Defne yüce

1948 Words

Havsa mahredova ... Ankara’nın ortasında, zamanın ve mekânın ruhu bir anda donup kaldı. Çağatay’ın kollarının arasında bir hayalet gibi dururken, onun sarsılan omuzlarından yayılan o saf acıyı iliklerime kadar hissediyordum. Beni kucaklamıyor, sanki toprağın altından birini çekip çıkarmaya çalışıyordu... "Defne değil..." dedim tekrar, sesim bu sefer daha sert, daha gerçekçi. "Çağatay Bey, ben Havsa. Kendinize gelin." Elleri omuzlarımdan yavaşça aşağı kaydı. Gözlerindeki o yaşlı bulut dağılıp yerini acı bir ayılmaya bıraktığında, yüzünde oluşan o ifadeyi hayatım boyunca unutamayacaktım. Utanç, özlem ve derin bir boşluk... gözleri bir an sanki yanlış bir şey yapmış gibi bana bakmaya cesaret edemiyordu. "Bağışlayın" dedi, sesi çatallanarak. "Güneş yansıdı... saçlarınız... Bir an için o ge

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD