söylene kapıya gitti. Siparişim gelmiştir diye düşünüp, Kapıyı açmasıyla gözleri şaşkınlıkla açıldı Evinin. -"Ne işiniz var burada?" Jehât’ın karşında gördüğü kadınla dili tutuldu resmen. Üzerinde dizlerinin üzerinde kısa bir bornoz, saçları hafif nemli.. yutkundu adam istemsizce. Baştan aşağı süzdü kadını. Evin adamın bakışlarıyla döndü kendine baktı. Uyku sersemi bornozla açmıştı kapıyı , utanıp dudağının kenarını ısırdı. Taviz vermemesi gerekiyordu; -"Evet sana sordum Jehât Kozan burada ne işin var?" dedi. Kadının sesiyle silkelenip kendine geldi Jehât. -"Konuşmamız daha bitmemişti Evin hanım! Bende sözümü tamamlamaya geldim." diyip içeri bir adım attı. Evin elini sert bir şekilde adamın göğsüne vurup geri itti. -" Hop! Evime girmek için müsade aldınız mı Jehât bey? Bu ne saygısızlık!" diye durdurdu adamı. -"Benim için o konuşma orada bitti. Zahmet etmişsiniz buraya kadar" diyip kapıyı kapatacakken adam eliyle kapıyı itip,kadının kapatmasına mani oldu. Sert adımlarla kadının üzerine yürümeye başladı. Evin üzerine gelen adamla korkuyla geri geri gitmeye başladı. İçeri girmesiyle kapıyı sert bir şekilde kapattı Jehât. -"se..sen ne yaptığını zannediyorsun. Defol evimden" diye bağırdı Evin. Jehât kadını duymadan öfke taşan gözlerini kadının gözlerine dikmiş,üzerine yürümeye devam etti. Üzerine gelen adamla Evin de geri geri gidiyordu. Kalbi göğüs kafesini delip geçecek kadar hızlı atmaya başlamıştı korkudan. Geriye bir adım daha atmasıyla duvara çarptı kadın. Artık kaçacak mesafesi kalmamıştı. Adam kaçacak yeri kalmayan kadını iyice sıkıştırıp duvara, aralarında ki mesafeyi sıfıra indirdi. Eğildi kadının kulağına -" Sen kimsin Evin Taşçı?" Kadının kokusu adamı mest etmişti. Gözlerini kapattı derin bir nefes aldı, ömründe böyle bir koku duymamıştı, iliklerine kadar hissetti çiçek kokusunu. -"kokun adamı deli eder" diye mırıldandı. Ama Evin duymamıştı. Korkudan kafasını kaldıramıyordu. Geçmiş geldi aklına, yiğitin ona saldırdığı an geldi. Kalbi sıkışmaya başladı, nefes alamadı kadın. Elini kulaklarına bastırıp -"Yapma, bırak beni" dedi zar zor çıkan sesiyle. Ama adam duymadı. Kadının kokusu onu büyülemiş, kendinden geçmişti adeta. Kafasını daha çok yaklaştırdı Evinin saçlarına. O an kendini kaybetti Evin. -"Bırak beni, bırak. Yapma. Bi daha olmaz, olmaz" diye bağırmaya başladı. Adam kadının çığlıyla kafasını geri çekip baktı dizlerinin üzerine çökmüş, tırnaklarıyla kollarını kanatıp, bişeyler mırıldanan kadına. -Ne oldu Evin hanım? Sabah ki cesaretinden eser kalmamış.” dedi tüm soğukluğuyla. Evin adamın sesiyle kendine geldi. İçinde bulunduğu duruma baktı önce bi kaç saniye. Sonra kaldırdı başını, baktı adamın yüzüne içindeki tüm nefretini gözlerine dökmüştü adeta. Sakince kalktı oturduğu yerden, dikti kara gözlerini adamın gözlerine.. ardından odada yankılanan bir tokat sesi.. -"Bir daha bana bu kadar yakın olursan seni öldürürüm Jehât Kozan! Şimdi defol evimden" diye bağırdı. Adam ne kadar sinirlensene tek kelime etmeden çıkıp gitti. Evin az önce yaşananları düşündü. Atlattığını zannediyordu oysa ama bugün görmüştü, geçmiş hala zihninin bir köşesinde duruyordu. Eline telefonu aldı, 0850'li bir numara3 kez aramıştı. Numarayı tekrar aradığında dalgınlıktan adresi yanlış verdiği için yemek siparişi iptal edilmişti. Zaten yemek yiyecek iştahı da kalmamıştı. Üzerini değiştirip hemen yatağa girip kendini uykuya verdi. Jehât'ın gözüne tüm gece uyku girmedi. Bugün olanlar gururuna dokunmuştu. Hem çalışanların önünde bi kadından posta yemişti, hemde aynı kadın ona tokat atmıştı. Hayatında yediği ilk tokat, gururuna dokunmuştu. -Tekrar görüşeceğiz Evin hanım, tekrar görüşeceğiz.” "bu gece sana uyku haram" diyip balkona çıktı. Pakette ki son sigarayı da yakıp oturdu, gözlerini kapatıp kafasını geri yasladı, hafiften gelen rüzgarla çiçek kokusu doldu genizlerine kadar.. Evinin kokusu.. gözlerini açıp bakındı etrafına. Gelen mesajla telefonu aldı eline, yüzü düşmüştü Jehâtın -" yarın dönüyorsun değil mi?" mesaj Asmindendi. Cevap vermeden telefonu kapatıp bıraktı masaya. Başını iki elinin arasına alıp "off" çekti derinden. Cebindeki yüzüğü çıkarıp istemeye istemeye de olsa taktı parmağına. Babasıyla o tartışmadan sonra iki gün boyunca eve gelmemiş, Hakkı ağa oğlunun bu