Konağın pencerelerinden süzülen soluk ay ışığı, gelin odasının soğuk taş zeminine vururken, zaman Elif için adeta durmuş gibiydi. Evlendikleri günden bu yana geçen aylar, genç kız için her günü bir öncekinden daha karanlık bir işkence silsilesine dönüşmüştü. Kenan’ın içindeki o geçmek bilmeyen öfke, bacağındaki sakatlığın ve aşiret işlerindeki sıkışmışlığın acısı her geçen gün daha da katlanıyordu. Bu öfkenin tek hedefi ise odanın köşesinde bir gölge gibi yaşayan Elif’ti. O gece, koridorda yankılanan o meşum koltuk değneği sesleri odanın kapısında durduğunda, Elif içindeki tüm savunma mekanizmalarını devreye sokarak oturduğu sedirde büzüldü. Kapı hızla açıldı; Kenan, gözleri öfkeden kararmış, nefesi alkol ve tütün kokan bir halde içeri daldı. Değneklerini duvara fırlatıp yatağın kenarına

