Karşımda ilk ve son kez gördüğümü düşündüğüm Özcan vardı. Onu ilk gördüğüm halinden eser yoktu üstelik. Yüzünün her yeri yara içindeydi ve eminim sadece yüzü böyle değildi. Ben ona korkuyla bakarken o gülümsedi. Yine, yine ve yine gülümsedi. “Farah Hanım… Korkuyor musunuz benden? Korkmayın lütfen. Birer kahve içeceğiz sadece. Ama burası,” dedi önünde olduğumuz binaya bakarak “Pek kahve içebileceğimiz bir yer değil. Bize daha uygun bir yere gidelim, değil mi?” Ne cevap vermem gerektiğini hatta cevap vermeli miydim onu dahi bilmiyorum. Bir ona bir yere bakarken ben, hafifçe gülüp bana doğru yaklaştı ve kolumu nazikçe tutup beni çekiştirmeye başladı. Ama asla canım yanmıyordu. Ya da ben hissetmiyordum. Başka bir arabaya bindiğimiz esnada telefonumu elinde tutan adamın, telefonumu kırarak par