evliliğe güzellikle razı gelmeyeceğini anlayınca emrivaki yapıp kardeşine yüzük takılması için haber salmıştı. Jehât bunu duyduğunda öfkeden deliye dönmüş, ama karşı çıkarsa aile arasında huzur kaçar en önemlisi de Asminin Mardin de adı çıkar diye mecburen razı gelmişti. Tek şartı bu sözün aile arasında yapılmasıydı, onu da ailesi kabul etmişti. BİR HAFTA SONRA Evin uçaktan inip havaalanında kendisini bekleyen araca doğru yöneldi. Bir saatin ardından sonunda gelmişti. İlk defa geldiği bi şehirdi ama içi anlamsız bi huzur doluydu. Araç hareket etmiş, mardinin taş evlerini, dar sokaklarını, sokakta oynayan çocukları tebessümle izliyordu Evin. Aracın durmasıyla indi kadın arabadan. Karşısında koskoca bi konak vardı. Kapıda duran adamlar genç kadına şaşkın gözlerle bakakaldı. Hafiften esen rüzgar Evinin saçlarını savuruyordu,giydiği desenli, derin sırt dekoltesiyle tüm gözlerini üzerine çevirmeyi başarmıştı. Büyük ahşap kapının açılmasıyla Rojda sımsıkı sarıldı Evin’e. iki arkadaş bir müddet ayrılmadı birbirinden, -"kızım çok özledim seni, ne iyi ettin de geldin" diyip tekrar sarıldı Rojda. "Bende çok özledim canım, baktım senin geleceğin yok ben kaçtım geldim. Umarım ailenden yana sorun çıkmaz" -"saçmalama, annem seni bekliyor, o kadar çok senden bahsettim ki emin ol hiç yabancı gibi hissetmeyeceksin canım, abimlerin haberi yok zaten daha önemli de değil.hadi içeri geçelim annem içerde" diyip merdivenlerden yukarı çıktılar. Zümrüt hanım karşında gördüğü kızı baştan aşağı süzüp kaşlarını çattı. -"Hoşgelmişsin kızım" diyip Evine elini uzattı. Evin karşında ki sert mizaçlı kadından biraz çekinmişti. Yaşlı kadının elini öpüp -"Hoşbuldum Zümrüt teyze" dedi. Rojda annesinin Evine bakışlarından rahatsız olmuştu. -" Gel Evin ben sana odanı göstereyim. Daye yemek hazır olunca ineriz aşağıya biz" diyip arkadaşını da alıp çıktı salondan. Zümrüt hanım Evinden hoşlanmamıştı, daha doğrusu giyimi onlara göre değildi. -" Ah keçamin ah , arkadaş diye eve getirdiği kıza bak. Çıplak çıkmış sokağa xode xode" diye söylenmeye başlamıştı. Ah birde duysa ki oğlunun bir senedir gözünün ferini söndüren kadının o olduğunu kalbine inerdi yaşlı kadının. Rojda Evini konağın en üst katında ki misafir odasına çıkardı. "Rojda daye ne demek ?" diye sordu Evin. Rojda Evinin aksanına şaşırmış, sonra bi kahkaha patlattı. -" bi insanın ağzına Kürtçe bu kadar mı yakışmaz ya, daye anne demek canım" diyip gülmeye devam etti. Evin kendisine gülen arkadaşıyla kaşlarını çattı. İki arkadaş bir süre daha odada hasret giderip yemeğin hazır olmasıyla aşağı indiler. Evin merdivenlerden yavaş adımlarla inerken, Devran da konağın kapısından girdi içeri. Kafasını kaldırmasıyla merdivenlerde süzülen kadınla kalakaldı öylece olduğu yerde. Çivilenmisti adeta ne ileri gidebildi ne geri. Gözlerini alamadı kadından. Bir senedir kaç kere aramak istese de arayamamış , kaç kere gidip konusmak istemiş hep vazgeçmiş, hep uzaktan izlemişti, izletmişti . Kendine haram kılmıştı adeta hasretinden yandığı kadını. Devran ağa Evine fena tutulmuştu. Evini gördükten sonra geceleri daha çok sevmeye başlamıştı adam. Her gece çöktüğünde saatlerce gökyüzünü izlerdi,Evinin gece karası gözlerini izler gibi.. -" Hoşgelmissin kure min, sofra seni bekler." Anasının sesiyle kendine geldi Devran. -"Hoşgeldin Evin" diyip masadaki yerine geçip oturdu adam. Evinde "hoşbuldum " diyip gülümseyip yerine geçti. Yemekler yenmiş, çaylar gelmişti.Herkes avluda oturmuştu. Devran anasına; -" Merdan nerede daye? Saat kaç oldu nerede bu çocuk?" diye sormasıyla Merdan avluya girdi. -"merhaba benim güzel ailem" diye sırıtarak geçip oturdu yerine. Kafasını çevirmesiyle Evine baktı, "Misafirimiz kim? Aa pardon hoşgeldiniz" diyip evine elini uzattı. Evinde ona karşılık verdi. -" Abi Evin, üniversiteden arkadaşım, Evincim bu da abim Merdan" dedi Rojda. Merdan durup iki saniye kıza bakıp ardından gülümseyip -" Evin.. çavê şevê Evin" dedi. -"anlamadım ne dediniz" diye sordu Evin. Merdan abisine bakıp sırıtmaya başladı. Ateş saçan gözlerini dikti Devran kardeşinin üzerine. Kafasını salladı iki yana, sus dercesine. Ve döküldü Merdan’ın dudaklarından, ölüm fermanını imzalayan o üç kelime; -"Gece gözlü Evin..”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD