Konağın kalın taş duvarları arasına sıkışmış o gelin odasında, zaman kendi acımasız ritmiyle akmaya devam ediyordu. Yaşanan o zorlu ve fırtınalı ayların, dökülen gözyaşlarının ve bedensel sızıların ardından, odadaki iklim yavaş yavaş tekinsiz bir sessizliğe ve ardından tuhaf bir kabullenişe doğru evrilmeye başlamıştı. Kenan, içindeki o yıkıcı öfkenin ve sakatlığının yarattığı hırçınlığın Elif'in ruhundaki o sarsılmaz kaleyi yıkmaya yetmediğini nihayet anlamıştı. Elif ise, Mehmet'in hayatta kalması uğruna kendi elleriyle üzerine kilitlediği bu zindanda, tamamen yok olmak yerine hayatta kalmanın ve bu topraklara kök salmanın başka bir yolunu bulmak zorunda olduğunun farkındaydı. O gece, odadaki gaz lambasının cılız ve sarı alevi, duvarlara vuran iki gölgeyi her zamankinden daha yakın göster

