Telefonumu titreşime alıp cebime koyduktan sonra mutfağa döndüm. Leyla sofrayı kurmuş, çayları kupalarımıza dolduruyordu. Benimki düz beyaz üzerine siyah zambaklı bir kupaydı, onunki ise düz siyah. Bunları aldığımız günü anımsadım. Onunkini ben, benimkini de o seçmişti. Bu eve ilk taşındığımızda eşya bakmaya gitmiş ve hemencik çandanlıkla bu kupaları almıştık. Çünkü o kahvesiz, ben de çaysız yapamıyordum. Kısacası bu evde ilk çaylarımızı bu kupalarda içmiştik. Küçük detaylara bile dikkat eden biri olarak Leyla'nın uzun süre sonra bu kupaları yeniden kullanması beni duygulandırmadı diyemem. Gülümseyerek geçip yerime oturdum. Leyla çaydanlığı yerine bırakıp, karşımdaki sandalyeye geçti ve elbette meraklı köfteci gibi sorgulamaya başladı. "Ee kimdi o kadar konuştuğun kişi? Pişman mı olmuş b

