bir yıl sonra... Havsa mahredova... bir sandık vardı, üstü işlemeli, yanları tahtadan... içinde bana dikilen beyaz bir elbise, evleneceğim gün kocamın evine götüreceğim çeyizler. kırmızı patiler, yöremin kendine has, işlemeli yelekleri... hepsi on yaşındaki Havsa mahredova için di. küçük, kızıl saçlı, açık yeşil gözlü Havsa için... Moğolistan onun için bir memleket değil, bir mezardı... yıllardır açılan, kanayan ve unutması zor bir mezar... " semaver de çay var... Gambaatar birazdan gelir" annesinin o bülbül sesi yankılandı kulaklarında. sevgi, mutluluk ve ışık gibi. " Barak abinde çok sever mantıyı... sen de söyle bozkır çiçeğim... sen ne yemek istersin" gözleri bir an yerde ki beyaz, kanlı eldivenlerie takıldı. sevmesdi yemek seçmeyi, ama annesi sırf sorduğu için kendini şım

