Kahvaltı ederken hissettiğim tek şey rahatlıktı, burada olduğum hiçbir an benim için huzurlu olmamıştı ama şimdi, yan tarafımda oturmuş olan adamın aklına düşürdüğüm şühpenin salgıladığı rahatlık vardı üzerimde. O başını önünden kaldırmıyor, ara sıra maillerine bakıyordu ama ben zevkle onu izliyor, bakmıyor olmasının rahatlığıyla göz hapsinde tutuyordum. Acaba kim kimi esir etmişti? Kahvaltıdan sonra Akın evden çıktı. Ona nereye gittiğini sormadım, çünkü bu beni ilgilendirmezdi zaten. Sonrasında tüm günümü salondaki koltukta oturup ayaklarımı uzatarak ve bazen de Hayri ile oynayarak geçirdim. Boşa giden günlerime mi yansaydım, yoksa her geçen gün beni boş geçmeyen günlerime mi, bilmiyordum. Mehmet Akcan'ın nereye olduğunu bilmediğim için kulağım hep ön ve arka kapıdaydı. Her an boğazım

