Konağın koca avlusuna çöken o zifiri karanlık, taş duvarların arasına gizlenmiş olan fısıltıları ve sinsi planları örtmeye yetmiyordu. Gece yarısını çoktan geçmişti. Un fabrikasının hisse devir imzalarının atıldığı o gergin meclisin ardından, konağın başodası boşalmış, geriye sadece ağır bir tütün kokusu ve masanın üzerinde bırakılan boş kahve fincanları kalmıştı. Yaşlı ağalar, bir kadının, hem de Mustafa Usta’nın kızının koca aşiret meclisinde koyduğu o kesin tavır karşısında ezilerek konaktan ayrılmışlardı. Elif, odasının penceresinden o siyah lüks arabaların arkalarında toz bırakarak köyün karanlık yollarında kayboluşunu izledi. Elini yavaşça karnına, o her geçen gün biraz daha belirginleşen kavisin üzerine koydu. Karnındaki kımıldanış, ona bu yabancı ve soğuk dünyanın ortasında neden

