Gelinlik, üzerindeki tüm o işlemelere ve beyazlığa rağmen Elif’in sırtında bir kefen gibi ağırlaşmıştı. Konağın o devasa, işlemeli ahşap kapısından içeri adım attığı an, üzerine çöken taze kurbanlık kokusu ve avluda yankılanan zılgıt sesleri kulaklarını tırmalıyordu. Kenan, koltuk değneklerine dayanarak hemen sağında yürüyor, her adımında sol bacağını acıyla ve topallayarak arkasından sürüklüyordu. Yüzünde, yaşadığı o kanlı pusunun verdiği asabiyet ve tüm köye karşı ayakta olduğunu kanıtlama çabası vardı. Avlunun ortasında durduklarında, Kenan’ın annesi elindeki çömleği Elif’in ayaklarının dibine fırlattı; toprak çömlek büyük bir gürültüyle kırılıp parçalara ayrılırken, köylüler alkış tufanı kopardı. Bu adet, güya eve bereket ve itaat getirecekti; oysa Elif için kırılan o toprak parçaları,

