“Ben senin karınım. Elbette bana haber verdiler.” dedim. Sesim düşündüğümden daha sakindi. İçimde biriken onca şeye rağmen kelimelerim yerli yerindeydi. Ne sitem vardı ne de hesap soran bir ton. Sadece bir gerçek. Benimde çok bayılmadığım ama gerçek olan bir durum. Miran kaşlarını kaldırdı. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. O kıvrım, alayla yorgunluğun karışımıydı. “Senin yerinde olsam,” dedi, sesi hala güçsüz ama dili bildiğim Miran ’dı, “biri bana böyle davransa ölsün derim. Sen biraz salaksın herhalde.” İçimden bir şey koptu mu? Evet. Sinirlendim mi? Elbette. Ama karşımda günlerce ateşle yanmış, ölümle pazarlık etmiş bir adam vardı. O an ona bağırmak, içimde tuttuklarımı yüzüne fırlatmak bana yakışmazdı. Ben bunu kendime yakıştıramadım. “O senin karakterin,” dedim, gözleri

