Eşyalarımı çantama yerleştirdikten sonra yatağa çökerek çantayı ayaklarımın dibine bıraktım. Geldiğim günkü gibi tek sırt çantasıyla dönüyordum. İlk geldiğim gün yaşananlar daha dün gibi aklımdayken, buruk bir gülümsemeyle kafamı iki yana salladım. “Günler çabuk geçiyor” derken, aklıma geçen günlerle birlikte büyüyen oğlumun fotoğrafları gelmişti. Fotoğrafları tarih sıralamasına koyduğum için geçen günleri farkına varmak daha kolaydı. Derin bir nefes alarak boşalmış eve baktım. Gideceğim gün belli olduktan sonra eşyalarımı arkadaşlarıma dağıtmış, sadece yatağımı bırakmıştım. Şimdi ev geldiğim günkünden pekte farklı değildi. Sadece biraz daha temizdi. Telefonum çaldığında gitme vaktinin geldiğini anlayarak sırt çantamı alıp ayağa kalktım. Kapıya gittiğimde dönüp son kez dört yıldır evim

